sendromlar.com https://www.sendromlar.com Sendrom, Sendrom Belirtileri ve Tedavisi tr-TR hourly 1 Copyright 2019, sendromlar.com Thu, 02 Feb 2017 00:00:00 +0000 Thu, 19 Sep 2019 00:00:00 +0000 60 Down Sendromu Kaç Kromozom https://www.sendromlar.com/down-sendromu-kac-kromozom.html Fri, 24 Aug 2018 05:41:58 +0000 Down Sendromu Kaç Kromozom: Diğer bir adı Mongolizm olan Down Sendromu ilk olarak 1866 tarihinde Dr John Langdon Down tarafından bir tür zeka geriliği olarak tespit edilmiştir. Down Sendromu hastalığın keşfinden sonra
Down Sendromu Kaç Kromozom: Diğer bir adı Mongolizm olan Down Sendromu ilk olarak 1866 tarihinde Dr John Langdon Down tarafından bir tür zeka geriliği olarak tespit edilmiştir. Down Sendromu hastalığın keşfinden sonra genetik olduğu düşünülmüş fakat bu ancak 1959 yılında tespiti yapılmıştır. Dünyada yaklaşık olarak yılda 660 yeni doğan bebek Down sendromu ile dünyaya geldiği düşünülmektedir. Down Sendromu insanlarda en sık görülen yapısal zeka bozukluğu türü olarak kabul edilmiştir. Normal bir insan da hücrelerin içerisinde 46 kromozom bulunmaktadır. Kromozomlar, insanların özelliklerine ait bilgileri depolayan DNA ve yapılarında moleküller içermektedirler. İnsan DNA'sında bulunan kromozomlar 46 adettir bu 46 kromozomların yarısı anneden yarısı da babadan gelirler.

Down Sendromu Kaç Kromozom dur Anne Ve Babanın Kromozomlara Etkileri; 

Erkeklerin cinsiyet kromozomları olan XY yapısında olup kadınların ise XX yapısındadır. Üremede, erkeklerden gelen her üreme hücreleri mayoz bölünmesi sonucunda 23X, 23Y olmak üzere farklı yapıda kromozom taşıyan olgun ve döllenmeye hazır spermlere haline gelmektedirler. Kadınlarda ise mayoz bölünme sonucunda her ikisi de 23X yapısına sahip döllenmeye hazır yumurta hücresi olur. Down sendromunda ise anneden bir, babadan bir olmak üzere iki adet gelen yirmi birinci kromozomun hücre içerisinde üçüncü kez yer alır. Yani anne ve babadan gelen bu 3. kromozomun, genlerde iki defa değil üç defa bulunmasıdır. İnsanlarda bulunan 46 kromozomun 44 tanesi bedensel yapı ve işlevsellikle ilgili iki taneside cinsiyet kromozomu dur. 

Down Sendromu Kaç Kromozom: 

Down sendromunda, anneden gelen kromozom zincirinde bozulma olmaktadır Mayoz bölünme sırasında herhangi bir nedenle tam olarak ikiye ayrılma gerçekleşmez ve yumurta hücresi mayozla ikiye bölündüğü zaman yirmi birinci kromozom ayrılmaz yani kadının yumurta hücreleri içerisinde 24 adet ve 22 adet kromozom taşıyan anormal yumurta hücreleri oluşmaktadır. Sperm 22 adet kromozom taşıyan hücreyi döllediğinde gebelik devam etmeyerek düşükle sonuçlanır.  Sperm 24 adet kromozomu taşımakta olan yumurta hücresi ile döllenmeyi gerçekleştirmiş ise oluşan Zigot 47 adet kromozom taşımakta ve 21 inci kromozomu 3 adet olan yapıya sahip olarak oluşmaktadır. Yirmi birinci kromozomun üç adet olmasına trizomi yani down sendromu denilmektedir. Genellikle düşük ile sonlandırılır. Düşük genelde gebeliğin erken dönemlerinde olmakta veya gebeliğin  yirminci haftasına kadar devam edebilmektedir. Yada erken doğum yaşanabilir. Bazı bebeklerde ise doğum gerçekleşene kadar yaşarlar ve down sendromlu olarak doğarlar.
]]>
4 Yaş Sendromu https://www.sendromlar.com/4-yas-sendromu.html Fri, 24 Aug 2018 20:26:02 +0000 4 yaş sendromu;  4 yaşına gelen bir çocuk dış dünyayı daha iyi tanımaya başlar. Çevresinde olup bitenleri anlar, soru sorarak ve oyun kurarak hayal gücünü geliştirir. 4 yaş sendromu 2 yaş sendromu gibi aileleri zorlayıcı ve 4 yaş sendromu;  4 yaşına gelen bir çocuk dış dünyayı daha iyi tanımaya başlar. Çevresinde olup bitenleri anlar, soru sorarak ve oyun kurarak hayal gücünü geliştirir. 4 yaş sendromu 2 yaş sendromu gibi aileleri zorlayıcı ve yıpratıcı değildir.  Çünkü 4 yaşına giren bir çocuk diğer çocuklarla oyun oynamaktan büyük zevk alır paylaşımcı olur. Arkadaşlarını ve ailesini zaman zaman kıskanabilirler. Aileler bu durumun geçici olduğunu bilmeli ve anlayış göstermelidirler. 4 yaşına gelen bir çocuk yatış saatini bilir, sabahları kalkınca kahvaltı ve kahvaltıda neler yenmesi gerektiğini ayırt edebilir ve anlayabilir. 4 yaş sendromunda ki çocuklar bazı davranışlarda abartılı olabilirler, aşırı tepki gösterip dikkat çekmeye çalışabilirler. Özellikle 4 yaş grubundaki çocukların hayali arkadaşları olur bu durumda gayet normaldir. Anne baba olarak takip etmeli ve endişelenmeden bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatmaları sağlanmalıdır. 

4 yaş sendromu yaşayan çocuklara nasıl davranmalı;  bu yaş grubundaki çocuklar ikili ilişkilerde uyum ara ara uyum sorunu yaşayabilir, çocuk kendisinin ve başkalarının arasındaki farkları keşfeder, cinselliğin farkına varır kendi cinsinden olanları kabullenir karşı cinsi dışlayabilir. Bu dönemlerde aileler sınır koymalı ve sebebini anlayabilecekleri şekilde atlatmaları gerekir. 
Kısacası 4 yaş sendromu yaşayan çocuklar ceza yöntemi, katı kurallar, kıyaslamalar yerine konuşarak güzellikle anlatmaya çalışılmalıdır. Aksi takdirde çocuğunuz ve sizin aranızda sürekli bir güven problemi  ve çatışma içinde olursunuz.
]]>
Savant Sendromu https://www.sendromlar.com/savant-sendromu.html Sat, 25 Aug 2018 14:22:19 +0000 Savant Sendromu, Otizim ile direkt olarak bağlantılıdır. Aşırı seviyede gelişimsel veya zihinsel yetersizliklerin yanında insanların çoğunda var olmayan  sıra dışı zihinsel becerileri bulunan kişileri tanımlamakta kullanılm Savant Sendromu, Otizim ile direkt olarak bağlantılıdır. Aşırı seviyede gelişimsel veya zihinsel yetersizliklerin yanında insanların çoğunda var olmayan  sıra dışı zihinsel becerileri bulunan kişileri tanımlamakta kullanılmaktadır. Savant sendromu olan hastanın genel zeka seviyesi ortalamanın altında olmasına rağmen bir ya da daha fazla alanda aşırı düzeyde bilgi donanımına sahiptirler. 

Savant sendromu bulgularının yaklaşık olarak yarısının otistik hastalığa bağlı, kalan kısmının da başka gelişimsel bozukluklar, zeka geriliği yada merkezi sinir sistemi bozuklukları ya da sinir sistemi yaralanmalarına bağlı olduğu tahmin edilmektedir. Savant sendromu kızlara oranla erkeklerde altı kat daha fazla görülür. Savant becerileri genel olarak beş kategori altında toplanmaktadır. Bu beceriler; sanat becerileri, müzik becerileri, matematik becerisi, takvim hesaplama becerisi, mekanik veya mekansal alanlarda becerilerdir. Savant sendromu olguları parçalı becerileri bulunan savantlar, yetenekli savantlar ve olağanüstü yetenekli savantlar olmak üzere üçe ayrılır. 

Savant sendromu doğuştan yada sonradan kazanılmış olabilir. Genel olarak savant becerisi doğumda meydana gelen bazı gelişimsel bozuklukların üzerine eklenerek çocuklukta kendini göstermektedir. Sonradan kazanılan savant becerileri sağlıklı gelişim gösteren kişilerde çocukluk veya erişkinlik döneminde geçirilen kafa travması veya merkezi sinir sistemi travması sonrası ortaya çıkabilir. Savant sendromu becerilerinin zaman içinde yok olması kural olmaktan daha çok istisnadır. 

Savant sendromu olanların becerileri yalnızca ezber belleğine dayanmamaktadır. Büyük ölçüde organize, alana özgü olan bilginin temsil edilmesi ve düzenleme becerisinin büyük ölçüde gelişmiş olduğu bilinmektedir. Savant sendromunda kendini gösteren nöropsikolojik profili açıklamak için pek çok teorik model meydana konmuştur. Savant sendromuna özgü yeteneklerin varlığı ve doğası ile ilgili pek çok soru günümüzde bile yanıtsız olduğundan bu konu ile ilgili araştırmalar daha da artarak devam edecektir.
]]>
Ayak Sendromu https://www.sendromlar.com/ayak-sendromu.html Sun, 26 Aug 2018 06:47:22 +0000 Ayak sendromu,  genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan bir hastalıktır. Ancak bununla birlikte tüm yaşlarda da görülebileceğini de unutmamak gerekir. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat daha fazla görülmektedir. Aya Ayak sendromu,  genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan bir hastalıktır. Ancak bununla birlikte tüm yaşlarda da görülebileceğini de unutmamak gerekir. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat daha fazla görülmektedir. Ayak sendromu günümüzde bir çok insanda vardır. Lakin bunun geçici bir durum olduğunu düşünerek doktora gitmemelerinden dolayı teşhis ve tedavi edilmemektedir. Çoğu insan bunun hastalık olduğunu bile düşünmez. Bu nedenle ayak sendromu halk arasında çok bilindik bir hastalık değildir. Gündüz normal hayatına devam eden kişiler havanın kararmasıyla beraber oluşan belirtileri genelde gün içerisindeki tempoya ve yorgunluğa bağlar. Ayak sendromu en fazla  akşam ve gece saatlerinde ortaya çıkar. Bu da kişiyi olumsuz etkileyerek hastalarda ciddi uyku bozukluklarına neden olur.  Ayrıca ciddi bir bölümünde uyku esnasında belirli aralıklarla bacaklarda ortaya çıkan istemsiz ayak hareketleri vardır. Bunlar da uykuyu etkileyerek kişinin kalitesiz bir uyku geçirmesine neden olarak ertesi gün yorgun dinlememiş olarak güne başlamasına neden olur. Ayak sendromu bazen tek ayakta bazende her iki ayakta olabilir. Hastalığın tanısında en belirgin özellik şikayetlerin ayağı sallamasıyla birlikte azalmasıdır. 

Ayak sendromu belirtileri, 
  • En belirgin özelliği istemsiz bir şekilde ayağını sağlamaktır. Kişi farkında olmadan oturur ve yatar pozisyonda sürekli olarak ayağını sallar. 
  • Belirtilerin akşam ve gece daha sık ortaya çıkması,
  • Ayağında hissettiği uyuşma da ayak sendromunun bir diğer belirtisidir. 
  • Kişinin ayağında hissettiği yanma,
  • Durup dururken iğne batırılmış gibi hissetmesi  iğnelenme, 
  • Karıncalanma ve beraberinde kaşınması, 
  • Son olarak da ağrı ayak sendromu belirtileri olarak sıralanabilir.  
Ayak sendromu tanı ve tedavisi,
 
Hastaların belirli bir kısmında ayak sendromunun nedeni tam olarak bulunamaz. Nedeni anlaşılamayan ayak hastalarının yaklaşık yarısında genetik olduğu düşünülür. Sıklıkla ileri yaşlarda görülmesinden dolayı vücutta oluşan demir eksikliği, ileri seviyede olan böbrek rahatsızlığı ve böbrek yetmezliği,şeker hastalığı, parkinson hastalığı, sinirlerde oluşan hasar, parkinson hastalığı gibi nedenlere dayanabilir. Bunun yanı sıra bazı ayak sendromu hamilelikle birlikte de ortaya çıkabilmektedir. Ayak sendromu teşhisi konulan kişilere uygulanan tedavi sonrasında bu hastalık tamamen iyileşebilmektedir. Uygulanacak ilaç tedavisiyle birlikte hastalığı rahatlatmaya yönelik uygulanacak yöntemler ile kişi normal sağlığına dönebilmektedir. Ayak sendromunun kötüleşmesine neden olan, bazı yan etkisi olan ilaçlar, stres,kafein, alkol ve sigaradan tamamen uzak durmak gerekir. Sıcak bir banyo alıp ayaklarınızı sıcak su içinde bekletmek kaslarınızı gevşeterek rahatlamanızı sağlar. Aynı şekilde sıcak,soğuk kompres uygulama yapmak da iyi olur.Yorgunluğun ağrıyı tetikleyeceğinden gün içinde fazla yorulmamaya, uykusuz kalmamaya, her gün aynı saatte yatmaya ve uyanmaya çalışılmak düzene geçmenize yardımcı olacaktır.
]]>
Pfapa Sendromu https://www.sendromlar.com/pfapa-sendromu.html Sun, 26 Aug 2018 11:21:52 +0000 Pfapa Sendromu, İsminden anlaşılacağı gibi sık sık tekrar eden ve 3-6 gün süren ateşli hastalıktır. Farenjit, aftöz ülserler ve adenopati, boğazdaki lenflerin şişmesi, ağızda ülserler ve boğazda ağrı ile birlikte g Pfapa Sendromu, İsminden anlaşılacağı gibi sık sık tekrar eden ve 3-6 gün süren ateşli hastalıktır. Farenjit, aftöz ülserler ve adenopati, boğazdaki lenflerin şişmesi, ağızda ülserler ve boğazda ağrı ile birlikte gözlenir. İlk defa teşhis konulduğunda Marschall sendromu adını almıştır. Pfapa Sendromu genellikle 2-5 yaşlarındaki çocuklarda gözlenen ateşli bir hastalıktır. 

Pfapa Sendromu hastalığı birkaç yıl sürebilir, ancak genellikle hayatın ikinci on yılında kendiliğinden düzelir. Bununla birlikte, hastaların yaklaşık yüzde 15'inde (daha seyrek olmasına rağmen) atak zamanla daha belirgin hale gelir. Zamanla, ataklar arasındaki süre artar. Pfapa hastası çocuklar ataklar arasında sağlıklıdır, büyümeye ve normal şekilde gelişmeye devam ediyor. 

Pfapa Sendromunun Başlıca Belirtileri 

Pfapa Sendromunun genel olarak tüm belirtileri gözlenemeyebilir. Bunlardan en az 3 tanesinin gözlenmesi hastalık ihtimalini akla getirir. Genel olarak çocuklarda gözlenen bu belirtileri inceleyecek olursak;
  • Ateş 3-6 gün sürer ve her 28 günde bir tekrarlanır. 
  • Farenjit, 
  • Aftöz ülserler 
  • Eklem ağrısı
  • Kızarıklık
  • Eksudat (bademcikte beyaz lekeler)
  • Lenfadenopati 
  • Yorgunluk, 
  • Titreme
  • Nadirden karın ağrısı 
  • Baş ağrısı 
Pfapa Sendromunun Nedenleri 

Pfapa Sendromuna tam olarak sebep olan faktör bilinmemektedir. Bazen birden fazla aile üyesi hastalığa sahip olmasına ve aile üyeleri arasında bademcikler otomi öyküsü (bademcikler cerrahi olarak çıkartılması) geçmişi olmasına rağmen, PFAPA'da hiçbir gen kusuru bulunamamıştır. Şu ana kadar ki verilerde PFAPA'da hiçbir enfeksiyon bulunamamıştır ve bulaşıcı bir hastalık değildir. Enflamatuar sürecin ataklar boyunca etkisinin olduğu açıktır, ancak bunun neden gerçekleştiği belli değildir.

Pfapa Sendromu Teşhisi 

Pfapa Sendromu tanısı koyabilmek için bazı klinik bulgular olması beklenir. Bu hastalığı doğrudan gösteren bir test yoktur. Ancak ateş atakları arasında eritrosit sedimentasyon hızı (ESH, sedim) ve bunun yanında kandaki C-reaktif protein (CRP) seviyeleri gibi teşhis koymayı kolaylaştırabilir. Bu klinik bulguları özetleyecek olursak;
  • 3 veya daha fazla sayıda düzenli aralıklarla tekrar eden ve 3- 5 gün süren ani ateşlenme
  • Farenjit ile birlikte adenopati veya aftöz ülserler
  • Ataklar arasında sağlıklı olması ve normal büyüme gözlenmesi
  • Akut faz reaktanları (örneğin, C-reaktif protein, ESR), ateş atakları dönem boyunca yükselir, ancak ataklar arasında normaldir. Nötropeni veya diğer semptomlar (örneğin, ishal, kızarıklık, öksürük) mevcut değildir; Bu belirtilerin varlığı farklı bir hastalığın belirtisi olabilir.
Pfapa Sendromu Tedavisi 

Pfapa sendromunda tedavinin  amacı ateş atakları sırasında belirtileri kontrol etmek, atak süresini kısaltmak ve atakların oluşmasını önlemek olacaktır. Ateş genellikle asetaminofen (Tylenol) veya ibuprofen (Advil veya Motrin) gibi steroidal olmayan anti-inflamatuar ilaçlara iyi yanıt vermez. Semptomlar ilk başladığında verilen tek bir steroid dozu (genellikle prednizon veya prednisolon), olayı dramatik olarak kısaltır ve hatta bitirebilir. Bununla birlikte, ataklar arasındaki zaman da bu tedavi ile kısaltılabilir ve bir sonraki atak beklenenden daha erken gerçekleşebilir.

Cimetidin ve kolşisin gibi ilaçlar düzenli kullanıldığında çocukların yaklaşık üçte birinde gelecek atakları engelleyebilir. Birçok çalışma, bademciklerle tutulumun (ameliyatla bademcikleri gidermek) hastaların çoğunda (% 80'den fazla) Pfapa hastalığının iyileştirdiğini bulmuştur ancak Pfapa hastalığı tedavisinde cerrahinin rolü ve zamanı hala tam olarak aydınlatılamamıştır. Steroidlere alternatifler, 3-4 haftada bir olmak üz]]> Hamilelikte Huzursuz Bacak Sendromu https://www.sendromlar.com/hamilelikte-huzursuz-bacak-sendromu.html Sun, 26 Aug 2018 22:50:13 +0000 Hamilelikte Huzursuz Bacak Sendromu; Hamilelik dönemi bir bayanın en hassas olduğu dönemler arasındadır. Hamilelikte huzursuz bacak sendromu çoğunlukla hamile annenin ayağında karıncalanma, uyuşma, titreme gibi rahatsızlık Hamilelikte Huzursuz Bacak Sendromu; Hamilelik dönemi bir bayanın en hassas olduğu dönemler arasındadır. Hamilelikte huzursuz bacak sendromu çoğunlukla hamile annenin ayağında karıncalanma, uyuşma, titreme gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkan bir nörolojik rahatsızlık türüdür. Uzman hekimlerin yapmış olduğu araştırmalar sonrasında hamilelikte huzursuz bacak sendromu yaşayan kişilerde; Hamilelikten kaynaklı baş ağrıları, mide bulantısı, kusma gibi etkenler bu sendromu tetikleyen etkenler arasında yer almaktadır. Uzman doktorlar hamilelik döneminde ilaç kullanımını anneye yasaklamıştır. Bu yasağın temel nedeni antibiyotik ve ilaçların anne karnında yaşayan bebeğin yaşamını olumsuz olarak etkilemesidir. Bu nedenle ilaç tedavileri bebek sağlığını etkilemesinden dolayı bir kısım sağlıklı besinler tüketilerek engellemeye çalışılmaktadır.

Hamilelikte Huzursuz Bacak Sendromu Psikolojik Etkileri

Hamilelik döneminde anne oluşan sağlık problemleri nedeniyle sürekli olarak uyuşma hissi yaşamaktadır. Hamile annelerin yaklaşık %60’ı huzursuz bacak sendromu yaşamaktadır. Bu rahatsızlıktan kaynaklı olarak bacakları sürekli olarak titretme veya ovalama hissine kapılmaktadır. Bu durum hamilelik sonrasında bir alışkanlıktan kaynaklı devam edebilmektedir. Bu nedenle böyle bir rahatsızlık ile karşılaşan anne psikolojik destek alarak alışkanlık haline gelen hamilelikte huzursuz bacak sendromundan kurtulabilir.

Hamilelikte Huzursuz Bacak Sendromu Tedavi Yöntemleri

Bir çok anne hamilelik döneminde huzursuz bacak sendromu yaşar. Bu sendrom yüzünden ağrı ve uyku problemleri ile karşılaşır. Böylesi bir rahatsızlıkla karşılaşan anne demir içerikli besinler almasında fayda bulunmaktadır. Uzman hekimler hamilelikte huzursuz bacak sendromu yaşayan anne adaylarına bebek sağlığı açısından ilaç tedavisi uygulanmaz. Ancak bu dönemde bir kısım fizik tedavileri ile karıncalanma hissi ve titremelerden anne kurtulur. Bunun yanı sıra anneyi rahatlatıcı  faydalı bitkisel yiyecek ve içecekler sayesinde hamilelikte huzursuz bacak sendromundan anne kurtulur. Şayet bu tedavilere rağmen bu sendrom geçmez ise konu uzman hekime bildirilmelidir. Uzman hekimin uygulayacağı tedavi yöntemlerine harfiyen uyulmalıdır. 

]]>
Kedi Miyavlaması Sendromu https://www.sendromlar.com/kedi-miyavlamasi-sendromu.html Mon, 27 Aug 2018 19:51:37 +0000 Kedi Miyavlaması Sendromu; Kalıtsal ve kromozomlar arasındaki gen dizilişinden kaynaklı oluşan kedi miyavlaması sendromuna tıp literatüründe Cri du Chat olarak adlandırılmıştır. İnsanlar anne ve babadan 23 kromoz Kedi Miyavlaması Sendromu; Kalıtsal ve kromozomlar arasındaki gen dizilişinden kaynaklı oluşan kedi miyavlaması sendromuna tıp literatüründe Cri du Chat olarak adlandırılmıştır. İnsanlar anne ve babadan 23 kromozom alarak 46 kromozom ile dünyaya gelmektedirler. Yapılan araştırmalarda bu kromozomların 5. Parçasındaki kayıptan dolayı genetik düzensizlik oluşmaktadır. Bu genetik düzensizlik nedeniyle kedi miyavlaması sendromu oluşmaktadır. Kedi miyavlaması sendromu ilk olarak ünlü doktor Jerome Lejeune tarafından 1963 yılında bulunarak hastalığın tanımı yapılmıştır. Bu hastalık türünün yapılan araştırmalar sonrasında 50.000 kişide bir görünen nadir bir hastalık olduğu tespit edilmiştir. Ülkemiz de de kedi miyavlaması sendromuna yakalanan çok sayıda hastanın olduğu Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu araştırmalar sonrasında ortaya çıkmıştır.

Kedi Miyavlaması Sendromu Hastalığı Belirtileri

Bu sendrom türü bebeklik yaşlarından itibaren hastanın yaşamını olumsuz olarak etkiler. Kedi miyavlaması sendromunu yaşayan hastalarında gırtlaklarında nefes alış verişlerinde kedi miyavlaması gibi sesler çıkarmaktadır. Bu sendromu taşıyan hastaların zayıf ve gelişimi oldukça yavaş ilerlemektedir. Gözler arasındaki boşluk normal kişilere göre daha fazladır. Çene yapıları küçük ve tavşan dişli gibi ön dişleri çok uzundur. Görüntü itibariyle basık burun yapısına sahip olup damak yapısı yüksektir. Parmakları uzun olup, parmakları arasında perdeleme normal insanlara göre oldukça fazladır. Bu kişiler yaşamlarının her döneminde gırtlak yapısının gelişmemesi nedeniyle konuşma, nefes alma gibi durumlarda çok ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Kedi miyavlaması sendromu yaşayan kişilerde şaşılık, gözlerde bozukluk, kabızlık, yutkunluk, iç organ rahatsızlığı ve kalp rahatsızlığı gibi rahatsızlıkların ortaya çıktığı yapılan teşhislerde ortaya çıkmıştır.

Kedi Miyavlaması Sendrom Tedavi Yöntemleri

Uzman hekimlerin uzunca yıllardan bu tarafı yapmış olduğu araştırmalar sonrasında hala kedi miyavlaması sendromu tedavisi bulunamamıştır. Ancak yapılan araştırmalar sonrasında kedi miyavlaması sendrom rahatsızlığı yaşayan hastaların; Ağrı, yutkunma ve zayıflama gibi rahatsızlıklar diğer standart tedavi yöntemleri ile tedavi edilmektedir. Bununla birlikte kedi miyavlaması sendromu yaşayan hastaların konuşma ve davranış bozuklukları görülmüştür. Böylesi rahatsızlık yaşayan kişilerin çocukluk yaşlardan itibaren psikolojik destek almaları halinde bu sorunu kısa süre içerisinde atlattıkları görülmüştür. Kedi miyavlaması sendromu yaşayan hastaların sosyal gelişmeleri sıkıntılı olmakla birlikte hareketlerini düzenleyebilecek kadar gelişme gösterebilirler. 

]]>
Kırık Kalp Sendromu https://www.sendromlar.com/kirik-kalp-sendromu.html Tue, 28 Aug 2018 04:35:00 +0000 Kırık kalp sendromu: Kalp oldukça hassas bir organdır. Çok çabuk bir şekilde herşeyden etkilenebilir. Günlük yaşamınızda üzüntü, stres, gerginlik, heyecan, mutluluk, sevgi, aşk, korku gibi heyecana bağlı oluşan bu durumlar Kırık kalp sendromu: Kalp oldukça hassas bir organdır. Çok çabuk bir şekilde herşeyden etkilenebilir. Günlük yaşamınızda üzüntü, stres, gerginlik, heyecan, mutluluk, sevgi, aşk, korku gibi heyecana bağlı oluşan bu durumlar kalbinizi çok çabuk bir şekilde etkiler. Kırık kalp sendromu da duygusal ya da fiziksel gerginlik sonucunda oluşan bir durumdur. Kırık kalp sendromuna kadınlarda erkeklere oranla daha fazla etkilenmektedir. Çünkü kadınlar erkeklere göre daha hassastır ve daha çabuk olaylardan etkilenmektedir. Kadınların hayal güçleri, düşünceleri erkeklere oranla daha farklıdır. Daha geniş, ayrıntılı bir şekilde karşılaştıkları sorunlara bakış açısı onları daha fazla üzüntüye itebilir. Bu nedenle kadınların kırık kalp sendromuna yakalanma ihtimali daha yüksektir.

Kırık kalp sendromuna nedenleri

Boşanma, ayrılma, çok sevdiğiniz birini kaybetme, düşük not alma, trafik kazası, şok, depresyon, travma, hastalık gibi daha birçok örnek verebileceğimiz bir durumdur. Bu örneklerin aksine yeni bir bebeğin dünyaya gelmesi, mutlu bir haber alma hediye alma, sürpriz gibi insanları mutlu eden durumlar da bu sendromun oluşmasına neden olur. Bu verdiğimiz örnekler hem kişinin kalp atışlarını hemde tüm vücudunu etkileyebilir. Kalp atışlarında düzensizliklere neden olabilir. Stres ise birlikte hormonların işleyişi artar. Adrenalin hormonunun daha fazla salgılanmasına neden olur.

Kırık kalp sendromunun belirtileri: 

Kalp atışlarında hızlanma, nefes alamama ya da hızlı nefes alıp verme, üzüntü, stres, yorgunluk, ağlama hissi, sürekli birşeyler düşünme, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı ve özellikle de kalp ağrısı kırık kalp sendromunun en önemli belirtileri arasında yer almaktadır.
Kırık kalp sendromu yaşayan kişilerde gerekli kan tahlilleri ve EKG' leri çekilmelidir. Kalp atışlarında anormallik olup olmadığı kontrol edilmelidir. Daha önce önemli bir olay yaşayıp yaşamadığı sorulmalıdır.

Kırık kalp sendromunun tedavisi: 

Öncelikle tüm hastalıklarda olduğu gibi" sizi bu hastalığa iten nedenlerin neler olduğu, niçin bu hale geldiğiniz" oldukça önemlidir. Tanıyı koyup kırık kalp sendromuna neden olan etmenin ne olduğunu anladıktan sonra   doktorun kararı ile ilaç tedavisine ya da günlük yaşamında nasıl bir yapısı olduğuna bakılmalıdır. Doktorunuzun vermiş olduğu ilaç tedavisinde sizin kalp atışlarınızı, kan basıncınızı, kan pıhtılaşmasını ve stres düzeyinizi stabil hale getiren ilaçlar kullanılır. Günlük yaşamında ise kırık kalp sendromu yaşayan biri stresten, üzüntüden, kötü haberlerden uzak durmalıdır. Daha rahat ve sakin bir hayat sürmeye çalışmalıdır. Eğer kişi bu ve bu gibi durumlardan uzak duramıyor ise bir psikoterapi alabilir. Günlük hayatında daha önce yapmadığı ya da düzenli olarak yaptığı kafa dağıtmak için spor, egzersiz, kitap okuma, sinemaya gitme gibi hayatına renk katacak şeyler yapmalıdır.
]]>
Rahatsız Bacak Sendromu https://www.sendromlar.com/rahatsiz-bacak-sendromu.html Tue, 28 Aug 2018 18:36:43 +0000 Rahatsız Bacak Sendromu; Halk arasında huzursuz bacak sendromu olarak bilinen rahatsızlık rahatsız bacak sendromu olarak da bilinmektedir. Toplumumuzda bir çok kimse rahatsız bacak sendromunu bilmeksini

Rahatsız Bacak Sendromu; Halk arasında huzursuz bacak sendromu olarak bilinen rahatsızlık rahatsız bacak sendromu olarak da bilinmektedir. Toplumumuzda bir çok kimse rahatsız bacak sendromunu bilmeksiniz yaşamını sürdürür. Ancak sıklıkla yaşanan bu sendrom türü tedavi edilmemesi halinde ciddi rahatsızlıklar çıkartabilir. Rahatsız bacak sendromu dinlenme ve tatil dönemlerinde bacak bölgesinde oluşan karıncalanma hissiyle birlikte ağrı, iğne batması ve yanma şeklinde yakınmalarla ortaya çıkan bir nörolojik rahatsızlık türüdür. Bu ağrılar çoğunlukla gün içerisindeki ağır ve stresli işlerden kaynaklı olarak gece geç vakitlerde ortaya çıkmaktadır. Bu hastalık türü bacaklarda oluşan ciddi ağrılar şeklinde görülmekle birlikte nadiren de olsa kol ve ellerde de görülmektedir.

Rahatsız Bacak Sendromu Belirtileri Nelerdir

Bu rahatsızlık türü tahliller ile tespit edilmez. Ancak ortopedi ve nöroloji uzmanlarınca yapılan tetkikler sonrasında anlaşılmaktadır. Şayet bir kimse rahatsız bacak sendromu yaşamakta ise bir kısım belirtiler gözlemlenir. Bu belirtiler şunlardır;

  •  Bacaklarda istemsiz olarak hareketlilik ve şiddetli ağrılar,
  •  Bulgular ancak yanma ve oturma durumunda istirahat sonrasında meydana gelmesi,
  • Hareketlilik halinde kasların ısınması ile kısmi düzelmenin oluşması,
  • Şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, demir eksikliği, hamilelik, Parkinson hastalığı,
  • Depresyon, psikolojik ilaçların yan etkileri, tansiyon ilaçları kullanılması nedeniyle rahatsız bacak sendromunun tetikleyen etken ve etmeler arasında yer almaktadır.

Rahatsız Bacak Sendromunun Tedavi Yöntemleri

Rahatsız bacak sendromu çoğunlukla ilaç tedavisine gerek kalmaksızın fizik tedavi edilmektedir. Şayet bu fizik tedaviler yeterli olmaması halinde bu defa uzman hekiminin önereceği ilaç tedavileri sayesinde hasta rahatsız bacak sendromundan kurtulur. Şayet yapılan tüm tetkiklere rağmen hastalık devam etmesi halinde bu defa zararlı nitelik taşıyan içki, kafein ve kahve gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulmalıdır. Bundan sonra uzman hekimin uygulayacağı tedavilere harfiyen uyulmalı ve doktor gözetiminde tedavilerine devam etmelidir.

]]>
Polikistik Over Sendromu Diyeti https://www.sendromlar.com/polikistik-over-sendromu-diyeti.html Tue, 28 Aug 2018 23:58:13 +0000 Polikistik Over Sendromu Diyeti; Polikistik over sedromu, tüm evrende bir çok kadında görülebilen bir rahatsızlıktır. Bayanlar arasında yumurtalık kisti de denilebilen, yumurtalık kisti çeşitlerinden bir tanesidir. Tüm bay Polikistik Over Sendromu Diyeti; Polikistik over sedromu, tüm evrende bir çok kadında görülebilen bir rahatsızlıktır. Bayanlar arasında yumurtalık kisti de denilebilen, yumurtalık kisti çeşitlerinden bir tanesidir. Tüm bayanların % 85' inde gözlenebilmektedir. Buna rağmen polikistik over sendromunun tam olarak nedeni ve tedavisi bulunamamaktadır. Genellikle aşırı kilodan kaynaklanmaktadır, yumurtalıklarda oluşan bu kist daha sonralarda da kilo kaybının ağırlaşmasına sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra bir çok hormonu etkilemektedir, ayrıca sinir sisteminin yapısında da değişikliklere neden olmaktadır. İşte özellikle bu kistlere aşırı kilo sebep olduğu için de, diyeti diğer diyetlere nazaran biraz daha faklıdır. Polikistik over sendromu diyetine, birçok kilo yapıcı yiyeceklerden kaçınma, yani aslında sağlıklı beslenme diyeti de denilebilir. Bu diyetlere uyulmadığı sürece, yani kist tedavi edilmediği sürece hamile kalmak zorlaşabilmektedir, hatta ileride tamamen kısır kalma riski çok yüksektir.

Polikistik Over Sendromu Diyeti
  • Et tüketimi kesinlikle yasaktır, sadece haftada bir defaya mahsus olmak üzere doğal olarak beslenmiş (otlanmış) olan büyük baş hayvandan kırmızı et tüketilmelidir.
  • Unlu ve şekerli olan gıdalar kesinlikle tüketilmemelidir.
  • Pişmiş gıdalar yerine, özellikle çiğ yenilebilen gıdalar tüketilmelidir.
  • Fabrikasyon, yani paketli gıdalardan kaçınılmalıdır.
  • Süt, yoğurt, peynir gibi gıdaların kesinlikle yağsız ve özellikle organik olmasına dikkat edilmelidir.
  • Ekmek tüketmek yerine, fındık, badem, ceviz gibi kuruyemişler tercih edilmelidir.
  • Tüm meyve ve sebzeler sadece mevsiminde tüketilmelidir.
  • Sebzeler kızartma olarak değil de sadece haşlama olarak yenmelidir.
  • İçinde bol katkı maddesi bulunduğundan dolayı kesinlikle, salam sosis sucuk gibi çiğ etler yenmemelidir.
  • Kilo oranına göre günde en az 2- 2,5 litre su tüketilmelidir.
  • Omega 3'ü doğru zamanda vücudumuza almak için ise, olağan mevsimine göre sadece denizden tutulan balıklardan tüketilmelidir.
  • Güneşi her gördüğümüzde, vücudumuza bol bol D vitamini depolamalıyız.
  • Bir çok yağlar bağırsaklarda emilimi hızlandırmasına rağmen, kesinlikle yağ tüketilmemelidir, sadece az miktarda zeytinyağı ve tereyağı tüketilebilir.
  • Haftada birde olsa tüketilen et ızgara olarak pişirilmelidir.
  • Bunların yanı sıra, hareketsizlikten kesinlikle kaçınılmalı, bol bol hareket edilmelidir.
]]>
Kedi Gözü Sendromu https://www.sendromlar.com/kedi-gozu-sendromu.html Wed, 29 Aug 2018 12:41:10 +0000 Kedi gözü sendromu; seyrek olarak görülen ve doğuştan gelen bir rahatsızlıktır. Kromozomları normal olan kişilerin iki adet 22p olarak bilinen kısa kolu ve 22q olarak isimlendirilen iki adet uzun kolu olan iki tane kromozom 22 Kedi gözü sendromu; seyrek olarak görülen ve doğuştan gelen bir rahatsızlıktır. Kromozomları normal olan kişilerin iki adet 22p olarak bilinen kısa kolu ve 22q olarak isimlendirilen iki adet uzun kolu olan iki tane kromozom 22'leri bulunmaktadır. Ancak kedi gözü sendromuna sahip kişilerde ise kromozom 22'nin kısa kolu ve uzun kolunun bir bölümü vücudun hücrelerinde üç ya da dört adet bulunurlar.

Kedi gözü sendromu belirtileri; 

Genellikle her iki gözde oluşmakta, göz dokularının kısmi olarak eksikliğini içermektedir. Gözle görülür bir şekilde görülen göz anomalisinden dolayı kedi gözü sendromu türetilmiş bir isimdir. Bu rahatsızlıktan etkilenen göz dokuları renkli bölge, orta katman ve sinir dokusunca zengin retina bölgesidir. Uzman doktor tarafından mutlaka kontrol altında tutulması gerekir.

Bu bulgular oldukça ciddidir ve tüm aile bireyleri bir şekilde bu rahatsızlıktan etkilenmektedir. Bazı kişilerde orta derecede gözlemlenir, bazı kişilerde de tüm bulgular gözlemlenmektedir. Bu bulgular tüm vücudun her bölgesinde  görülebilmektedir. Bu bulgular nelerdir; gelişme geriliği, kalp ve böbrek gelişim kusurları, mental gelişim bozukluğu, yüz kemiklerinin ve kafatası bölgesinde gelişme bozuklukları olabilmektedir. Ayrıca göz kapağının aşağı doğru çekilmesi, iki göz arasındaki aralığın geniş olması ve diğer göz hasarları, kulaklar ve dış kulak yapısındaki değişiklikler, anal kanalın yokluğu, anal bölgedeki gelişim bozukluğu, idrar yolları anomalileri, kalp ritmi bozuklukları, kalın bağırsağın alakasız yerlere açılması, örneğin vajina ve idrar torbasına açılmaktadır. Kedi gözü sendromu çok ciddi bir rahatsızlık olup, körlüğe sebep olabilmektedir.
]]>
Stendhal Sendromu https://www.sendromlar.com/stendhal-sendromu.html Wed, 29 Aug 2018 16:17:36 +0000 Stendhal Sendromu; Hiper kültüremi ya da en yaygın olarak bilinen adıyla stendhal sendromu kişide birtakım olumsuz belirtilerin yaşanmasına neden olan bir rahatsızlık türüdür. Bu rahatsızlığın en temel sebebi ise kişi Stendhal Sendromu; Hiper kültüremi ya da en yaygın olarak bilinen adıyla stendhal sendromu kişide birtakım olumsuz belirtilerin yaşanmasına neden olan bir rahatsızlık türüdür. Bu rahatsızlığın en temel sebebi ise kişinin sanatsal eserlere karşı aşırı ilgi duymasından kaynaklı olarak ortaya çıkıp aşırı tepki göstermesi neticesinde fiziksel anlamda bir takım sorunlar yaşamasıyla ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan sendromun yaşanmasıyla birlikte kişi hem ruhsal açıdan hem de fiziksel özellikleri bakımından birçok sorunla karşı karşıya kalması söz konusudur. Bu makalemizde sizlere stendhal sendromu hakkında bir takım bilgiler vereceğiz. 

Sendromun İlk Ortaya Çıkışı Ve Tarihçesi

Bu hastalığın ilk kez ortaya çıkışı ve tarihçesi için sendromun adından da anlaşılacağı üzere ünlü Fransız yazar Stendal tarafından ortaya atıldığı bilinmektedir. Stendhal sendromu 19. yüzyılda Stendal'ın meşhur olmasıyla birlikte ortaya çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yazarın Floransa'yı ziyaret ettiği sırada Santa Croce Bazillikası'nın Giotto fresklerini gördüğü sırada ortaya çıktığı söylenmektedir. Zira ünlü Fransız yazar bu eseri görmesiyle birlikte kendisini tutamamış ve çok güçlü duygular hissettiğini açıkça dile getirmiştir. 

Floransa'da ortaya konan sanat ürünlerinde tıpkı Stendhal'de olduğu gibi birçok insanda bayılma ve kendinden geçme gibi durumların ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Sürekli olarak başının döndüğünü ve bayıldığını söyleyen insanların artmasıyla birlikte açıklanması güç bir durumun ortaya çıktığı anlaşılmıştır. 1979 yılına gelindiğinde İtalya'da psikoloji bölümüyle ilgili oldukça önemli çalışmaları bulunan Graziella Magherini yaşanan Stendhal sendromu ile ilgili olarak ilk tezini ortaya atmıştır. Zira bu durum Floransa'da yaşayan yüzlerce kişi tarafından görülmüş ve tasvir edilmiştir. Bu bakımdan yaşanan sorun Stendhal sendromu olarak adlandırılmasına karar verilmiştir.

Stendhal Sendromunun Belirtileri Ve Sebebi

Bu rahatsızlığın bilinen en temel sebebi ilk ortaya çıkışı ile ilgili olarak anlatmış olduğumuz durumdan kaynaklanmaktadır. Adını dünyaca ünlü yazardan alan bu rahatsızlığın en temel sebebi için kültür eserlerine karşı aşırı reaksiyon göstermek şeklinde kabaca ifade etmek mümkündür. Bunun yanı sıra kişi ruhsal açıdan birçok duyguya kapılabileceği gibi aynı zamanda da fiziksel anlamda bazı sorunlarla karşılaşması söz konusudur. Stendhal sendromunun bilinen en temel belirtileri ise kişide ani kalp çarpıntıları, halisünasyonların görülmesi, baş dönmesi ve bayılma gibi olumsuz durumların yaşanmasıdır. Bu durumun sebebi ise psikolojik kökenli olup hala gerekli tedavisi bulunamamıştır. Aynı zamanda da bu durumunun günümüzde ortaya çıkması ise çok az bir ihtimal olarak görülmektedir. Genellikle entelektüel birikimi bulunan kimselerde görüldüğü bilinmektedir. Sanatın her dalıyla yakından ilgisi olan ve duygusal yönü ağır basan bireylerin stendhal sendromuna yakalanması durumu söz konusudur. 
]]>
Karpal Tünel Sendromu Ameliyatı https://www.sendromlar.com/karpal-tunel-sendromu-ameliyati.html Wed, 29 Aug 2018 23:19:20 +0000 Karpal Tünel Sendromu Ameliyatı; Genellikle lokal anestezi yolu ile hasta uyutulmadan yapılan, yaklaşık olarak on beş dakika kadar sürebilen, el bileği ve eldeki sıkışmış olan sinirin doku kesileri ile rahatlatılması işle Karpal Tünel Sendromu Ameliyatı; Genellikle lokal anestezi yolu ile hasta uyutulmadan yapılan, yaklaşık olarak on beş dakika kadar sürebilen, el bileği ve eldeki sıkışmış olan sinirin doku kesileri ile rahatlatılması işlemidir.

Karpal Tünel Sendromu Ameliyatına Hangi Durumlarda Karar Verilir 

Karpal tünel sendromu ameliyatı kısaca; elimizde parmaklarımızı hareket ettiren median adlı sinir karpal  tünel boşluğundan geçmektedir. Bu sinir, parmaklardaki hissi sağlamaktadır. ayrıca, kaslarda da rol oynamaktadır. Bu sinirin sık ve uzun süreli zorlanmaları karpal tünel sendromuna neden olabilmektedir. Daha çok çalıştığı işlerde el bileğini ve ellerini kullanmak durumunda olan kişilerde karpal tünel sendromu görülmektedir. Örneğin; fabrikalarda  ellerini kullanan ve sürekli aynı işleri yapan fabrika işçileri, ofiste bilgisayarlarda gün boyu çalışmak zorunda olan ofis çalışanları veya temizlik işçileri gibi kişilerde bilekte aynı kısımlara bası yapılması sebebi ile görülebilmektedir. Nadiren de olsa bu rahatsızlık farklı sebeplerden de kaynaklanabilmektedir. Bu rahatsızlıkta kişiler, ellerinde güçsüzlük, karıncalanma, ağrı, uyuşma gibi belirtiler hissederler. Ve bu rahatsız edici durumlar ilerleyebilir. Mesela; çeşitli kısımlarda hissizlik oluşabilir. Doktorunuz karpal tünel teşhisini çeşitli muayene ve bulgulardan faydalanarak koyduktan sonra,rahatsızlığın durumuna göre öncelikle ilaçlar kullanmanızı önerebilir. Doktorun verdiği süre sonunda iyileşme görülmediği taktirde ameliyata karar verilebilir. 

Karpal Tünel Sendromu Ameliyatı Nasıl Gerçekleşir 

Karpal tünel tedavisi ve ameliyatı ile ilgili konu, ortopedi ve travmatoloji bölümü ve uzmanlarının konusudur. Karpal tünel sendromu ameliyatında, lokal anestezi yöntemi ile ameliyat edilecek olan bölge uyuşturulur. Yaklaşık olarak iki veya üç cm. kesi açılır. İçeride sıkışmış olan sinir rahatlatılır. Klasik yöntemlerde ise biraz daha büyük kesiler açılması gerekebilmektedir. Fakat; endoskopik yöntemlerle daha basit bir işlem olabilmektedir. Ameliyat sonunda cilt estetik olarak kapatılmaktadır. Hastadaki iyileşme süreci ise kısa zamanda gerçekleşmektedir. Hastalar hastaneye ayakta gelmekte ve ameliyattan sonra da ayakta dönebilmektedirler. 

Karpal Tünel Sendromu Ameliyatı olmadan Önce Neleri Yapmamız Faydalı Olur; 

Öncelikle el ve el bileğimizde sıkıntılı durumlar hissediyorsak, yaptığımız iş açısından da  el bileğimiz ve ellerimiz zorlanıyorsa, mümkün olduğunca, yaptığımız işe gün içerisinde zaman zaman ara verip uygun el ve bilek egzersizleri yapmalıyız.  Rahatsızlığın en başında bir uzman doktora başvurmak hastalığın ilerlemesini durdurmamızı sağlayacak, küçük bir tedavi ile cerrahi müdahaleye gerek kalmadan iyileşmemize sebep olacaktır. Bu tedavi yöntemi; çeşitli krem veya ilaçlar, uygun egzersizler olabilmektedir.
]]>
Reye Sendromu https://www.sendromlar.com/reye-sendromu.html Thu, 30 Aug 2018 06:34:56 +0000 Reye Sendromu, sıklıkla 4-14 yaş arası çocukları etkileyen, çok nadir görülebilen, beyni ve karaciğeri etkileyebilen ve viral ciddi bir hastalıktır. Genellikle suçiçeği, grip gibi salgınlar sonrasında iyileşmekte olan ç Reye Sendromu, sıklıkla 4-14 yaş arası çocukları etkileyen, çok nadir görülebilen, beyni ve karaciğeri etkileyebilen ve viral ciddi bir hastalıktır. Genellikle suçiçeği, grip gibi salgınlar sonrasında iyileşmekte olan çocuklarda görülür. Bu hastalıktan muzdarip olan çocuklarda iyileşme olabileceği gibi birkaç saat içerisinde ölümle de sonuçlanabilir. Bu nedenle acil olarak tedavi edilmesi gerekmektedir.

Reye Sendromu Belirtileri Nelerdir

Reye sendromu olan hastalarda bazen belirtiler görülmeyebilir. Ancak çoğunlukla viral bir enfeksiyon sonrasında ortaya çıkar.  Reye sendromu belirtileri viral enfeksiyondan sonra 1 gün-2 hafta arasında başlayabilir. Reye sendromu bulaşıcı değildir. Genel olarak belirtileri şu şekilde sıralanabilir;
  • Sürekli kusma
  • Yorgunluk 
  • Uykusuzluk
  • İshal ve hızlı nefes alma
  • Düzensiz solunum
  • Asabiyet ve agresif davranışlar
  • Görme bozukluğu
  • İlgisizlik
  • Uyuşukluk
  • Kalp atışlarında hızlanma 
  • Letarji
  • Ağır işitme
  • Konuşma bozukluğu 
  • İlerleyen safhalarda;
  • Kafa karışıklığı 
  • Yoğun kas zayıflığı
  • Koma
  • Nöbetler ve 
  • Bilinç kaybı 
Reye Sendromu Nedenleri Nelerdir

Reye sendromunun asıl nedeni tam olarak bilinmemekle beraber bazı faktörlerin bu hastalığa neden olduğu düşünülmektedir. Bu faktörleri özetleyecek olursak;
  • Aspirin; özellikle de viral enfeksiyon sırasında çocuklara aspirin verilmesinin Rene Sendromunu tetiklediği görülmüştür. 
  • Yağ asidi oksidasyon bozukluklar; Genetiksel metabolik bozuklukların bir sınıfı olan yağ asidi oksidasyon bozuklukluğunda vücut yağ asidini parçalayamaz. Çünkü yıkımda görev alan bir enzim eksiktir veya yeterince görevini yerine getirmiyordur. 
  • Metabolik şartlar; Viral enfeksiyonlar sonucunda gizlenemeyen metabolik şartlar nedeniyle bu hastalık tetiklenebilir. 
  • Toksinler; İnsektisi, herbisit, ağrı kesici gibi toksik ve zararlı kimyasallar Reye Sendromunu tetikleyebilir.
Reye Sendromu Tedavisi Var mı

Reye sendromu erken teşhis ve tedavisi yapılması gereken bir hastalıktır. Erken müdahale edilmediği durumlarda hasta çocuğun ölümü ile sonuçlanabilir. Erken teşhis ve müdahale ile hayatta kalma oranı %80’ e kadar olabilir. Geç müdahale edilmesi çocuğun engelli kalmasına ve beyninin hasar görnesine neden olabilir. Çocuklar çoğunlukla hastanede tedavi edilmelidir. 
  • Reye Sendromu için ilaç kullanılmaz. 
  • Hasta gözetim altında tutularak bol su içirilir ve elektrolit dengesinin korunmaya çalışılır. 
  • Gıda alımı ve dolaşım-solunum durumu gözetim altında tutulur. 
  • Mekanik ventilasyon ile solunum desteklenebilir.
  • İntrakraniyal basınç ve kan basıncı kontrol edilir
  • Hastanın glükoz metabolizmasını düzende tutmak için azar azar insülin verilir
  • Beyindeki şişliği indirmek için kortikosteroitler verilir
  • Beyindeki fazla sıvıdan kurtulmak için diyüretikler verililir
Reye Sendromu Bulaşıcı mıdır

Reye Sendromu bulaşıcı bir hastalık değildir. Ancak Reye Sendromuna neden olan viral enfeksiyonun kendisi bulaşıcıdır.

Reye Sendromundan Korunulabilir mi

Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemekle beraber hastalığa neden olan faktörlerden korunarak hastalık riski en aza indirilebilir. Özellikle de sendromu tetiklediği bilinen aspirin türü ilaçlardan uzak durmak gerekir. Ayrıca emziren annelerin de bu tür ilaçlardan uzak durması önerilmektedir.

Her Viral Enfeksiyon Reye Sendromuna Neden Olabilir mi

Her viral enfeksiyon Reye Sendromuna neden olmaz. Ancak çevresel ve genetik faktörler kişiy]]> Gaps Bağırsak Ve Psikoloji Sendromu https://www.sendromlar.com/gaps-bagirsak-ve-psikoloji-sendromu.html Thu, 30 Aug 2018 15:28:28 +0000 Gaps bağırsak ve psikoloji sendromu, çocuk ve yetişkinlerde görülen sindirim sistemi problemleridir. Hasta olan bağırsak filorasının toksinlerin, yiyeceklerde bulunan koruyucu kimyasallar, ağrı metallerin, sindirilmeyen gıdaları Gaps bağırsak ve psikoloji sendromu, çocuk ve yetişkinlerde görülen sindirim sistemi problemleridir. Hasta olan bağırsak filorasının toksinlerin, yiyeceklerde bulunan koruyucu kimyasallar, ağrı metallerin, sindirilmeyen gıdaların bağırsak yolu ile kan bariyerini aşarak beyne ulaşılması ile beyinde çeşitli hastalıklara yol açmasıdır. Gaps bağırsak ve psikoloji sendromu çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biridir. Gaps sendromu hastalıklar çeşitli öğrenme ve davranış bozuklukları, otizm, şizofreni, depresyon yeme bozuklukları, disleksi, disleksi, manik depresyon, obsesif kompulsif bozukluk gibi psikolojik hastalıklardır. Modern psikiyatrinin kurucusu Fransız psikiyatrist Philippe Pinel yıllarca akıl hastalarıyla çalıştıktan sonra 1807 yılında şu sonuca vardı. Akıl hastalıkları genelliklle mide ve bağırsak bölgesinde ortaya çıkar. Gaps bağırsak ve psikoloji sendromu yaşayan çocuklar ve yetişkinler çok çeşitli şekillerde sindirim problemleri vardır. Özellikle otizmli çocuklarda ishal ve kabızlık genellikle dönüşümlü olarak görülür. Parazit, bakteri, mantar ve virüsün üreyip yayılmasına, kan dolaşımına karışacak toksik maddeler üremesine elverişli çürümüş bir ortam oluştururlar.Şişkinlik, gaz, ishal, kabızlık, yemek yeme güçlükleri ve yetersiz beslenme, otizm, şizofreni ve diğer gaps hastalıkların tipik birer parçasıdır. Gaps bağırsak ve psikoloji sendromu hastaları seçici yeme alışkanlığı geliştirdikleri birçok gıdayı reddedip  genellikle ka kvaltılık gevrek, cips, patlamış mısır, pasta, bisküvi, şeker, muz, ekmek, pirinç, tatlı yoğurtlar gibi nişastalı gıdalar seçerler. 

Gaps bağırsak ve psikoloji sendromu nedenleri

Sezeryanla doğumlar, çocukların anne sütü ile beslenmemesi, antibiyotikler, işlenmiş gıdalar, nişastalı gıdalar, yoğun stres, kimyasal katkı maddeler ve gazlı içecekler. Kişilerde dengeli bir bağırsak filorası olmadığı takdirde yiyeceklerin normal sindirimi ve emilimi imkansızdır.  

Gaps bağırsak ve psikoloji sendromu tedavisi

Bağırsak filorası ne kadar iyi olursa, sindirim yolunun anatomik bütünlüğü, işlerliği, uyum sağlama yenileme ve kendini savunma kabiliyeti ile daha pek çok fonksiyonu, bu mikroskobik bakıcılara yani bağırsak filorasına bağlıdır. Anormal bağırsak filorasına sahip olan kişilerde kansızlık ve çoklu besin eksikliği ortaya çıkmaktadır. En yaygın görülen besin eksikliği; magnezyum, çinko, selenyum, bakır, kalsiyum, manganez, sülfür, fosfor, demir, potasyum, Sodyum, B1, B2, B3, B6, B12, C, A, D vitaminleri folik asit, pentotenik asit ile omega-3 omega-6 omega-9 yağ asitleri ve diğer besinler olarak görülür. Gaps bağırsak ve psikoloji sendromu olan kişilerde bu besin eksikliği vücudun  normal fonksiyonlarını ve beynin, bağışıklık sisteminin ve vücudun geri kalanının gelişmemesine sebep olur. Bu vitamin eksikliğinin giderilmesi için, bağırsak filorası nın iyileşmesini sağlamak gerekir. Hastalığa yakalanmak çok çabuk olabilir ama iyileşmek uzun yıllar alabilir. Tedavide amaç kişiyi toksinlerden arındırmak, beynin üzerindeki toksinlerden arındırmak ve gelişmesini, doğru düzgün çalışmasını sağlamaktır.  Bunu yapabilmek için sindirim yolunun temizleyip vücutta toksisitenin en büyük kaynağını ortadan kaldırmak ve olması gerektiği gibi onu beslenmenin kaynağı haline getirmektir. Hastanın vücudunda birikmiş olan toksinlerden arındırmak gerekmektedir. Bu da gaps beslenme diyet programı ile olabilir. Diyet bağırsak filorasını daha çabuk iyileştirip mühürlemek için tasarlanmıştır.
]]>
Ohtahara Sendromu https://www.sendromlar.com/ohtahara-sendromu.html Fri, 31 Aug 2018 12:45:11 +0000 Ohtahara Sendromu: dünyada ilk olarak1976 senesinde Ohtahara tarafından tanımı yapılan ohtahara sendromu, yeni doğan bebeklerde ağır epileptik dejenere olarak görülen bir erken İnfantil Epileptik Ensefalopatia adıyla da anı Ohtahara Sendromu: dünyada ilk olarak1976 senesinde Ohtahara tarafından tanımı yapılan ohtahara sendromu, yeni doğan bebeklerde ağır epileptik dejenere olarak görülen bir erken İnfantil Epileptik Ensefalopatia adıyla da anılır. Doğumdan itibaren ilk üç ay içinde meydana gelir. Fakat çoğu kez yeni doğan dönemi olarak 0-1 ay içerisinde başladığından o döneme ait epilepsi sendromları olarak görülür.

Ohtahara Sendromunun Sebebi: 

Ohtahara Sendromunu oluşturan sebep tam olarak bilinememekle beraber büyük bir ihtimalle bazı gen mutasyonları, malformasyonlar ve metabolik bozuklukların sebep olduğu varsayılmaktadır. Ohtahara sendromu etkileri, hastalığı taşıyan bebeklerin birçoğunda, beynin tüm lobları ya da bazı loblarında  gözlenmektedir.

Gendeki mutasyonlar, beyin gelişmesini ya da işlevinin etkilemesine göre, beyin fonksiyonlarındaki etkileri değişkenlik gösterir.

Ohtahara Sendromu Yaşayan Bebekte Görünüm: 

Bu hastalığı yaşayan bebeklerde spazmlar görülür. Othara sendromuna rağmen, yaşamını sürdüren çocuklar fiziksel ve zihinsel engelli olurlar. Bebeklerin büyük bir bölümü, daha 2 yaşına girmeden ölürler.

Ohtahara İle Bağlantılı Hastalıklar:

 Ohtahara Sendromu hastalığı, bebeklerde oluşum aşamasında, Oliver Dentat displazisi, poransefali aicardi sendromu, mamilar cisim agenezisi, Hemimegansefali,, serebral disgenezi ve kortikal displaziler gibi bir takım baş gösteren hastalıklar ile bağlantısı olduğu belirtilmektedir..

Ohtahara Sendromu Tanısı Konulması: 

Ohtahara Hastalığında, yeni doğmuş olan bir bebekte ilk üç ay içerisinde birbirini takip eden tonik kasılmalar görülür. Bu tür kasılmalar 1-10 saniye aralığında olan, fleksör ya da ekstansör durumlar halinde gözlenir. Her gün görülen bu trz kasılmalar günlük 100 den fazla nöbet şeklinde olabilir. vakaların üçte biri civarında fokal klonik nöbetler olabilir. Elekroansefalografide 2-6 saniye arası süren, yüksek voltajlı mültifokal diken dalgaları, bunu takip eden 3-5 saniye kadar sürebilen voltaj baskısıyla (Börst-Supresyon) tespit edilir.  Etyolojinin oluşumundan genel olarak yapısal beyin anomalileri sorumlu tutulur. Spazm durumları uyanıkken görülebildiği gibi hem uykuda da olabilir. Parsiyel nöbetler ise spazmlardan önce, sonra ya da çıkabilmektedir.

Ohtahara Sendromunun Tedavisi: 

Ohtahara sendromu hastalığında sık görülen nöbetler, hastalık için yapılan tedaviye karşı direnir. Tedavi esnasında uygulanan ACTH, kortikostroidler, valproik asit, benzodiyazepinler ve yüksek doz verilen pridoksal fosfata hastalığın cevabı azdır. Bu hastalıkta uygulanan Ketojenik diyetin etkisi tartışılır. Ohtahara sendromu hastalığını tedavi amacıyla kullanılan bilhassa kortikal dizplazili durumlarda epilepsi nöbet sayısını düşürülebilmekte ve hasta bebeğin psikomotor gelişiminde olumlu bir gelişme görülür. Çocuğun yaşı büyüdükçe, nöbetler tipik infantil spazma; EEG bulgular ise hipsaritmiye dönüşür. Eğitim yaşına gelen çocuk hastaların yarısında ise nöbet kontrolü sağlanır. Ancak, bunların birçoğunda ise akranlarına göre psikomotor gerileme vardır

]]>
Mozaik Down Sendromu https://www.sendromlar.com/mozaik-down-sendromu.html Sat, 01 Sep 2018 05:05:34 +0000 Mozaik down sendromu; bu durumu yaşamayan insanların gözünde genel olarak hep aynı olarak bilinmekte idi. Son on yılda teknolojinin de gelinmesi ile beraber tıp ve bilim oldukça hızlı ilerleyerek aslında aynı gibi görülen bazı Mozaik down sendromu; bu durumu yaşamayan insanların gözünde genel olarak hep aynı olarak bilinmekte idi. Son on yılda teknolojinin de gelinmesi ile beraber tıp ve bilim oldukça hızlı ilerleyerek aslında aynı gibi görülen bazı hastalıkları sınıflandırmayı başardı. Down sendromu hastalığı da bu hastalıklardan biridir. Mozaik down sendromu hastalığı aslında down sendromu hastalığının üçe ayrılmasından sonra bilinen ve ortaya çıkan bir hastalıktır. Mozaik down sendromu hastalığının yanı sıra diğer iki tür hastalıkta kişinin görünüş olarak aynı olmasına neden olmaktadır. Down sendromu hastalığı kalıtsal olarak bilinen bir hastalıktır. Vücudumuzda toplam da kırk altı tane kromozom bulunmaktadır. Bu kırk altı kromozomun yirmi üçü anneden yirmi üçü de babadan geçmektedir. Ancak eşleşmeler esnasında bir aksaklık meydana gelir bu da kişi de kırk yedi kromozom oluşumuna neden olur. Bu kromozom sayısına sahip olan kişilerde genellikle fiziksel olarak çekik gözlülük basık suratlılık ve aynı zamanda özel bir zeka geriliği de görülmektedir. Mozaik down sendromu da bu açıklamaları kapsayan bir hastalıktır. Ancak diğer down sendromu hastalığı çeşitlerinin mozaik down sendromundan ayıran bazı durumlar da elbette ki vardır. Down sendromu hastalığında kişinin bir çok hücresi kırk altı kromozom olması gerekirken fazla sayıda kromozoma sahip olabilmektedir. Bu kromozom farklılığı mozaik down sendromu hastalığında daha az görülmektedir. Ve bu da kişinin down sendromu belirtilerini hafif olarak yaşamasına neden olur. Mozaik down sendromu görülen kişiler de zeka geriliği diğer down sendromu hastalarına göre daha az görülmektedir. Vücudundaki hücrelerinde oluşan bu düzensizlik nedeni ile adı mozaik down sendromu olarak bilinir. 

Mozaik Down Sendromu Belirtileri 

Mozaik down sendromu belirtileri anne karnında görülmemektedir. Diğer bir çok hastalık anne karnında iken çocuğa uygulanan testler sonucu ortaya çıkabiliyorken bu hastalık için bu durum geçerli değildir. Anne karnında yapılacak olan toplamda üç test sonucu bu hastalık meydana çıkabilir. Mozaik down sendromu hastalığı belirtileri fiziksel olarak diğer down sendromu hastalarından biraz daha hafif olarak görülmektedir. Üstelik yeterli eğitim ve ilgi gösterildiği takdirde kişi hayatını tek başına sürdürebilecek boyuta da gelmesi bu hastalık türü için daha kolaydır diyebiliriz 
]]>
Cotard Sendromu https://www.sendromlar.com/cotard-sendromu.html Sat, 01 Sep 2018 16:50:55 +0000 Cotard sendromu: nöro-psikolojik bir hastalıktır. Yürüyen ceset olarakta adlandırılır. Cotard sendromunda kişi kendini ölü sanmaktadır. Çok nadir görülen psikolojik bozukluktur.
Cotard sendromu: nöro-psikolojik bir hastalıktır. Yürüyen ceset olarakta adlandırılır. Cotard sendromunda kişi kendini ölü sanmaktadır. Çok nadir görülen psikolojik bozukluktur.

Cotard sendromu belirtileri ve tedavisi:

Cotard sendromuna yakalanan kişiler kendilerini ölü sandıkları gibi vücudunda organlarının olmadığını, çürüdüğünü, vücutlarında kan olmadığını, ölü gibi koktuğunu, bedenlerinde böcekler gezdiğini hatta ölümsüz olduklarını düşünürler. Bu sendroma yakalanan kişiler fiziken herhangi bir problemleri yoktur. Hastalığın oluşmasının nedenleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak depresyon ve şizofreni bu sendromu tetikleyebilir. Hastalık öncelikle kişide duygusal reaksiyon ile başlıyor. Yani kişi kendisini duygusal açıdan bitik hissediyor,. Mutsuz, hayattan bir beklentisi olmayan, umutsuz kişiler olarak hissedip bedenen de var olmadıklarını, ölmüş oldukları hissiyatına kapılıyorlar. Bu duygusal reaksiyon sonucunda kişiler ürettikleri paranoyaları karşısındaki kişilere inandırmaya çalışır. Hatta sendromun ilerlemiş safhasında kişi bunu ispatlamak için intihar girişiminde bulunabiliyor. Bu hastalığa genellikle ergenlikte ve 45 yaş üstünde özellikle de kadınlarda daha sık rastlanıyor. Ayrıca ölüm korkusu yaşayan kişilerde bu sendroma yakalanma risk grubunda yer alır. Bu sendromun tedavisi gerekli ilaç ve elektroşok ile yapılmaktadır.
]]>
3 5 Yaş Sendromu https://www.sendromlar.com/3-5-yas-sendromu.html Sun, 02 Sep 2018 07:42:33 +0000 3 5 Yaş Sendromu, Genellikle 2 yaşını geçtikten sonra meydana gelen konuşma ve davranış açısından yaşanan durumları kapsayan 3 5 yaş sendromu için birçok alanda çocuğun incelenmesi gerekmektedir. Bilişsel, duyuşsal 3 5 Yaş Sendromu, Genellikle 2 yaşını geçtikten sonra meydana gelen konuşma ve davranış açısından yaşanan durumları kapsayan 3 5 yaş sendromu için birçok alanda çocuğun incelenmesi gerekmektedir. Bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alandaki beceriler hakkında bazı bilgileri öğrenmek bu dönem için çocuğun en az sorun yaşaması açısından oldukça önemlidir. Zira bu dönemde çocuk birçok faaliyeti tek başına yapmaya çalışmaktadır. Bu açıdan incelendiği zaman 3 5 yaş sendromu için çocuğun en bağımsız olduğu dönemdir. Çocuk birçok şeyi denemekten çekinmez. Kafasına takılan en ufak bir meseleyi dahi sorar. Yaptığı hareketlerin bir hata ya da sorun olduğunu düşünmeden hareket eder. Bu bakımdan kurallara uymakta ve emirleri dinlemekte güçlük yaşar. Bu durum oldukça ileri düzeyde meydana gelmesi halinde ise 3 5 yaş sendromu dediğimiz sorunlar baş gösterir.

3 5 Yaş Sendromu Olan Bireyler Ve Aileleri

Çocukların en çok kendisine yöneldiği dönem olarak 3 5 yaş aralığını belirtebiliriz. İster istemez bu dönemde yanlış uygulamalar ve yaklaşımlar nedeniyle çocuk olumsuz etkilenmektedir. Bununla birlikte 3 5 yaş sendromu kalıtsal yönden ortaya çıkan bir rahatsızlık olarak da bilinmektedir. Ancak her ne kadar kalıtsal yönü bulunsa da aile ve çevrenin yaklaşımı nedeniyle bu sorun bastırılabilir. Bunun içinde ailelere çok büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. 

Öncelikli olarak 3 5 yaş sendromu için çocukta herhangi bir sorun olup olmadığı tespit edilmelidir. Bunun için de sosyalleşme sürecinde çocuğu izlemeye almamız lazımdır. Çünkü sosyalleşmeyle birlikte çocuğun vermiş olduğu tepkiler 3 5 yaş sendromu olup olmadığını anlamak noktasında oldukça önemlidir. Bununla birlikte yemek ve tuvalet eğitimi alışkanlıklarının takibi yaşanan soruna tanı koymak adına kayıt altına alınması gerekmektedir. Son olarak yaşanan soruna karşı ailelerin gerekli cinsel eğitimi de vermeleri gerekiyor. Bunun için de doğal olarak uzman bir destek alınması zorunlu hale dönüşür.

3 5 Yaş Sendromu Olan Bireylere İçin Alınacak Tedbirler

Bu soruna yakalanan birçok çocuk her istediğini özgürce elde etmek ister. Bunun için de gerekirse eğer çalma eylemine dahi meyledebilir. Bu açıdan ailelerin çocuğu bir gözlemci gibi ona fark ettirmeden takip etmesi gerekir. Bununla birlikte çocuğun yanlış yaptığı durumlara karşı cezalandırmak ya da kurallar koymak yanlış bir çözüm yoludur. Özellikle de bu durum 3 5 yaş sendromu olan çocukların krize girmesine yol açar. Bu yüzden çocuğunuz sorununu anlamanız ve sürekli olarak göz teması kurmamızı önermekteyiz. Son olarak çocuğun isteklerine karşı hayır demeniz gerektiği noktaları da unutmamalısınız. Uygun bir şekilde verilen tepkiler çocuğun ilerleyen dönemler için psikolojik açıdan sorun yaşanmaması için hayati önem taşımaktadır. Tüm bu önlemlere rağmen halen çocuğunuzda bir değişim yoksa eğer uzman bir psikologa danışmanızı öneririz.
]]>
Evlilik Öncesi Sendromu https://www.sendromlar.com/evlilik-oncesi-sendromu.html Sun, 02 Sep 2018 13:10:33 +0000 Evlilik öncesi sendromu; evlilik öncesi çiftlerin stresli olduğu dönemlerden biridir. Bu dönem de anlaşmazlıklar ortaya sıklıkla çıkmaktadır. Eşler doğru karar verip vermekdiklerini sorgularlar. Sonuçta hayatınızın geri kala Evlilik öncesi sendromu; evlilik öncesi çiftlerin stresli olduğu dönemlerden biridir. Bu dönem de anlaşmazlıklar ortaya sıklıkla çıkmaktadır. Eşler doğru karar verip vermekdiklerini sorgularlar. Sonuçta hayatınızın geri kalanını geçireceğiniz kişiyi seçiyorsunuz. Evlilik kişilerin hayatlarında ki en büyük dönüm noktalarından biridir. Evlilik öncesi sendrom kişilerin olumsuz düşüncelere kapılmasına neden olur.  Bu dönem de eşler çok fazla stres ve kaygı yaşarlar. Aşırı stres bu dönemi etkilediği gibi olumsuz düşüncelere neden olarak yanlış kararlar verilmesine neden olur. Evlilik öncesinde adayları zor kararlar, stres, masraf ve beklenti gibi birçok şey bekler. Bu dönemde kişilerin eşlerinin doğru kişi olup olmadığını fazlasıyla sorgularlar. Evlilik öncesi sendromu birçok evlilik hazırlığı yapan kişilerde görünür. Bu dönem eşler için aslında bir avantajdır. Unutmamalısınız bu dönemde karşı tarafı daha iyi tanıyabilirsiniz ve kararınızın doğruluğunu yanlışlığını daha iyi görebilirsiniz. Bu dönemde hayatınızı paylaşacağınız kişiyi seçtiğiniz gibi karşı tarafı da hayal kırıklığına uğratmamak için çabalıyorsunuz. Siz de oluşan stres ve kaygının sebebi de bu. Bu dönemi pozitif bir şekilde atlatmak tabi ki yine sizin elinizde.

Evlilik öncesi sendromu nedenleri;
  • Evlilik öncesi sendromun nedenlerinden biri ailelerin daha fazla karışarak yardımcı olmaya çalışmalarına rağmen stresli bir ortam yaratmaları.
  • Doğru eş seçimi olup olmadığını sorgulamak.
  • Kişinin özgürlüğünü kaybedeceği korkusu.
  • Karşı tarafı hayal kırıklığına uğratma korkusu.
  • Yapılan aşırı masraf yani maddi sorunlar.
  • Evlilik sorumluluklarını yerine getirememe korkusu gibi birçok neden evlilik öncesi sendromuna neden olmaktadır.
]]>
Brown Sendromu https://www.sendromlar.com/brown-sendromu.html Mon, 03 Sep 2018 01:23:36 +0000 Brown Sendromu, Gözlerdeki koordinasyon bozukluklarından birdir. Rahatsızlığı ilk defa Harold Whaley Brown tarafından tespit edilmiştir. Rahatsızlık gözlerin birbiriyle uyumlu bir biçimde hareket etmesini engellemektedir.
Brown Sendromu, Gözlerdeki koordinasyon bozukluklarından birdir. Rahatsızlığı ilk defa Harold Whaley Brown tarafından tespit edilmiştir. Rahatsızlık gözlerin birbiriyle uyumlu bir biçimde hareket etmesini engellemektedir. Genellikle tek gözde bir fonksiyon bozukluğu görülmektedir. Ancak vakaların % 10'unda her iki gözde görülmektedir.

Brown Sendromu: Rahatsızlık gözün bir yukarı bakarken diğeri koordinasyonun bozukluğu nedeniyle aşağı bakmaktadır; aşağı doğru bakarken diğeri yukarı doğru bakmaktadır. Bu duruma "üst oblik tendonu ve troklea kompleksi"ndeki  anomalilerin ortaya çıkmasıyla oluşmaktadır. Üst oblik kasları iç yukarı bakışta tendon gevşeyememektedir.

Brown Sendromu Nedenleri: 

Brown sendromu bazı bireylerde tendon-kılıf kompleksinin aşırı sertlik tespit edilmiştir. Bazı hastalarda da oblik kasından kaynaklanan sorunlara rastlanmıştır. Tendon troklea kompleksindeki düzensizlikler de rahatsızlığın nedenleri arasında gösterilmektedir.

Brown Sendromu Tedavisi: 

Rahatsızlığı olan bireylerde ender olarak hastalık kendiliğinden düzelmektedir. Tabii ki bu düzelme her hastadan beklenmemelidir. Rahatsızlık için genelde % 10'u tam olarak düzelme görülmektedir. Brown sendromu tedavisinde cerrahi metotlar hala tartışmalıdır. Birçok uzman cerrahi operasyona karşıdırlar. Yapılan cerrahi operasyonlarda da bir kısım hastalarda tam iyileşme görülmekte olmasına karşın tüm operasyon geçiren hastalarda bir kısım iyileşmeler görülmüştür.

Bir kısım hastalarda gözlükle tedaviler uygulanmaktadır. Gözlükle iyileşmeler görülmektedir. Hastalık erken yaşlarda tespit edilirse iyileşme oranı yüksektir. Bu nedenle rahatsızlık fark edilir edilmez mutlaka bir uzmana müracaat edilerek tedavi yapılmalıdır.
]]>
Cushing Sendromu https://www.sendromlar.com/cushing-sendromu.html Mon, 03 Sep 2018 11:39:15 +0000 Cushing sendromu: Vücutta böbrek üstü bezlerinden salgılanan kortizon hormonunun kontrolsüz bir şekilde salgılanması sonucunda ortaya çıkan bir sendromdur. Cushing sendromu kişilerde farklı belirtiler vererek özellikle kad Cushing sendromu: Vücutta böbrek üstü bezlerinden salgılanan kortizon hormonunun kontrolsüz bir şekilde salgılanması sonucunda ortaya çıkan bir sendromdur. Cushing sendromu kişilerde farklı belirtiler vererek özellikle kadınlarda görülen erkeklerde de görülebilen bir durumdur. Cushing sendromu kişiden kişiye farklı belirtiler vererek ortaya çıkabilir. Bu belirtiler bazen kilo artması, obezite oluşumu, tansiyonun yükselmesi ya da bazen de derinin zayıflayıp kişinin zayıflamasına neden olabilir. Bu belirtiler kişide farklı şekillerde ortaya çıkar. Bu durumda belirtileri fark etmek kişiye kalmıştır. Çünkü her hastada bu saydığımız belirtiler gözlemlenmeyebilir. Cushing sendromuna yakalanmış olan kişi belki ilk başlarda bududurumun farkına varmaya bilir. Oluşan belirtilerin ne zamandan beri kişide görüldüğü, kişinin yaşı, cinsiyeti ya da hastalığın ne kadar ciddi olduğu kişilerde farklı tabloların oluşmasına neden olur. Uzun süredir kortizon hormonunun etkisi altında kalmak da bu belirtilerde farklı sebeplere neden olabilir. Cushing sendromu bazı insanlarda daha az sürede gerçekleşirken kimi insanlarda bu sendrom daha uzun sürebilir

Cushing sendromu ilk olarak beyin içerisinde bulunan hipofiz bezinin böbrek üstü bezlerini uyarması ve ordan da böbrek üstünde bezini uyaran adenokortikotrop hormonunun fazla üretildiği durumlarda kendini belli eden bir hastalıktır. Cushing sendromu Cushing hastalığına neden olur. Bu hastalık kişilerdehhipofiz bezinin fazla bir şekilde büyümesine veya bir tümörün oluşmasına neden olur. Cushing hastalığına yakalandı kişilerde gözlenen belirtiler ise vücutta fazla kilolarından, kollarda ve bacaklarda incelik, yüz ise tombul ve siian bir hâl almaktadır. Ciltte hassasiyet oluşur. Morumsu lekeler, sırt ve kollarda ağrı, kemiklerde hassasiyet, ciltte mor çatlaklar ve zayıf kaslar gibi belirtiler cushing hastalığının belirtileri arasında yer almaktadır.

Cushing sendromunun nedenleri: 

Böbrek üstü bezlerinden salgılanan kortizon hormonu fazla miktarda salgılanması sonucunda oluşur Cushing sendromu bir diğer nedeni olarak da böbrek üstü bezlerinde de bir hastalık olmasıdır. Bu yüzden de kortizon hormonu fazla miktarda salgılanır. Cushing sendromu doktorun vermiş olduğu bu ilaçları düzenli olarak kontrol altında kullanılırsa yan etki görülme ihtimali daha azdır .

Cushing sendromu belirtileri: 

Bu sendrom çok yaygın olarak görülmemektedir. Fakat cushing sendromuna yakalanmış kişilerde vücutta fazladan alınan kilolar, kol ve bacaklardaki incelmeler, yüzün yuvarlak ve kilolu bir hâl alması cushing sendromunun belirtileri arasında yer alır. Diğer belirtiler ise hipertansiyon, aşırı kilo almadan kaynaklanan obezite, halsizlik, kendini bitkin hissetme, vücudun kullanması, düzensiz kalp ritimleri, sırt ve kaslarda ağrı, baş ağrısı, saç dökülmesi, şişlik, karın ağrısı, ödem gibi belirtiler cushing sendromunda görülen belirtiler arasında yer alır. Cushing sendromunda omuzların arasında özellikle ense bölgesinde yağ birikmesi olur. Bu belirtiye tıpta buffalo sırtı denir. 

Cushing sendromunun tedavisi: 

Bu sendromun tedavisi cerrahi bir müdahale ile olur. Cerrahi işlem de hipofiz bezi alınır. Ameliyattan sonra herhangi bir komplikasyon ile karşılaşmamak için daha önce hastaya bilgi verilerek böbrek üstü bezi yetmezliği komplikasyonu hasta girişiminden önce başlanarak steroid vermekle önlenebilir.
]]>
Down Sendromu Fiziksel Özellikleri https://www.sendromlar.com/down-sendromu-fiziksel-ozellikleri.html Tue, 04 Sep 2018 00:38:10 +0000 Down sendromu fiziksel özellikleri: Down sendromlu çocukların tipik fiziksel özellikleri vardır. Neredeyse bütün down senromlullar dış görünüş olarak birbirlerine benzerler, genel olarak aynı yüz şekline sahiptirler.  Down sendromu fiziksel özellikleri: Down sendromlu çocukların tipik fiziksel özellikleri vardır. Neredeyse bütün down senromlullar dış görünüş olarak birbirlerine benzerler, genel olarak aynı yüz şekline sahiptirler. 

Down sendromu genetik düzensizlik sonucu fazladan bir oluşmasıdır. Her bir hücre çekirdeğinde 23 çift olmak üzere 46 kromozom bulunmaktadır. Down sedromlularda 47 kromozom bulunmaktadır. Down sendromu bir hastalık değildir. Hamilelik esnasında tesadüfen oluşan, kalıtımsal olmayan bir genetik durumdur.

 Down sendromluların fiziksel özellikleri şöyle açıklayabiliriz. 
  • Yüzleri yuvarlak ve basıktır.
  • Gözleri yukarıya doğru çekiktirler.
  • Epikantüs kıvrımları sayesinde çekik gözleri ile uzak doğululara benzerler. 
  • Burunları küçük burun kökü düz veya çöküktür. 
  • Kulaklar biraz küçük aşağı doğru eğilimlidir.
  • Elleri küçük ve parmaklar kısadır.
  • Boyları diğer çocuklara göre biraz daha kısadır.
  • Bebekliklerinde tüm kasları gevşektir. Oturma, emekleme ve yürümeleri yaşıtlarına göre biraz daha geç olabilir.
  • Ayaklarda 1. ve 2. parmaklar arasında belirgin bir ayrılık olabilir.
  • Karınları yuvarlak ve bombelidirler.
  • Saçları seyrek yumuşak ve parlaktır.
  • Avuç içlerinde tek kırışıklık bulunmaktadır.
  • Enseleri kısa ve basıktır.
Down sendromlu kişiler doğduklarından itibaren uzman doktorların gözetiminde özel eğitim desteği, konuşma terapisi, fizyoterapi, beslenme için destek verilmelidir. Ayrıca anne ve babaya down sendromu konusunda bilgilendirilmeler yapılmalıdır. Down sendromlu kişiler kaliteli ve uzun bir yaşam sürmeleri için Önce aile bireylerine sonrada çevresindeki insanlara çok görevler düşmektedir. Onların yakın çevresi ile çok iyi iletişim kurdukları unutulmamalıdır. 
]]>
Edwards Sendromu https://www.sendromlar.com/edwards-sendromu.html Tue, 04 Sep 2018 20:11:17 +0000 Edwards sendromu yani bir diğer adıyla Trizomi 18 (Trizomi E) yaklaşık 6000 canlı doğumda bir karşılaşılan ve ağır mental gerilik vb. gibi birçok gelişim bozukluğuna neden olan kromozomal anomalidir. Edwards sendromu oldukça a Edwards sendromu yani bir diğer adıyla Trizomi 18 (Trizomi E) yaklaşık 6000 canlı doğumda bir karşılaşılan ve ağır mental gerilik vb. gibi birçok gelişim bozukluğuna neden olan kromozomal anomalidir. Edwards sendromu oldukça ağır bir kromozomal anomali türüdür ve her ne kadar 6000 doğumda bir görülse de etkilenen hamileliklerin çoğu düşükle neticelenir. Edwards sendromu ile doğan bebeklerin yüzde 30'u doğum sonrası ilk ayda, yüzde 90'ı ise ilk yılında değişik sebeplerle hayatlarını kaybederler. Edwards Sedromu olan bebeklerin ortalama yüzde 80'i kız bebektir. Anne yaşının ilerlemesi ile Edwards sendromunun görülme sıklığı doğru orantılıdır. Edwards sendromuna Trizomi 18 denmesinin sebebi ise normalde her insanda bütün hücrelerde tüm kromozomlardan iki çift varken, Edwards Sendromu olan kişilerde 18. kromozomdan 3 çift bulunmasıdır. Bu kromozomal anomali Edwards sendromu adını ise 1960 yılında ilk olarak tarif eden bilim adamı John H. Edward'tan almıştır.

Edwards sendromu tanısı nasıl konulur

Gebelik esnasında gerçekleştirilen ikili, üçlü, dörtlü testler ya da ultrasoografi gözlemleri Edwards sendromu ile ilgili bilgi verebilir fakat kesin tanı konulabilmesi için amniyosentez, CVS ve Harmony test gibi kromozomal incelemelerin yapıldığı testleri yaptırmak gerekir. Hamilelik esnasında tanı konulmamış ise doğum gerçekleştikten sonra kromozomal inceleme tanısı yapılabilir. Kromozom incelemesinde 18. kromozomun üç çift olarak tespit edilmesi halinde Edwards sendromu tanısı konulur.

Edwards sendromlu bebeklerde meydana gelen anomaliler nelerdir
  • Hamilelik esnasında bebeğin hareketlerinde azalma
  • Tek göbek damarı
  • Olması gerekenden küçük plasenta
  • Gereğinden fazla olan rahim suyu
  • Gelişmemiş göz tümsekleri
  • Küçük çene ve ağız
  • Çıkık alın 
  • Kısa göğüs kemiği
  • Düşük ve garip dudaklar
  • Tırnak ve ellerde gelişim geriliği
  • Ayaktaki baş parmakların kısa ve dışa dönük olması
  • Böbrek anomalileri
  • Kalp anomalileri
  • Yarı damak ve yarık dudak 
  • Büyüme yetersizliği
  • Zeka geriliği
  • Doğumdan sonra ise yeme ve solunum zorluğu yaşanması Edwards sendromunda karşılaşılan anomalilerdir.
Edwards sendromu tedavisi:

Edwards sendromunda genellikle birkaç aydan daha fazla yaşayamazlar. 1 yaşına kadar yaşayabilen bebeklerin oranı ise yüzde 10'dan azdır. Yaşayan sendromlular için gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla hayatta kalabilmeleri belli bir süre uzatmak mümkün olsa da zeka ve motor gelişim geriliği için etkili bir tedavi şekli henüz gerçekleştirilememiştir.
]]>
Gergin Omurilik Sendromu https://www.sendromlar.com/gergin-omurilik-sendromu.html Wed, 05 Sep 2018 09:13:28 +0000 Gergin omurilik sendromu, çocukluk dönemlerinden gelen bir hastalıktır. Fakat yetişkinlerde de görülebilme olasılığı yüksektir. Ayrık omurilik sendromu, ıntradural lipom, kısa ve kalın terminale, meningomyelosel, lipomyalomenin Gergin omurilik sendromu, çocukluk dönemlerinden gelen bir hastalıktır. Fakat yetişkinlerde de görülebilme olasılığı yüksektir. Ayrık omurilik sendromu, ıntradural lipom, kısa ve kalın terminale, meningomyelosel, lipomyalomeningosel cerrahisi ile ortaya çıkan yapışıklık durumları yoğunluk ile görülen sebepleri arasında yer alır. Omurgaya ait kemikler omurilikten daha hızlı olarak büyüyen bir sisteme sahiptirler. Yaş ilerleyince omurga kemikleri arasında yer alan omurilik yukarıya doğru yükselmeye başlar. Bu sayede omurga kemikleri içerisinde omurilik rahat hareket etmeye başlar. Fakat bunlar haricinde, omurilik bir şekilde yerinde kalmayı başararak gerginleşmeye başlar ise gergin omurilik sendromu ortaya çıkar. 

Gergin Omurilik Sendromunun Oluşumu

Omur ilik anne karnında iken omurga kemikleri kanalının en alttaki kısmına kadar uzanır. Anne karnında bebek büyüdükçe omurga kemik boyu uzadıkça omurilik kısa kalır. Omurilik uzantıları aşağıda ve omurilik sekiz ya da on cm kadar yukarıda kalarak yer alır. Bu görünüş itibari ile at kuyruğu şekli ortaya çıkar. Fakat anne karnında her hangi bir şekilde bu düzen sağlanamaz ise bir dizi oluşma noksanlığı meydana gelir. Bu nedenle de omurilik kuyruk sokumuna bağlı kalır. Ve boyu uzadıkça bu bağ omuriliği aşağı çekmeye başlar. Bu çekilen bölge de bir taraftan da lipom oluşmaya başlar. Gergin omurilik sendromunda omurilikler ve omurga bir birine yapışık olarak bulunmaktadır. Ve serbestliği yoktur. Birbirinden bağımsız olarak hareket edemezler. 

Gergin Omurilik Sendromu Ne Zaman Ortaya Çıkar  

Gergin omurilik sendromu  bebeklik döneminden itibaren geleceği gibi bazı cerrahi müdahaleler sonrasında da yaşanabilir. Gergin omurilik sendromu, gizli bel açıklığı olan, doğuştan gelen bir durumda bel bölgesinde yağ bulunan ya da bel bölgesinde ince bir zar ile kaplı açıklık olan bebeklerde görülmektedir. Bu bebeklerde ortopedik problemler yaşanmaktadır. Aynı zamanda ilerleyen yaşlarında bacaklarda güçsüzlük, idrar tutamama, kas zayıflaması, bel ağrısı, omurga yamuklukları gibi durumlara da neden olmaktadır. Bu gibi durumlar yaşandığı zaman gergin omurilik sendromunun ilerlememesi açısından erken müdahalesi önemlidir. Önemli olan bir an önce tedavisine başlanmasıdır. Her şeyden evvel patolojik sonuçların alınması gerekmektedir. Cerrahi tedavi yöntemi alınacak olan sonuçların durumuna göre değişim gösterebilir. Yapılacak olan tedavi yöntemi ise bir cerrahi operasyon ile omuriliklerin serbest bırakılması ameliyatıdır. Bu cerrahi müdahale sonrası yapılacak olan takip de önemlidir. Küçük çocuklar bu cerrahi müdahale sonrasında günlük yaşamlarına yaklaşık olarak bir hafta içerisinde dönebilmektedirler. Gergin omurilik sendromunda, Omuriliklerin serbest bırakılması bir çok için bir tane ameliyat ile geçerli olabilmektedir.
]]>
Down Sendromu Genetik Mi https://www.sendromlar.com/down-sendromu-genetik-mi.html Wed, 05 Sep 2018 19:22:28 +0000 Down sendromu genetik mi: Down sendromu genlerin eşleşmesi esnasında oluşan bir anormallikten kaynaklanan bir durumdur. Down sendromu genetik bir hastalık değildir. Genlerde meydan gelen farklılaşma sonucunda oluşan bir durumdur. Gene Down sendromu genetik mi: Down sendromu genlerin eşleşmesi esnasında oluşan bir anormallikten kaynaklanan bir durumdur. Down sendromu genetik bir hastalık değildir. Genlerde meydan gelen farklılaşma sonucunda oluşan bir durumdur. Genetik eşleşme sırasında oluşan bir bireyin normalde kırk altı kromozama sahip olması gerekirken, down sendromu olan bireylerde bu sayı kırk yedi kromozomdur.  Bu farklılaşma sonucunda oluşan bireylere down sendromu teşhisi koyulur. Genlerin eşleşmesi sonucunda insan vücudunda hücrelerin çekirdekleri kromozomlarla birlikte bağlanarak meydana gelir. Oluşan yeni genler ve kromozomlar yeni oluşan bireyin fiziksel oluşumuna neden olur.  Bu fiziksel oluşum eğer kırk altı kromozomla meydana gelirse o zaman normal bir bebek dünyaya gelir. Fakat bu kromozomların kırk yedi olması bebekte hem fiziksel hem de zihinsel problemlere neden olmaktadır. Hatta hayati risk bile taşıyabilir. Down sendromun belirgin bir şekilde ortaya koymuş olduğu bazı farklılıklar vardır. Down sendromlu çocukların yüzleri, elleri, parmakları normal bireylerden farklı özellikler taşımaktadır. Ayrıca zihinsel olarak da küçük yaşlarda ileri zek olsalar dahi büyüdüklerinde zekaları geri kalmaktadır. Yaptığı hareketler çocukça olabilir. Fakat aileleri onların eğitimine önem vermelidir. Onların da istedikleri eğitimi, yeteneklerini keşfetip eğitim almalarını sağlamalıdır. Böylece hem eğitim ve öğretimi gelişmiş olur hem de kendini daha mutlu hisseder.

Down sendromlu kişilerin özellikleri

Down sendromu genetik mi sorununa vereceğimiz cevap farklılaşmadan kaynaklanan bir durumdur. Ayrıca down sendromu bir hastalık değildir. Down sendromuna yakalanmış birine hastaymış gibi bakmak doğru değildir. Elbette ki diğer insanlardan dış görünüş olarak farklılık gösterebilir fakat bu farklılık diğer insanlarda da vardır. Down sendromu olan bir bireyin yüzleri, elleri, parmakları daha tombul, yuvarlak bir yüzleri vardır.  Bu farklılığa sahip insanların da birbirleri arasında oldukça fark vardır.

Down sendromu genetik mi ayrıca bu soruya verecek bir cevabımızda genetik eşleşme sırasında anne ve babanın bir hatası olmadan DNA' nın yapısından kaynaklanan bir durumdur. Down sendromuna sahip çocukları olan aileler bu konuda bilinçlendirilmeli gerekirse eğitim almaları gerekmektedir. Çünkü down sendromu olan çocuklara daha hassas ve dikkatli bakılması gerekir. Down sendromu olan çocukların da istekleri, yetenekleri, kabiliyetleri olabilir. Onların da eğitim almaları, yetenekleri oldukları konulara yönelmelerine yardımcı olmalısınız.

Down sendromu genetik mi, bu sendroma neden olan bir diğer neden ise annenin belirli bir yaşın geçtikten sonra hamile kalmasıdır. Bu durum da bebeğin hem zihinsel hem de bedensel olarak geri kalmasına neden olur. Bu durumda annenin ileri bir yaşta hamile kalmaması hem anne sağlığı için hem de bebeğin sağlığı için son derece hassas ve ciddi bir konudur. Babanın da ileri yaşta ve sağlıksız olması down sendromu oluşumuna neden olabilir. Özellikle erkek hastalıkları bu duruma neden olabilir. Bu yüzden kişiler bebek sahibi olmak istediğinde öncelikle bazı hususlara dikkat etmelisiniz.
]]>
California Sendromu https://www.sendromlar.com/california-sendromu.html Wed, 05 Sep 2018 23:40:21 +0000 California sendromu: Bu sendromun insanlığın bittiğini, hiç kimsenin bir öneminin olmadığını, açlıktan ölen insanların kimsenin umruna gelmemesi, merhametin, sevginin bittiği kısacası modern yaşamın en büyük hastalığı d California sendromu: Bu sendromun insanlığın bittiğini, hiç kimsenin bir öneminin olmadığını, açlıktan ölen insanların kimsenin umruna gelmemesi, merhametin, sevginin bittiği kısacası modern yaşamın en büyük hastalığı diyebiliriz. California sendromu adından anlaşılacağı üzre California eyaletinde ilk olarak ortaya çıkmıştır. California sendromuna yakalanmış kişilerde bencil, mutsuz, sadece kendini düşünme, empati kuramama ve paylaşmaktan uzak bir hal alır kişi. California sendromu toplumun değerlerinin kaybolmasına, ortak olan maddi ve manevi değerlerin ortadan kaybolmasına neden olmaktadır. California sendromuna en çok yakalanan kişiler modern yaşamın zengin insanlarıdır. Paraya oldukça düşkün olan, zevkine düşkün olan, benmerkezci, narsist ve paylaşmayı bilmeyen bir hâl alır. Daha sonraları ise kişi mutsuzve yalnız olduğunu anlar. 

California sendromunun farklılıkları,

California sendromuna yakalanmış kişilerde karşıda ki insan açlıktan ölse bile bu sendromdan dolayı kişinin gözü kendinden başkasını görmez. Sürekli kendini düşünme, zevk ve eğlence peşinde koşma, daha rahat bir yaşam sürmek için diğer insanlar umruna bile gelmez. California sendromuna yakalanmış kişilerde görülen belirtiler son derece acıdır. Duygusallıktan uzak acımasız, bencil, mutsuz ve ileriki zamanlarda da yalnız ve tek başına hisseder. Kimsenin sevgisini tadmayan, mutluluğun, sevincin hiç bir zaman tadına varamaz ve varamayacaktır. Bundan dolayı başta ailelerin California sendromuna karşı daha bilinçli daha etkin bir çocuk yetiştirmeleri gerekir. Küçük yaştan itibaren çocuklara paylaşmayı, sevgiyi, mutluluğu aşılamalıdır. Onun daha evcil bir ailede yetişmesi çocuğunuzun hem daha sağlıklı hem de daha uysal yetişmesine yardımcı olur. Eğer iyi bir çocuğunuzun olmasını istiyor iseniz çocuğunuza daha iyi ve sabırlı davranın ve her zaman yanında olun.
]]>
3 4 Yaş Sendromu https://www.sendromlar.com/3-4-yas-sendromu.html Thu, 06 Sep 2018 16:21:34 +0000 3 4 yaş sendromu, 3 ve 4 yaş arası çocukların gelişimi için bir olgunlaşma sürecidir. Çocuk kendini bir birey olarak kabullendirme çabasına girer. İhtiyaçlarını ve isteklerini kendi başına yapmaya çalışır ve çaba göster 3 4 yaş sendromu, 3 ve 4 yaş arası çocukların gelişimi için bir olgunlaşma sürecidir. Çocuk kendini bir birey olarak kabullendirme çabasına girer. İhtiyaçlarını ve isteklerini kendi başına yapmaya çalışır ve çaba gösterir. Kardeş kıskançlıkları bu dönemde yoğun olarak görülebilir. Kendi duygu ve hislerini anlamaya çalışır. Fakat gerçek ile hayal arası henüz tam gelişmemiştir. Kendi hayallerinde kahramanlarını oluşturur. Israrcı ve inatçı huyları ilerler. Çocukta bu dönemde resim çizme, yabancılarla iletişim kurma ve üç tekerlekli bisiklete binme gibi kabiliyetler gelişim gösterir. 3 yaşın girmesiyle beraber sorgulama oldukça ilerler. Sorunlarını konuşmaya başlayabilir. İletişim kurması ve daha uzun cümleler söylemeside artarak devam eder. Anne ve babaya neden, ne zaman ve nasıl soruları sürekli sorulur. Renkleri ve sayıları çözmeye başlar. Anne veya babanın anlattığı hikayeleri tekrarlatmak ister. 3 4 yaş sendromu dönemi çocukların taklit etmeyi çok sevdiği bir süreçtir. Anne ve babanın giydiğini, yediğini ve yaptığı şeyleri kendiside yapmak ister. Duyguları çok hızlı değişir. Yabancı şeylerden bazen korkabilir ve ara sıra ağlama nöbetleri meydana gelebilir. Anne ve baba için 3 4 yaş sendromu daha olumlu tavırlar sergilendiği bir dönem olduğu için 2 yaş sendromu sürecinden biraz daha kolay atlatılır. Fakat bu dönemde sürekli sorgulama yapan çocuk için anne ve babanın daha sabırlı olmaları gereken bir dönemdir.

3 4 yaş sendromu için evebeynler nelere dikkat etmelidir
  • Tekrar aynı soruları soran çocuğa hiç bir şekilde bağırılmamalı ve şiddet uygulanmamalıdır.
  • Her sorduğu soruya doğru, kısa ve net cevaplar verilmelidir.
  • Karşınıza alınarak ara sıra sohbet etmeye çalışmak ve ona bir şeyler anlatmak çocuğun psikolojisi için önemlidir. Kendinin önemsendiğini hisseden çocuğun gelişimi daha olumlu ilerler.
  • Sürekli çocukla zaman geçirmeli, onunla oyun oynamalı ve hikaye anlatılmalıdır.
  • Çocuğun önünde anne ve baba olumsuz tavırlar sergilememeli, tartışma içine girmemelidir. Duyduğu hareketleri ve cümleleri bu dönemde oldukça taklit eder.
  • 3 4 yaş sendromu içinde, olmaması gereken davranışlar yapıldığında, zihinsel gelişimin yavaş ilerlediği düşünüldüğü zamanlarda anne ve baba mutlaka doktora başvurmalıdır.
]]>
Gilbert Sendromu https://www.sendromlar.com/gilbert-sendromu.html Fri, 07 Sep 2018 02:16:14 +0000 Gilbert sendromu, kanda yüksek oranda erkin safra boyası olduğu durumlarda ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Safraya rengini veren bilirubin (kahverengi-sarı karışımı bir renk) normalde olandan yüksek çıkması diye de ni Gilbert sendromu, kanda yüksek oranda erkin safra boyası olduğu durumlarda ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Safraya rengini veren bilirubin (kahverengi-sarı karışımı bir renk) normalde olandan yüksek çıkması diye de nitelendirebiliriz. Bilirubin miktarının normal oranı 0-1 arasındayken bu oranın yükselmesi Gilbert sendromuna sebep olmaktadır. Aileden gelen genetik bir hastalıktır ve erkeklerde kadınlara oranla daha fazla rastlanmaktadır. Genellikle stres altında kalanlarda, soğuk algınlığı sırasında, oruç tutanlarda ve bu sebeple susuzda kalmış olanlarda, adet dönemlerinde ve ameliyat sonralarında ortaya çıkmaktadır. 
Safra boyası kanda yüksek miktarda bulunduğunda sarılığa yol açabilir. Sarılık ise ciddi bir karaciğer hastalığının belirtisidir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında mutlaka bir doktora gözükmek gerekmektedir. Bazı durumlarda ise tedavi gerektirmediğinden dolayı zararsız bir hastalık olarak nitelendirilir. 

Gilbert sendromu belirtileri
  • Gözlerin ak kısımlarında ve ciltte sararmalar olabilir.
  • Karın ağrısı, mide bulantıları ve bayılmalar yaşamak mümkündür. 
  • Vücut yorgun düşer. Halsizlik, güçsüzlük, sürekli bir uyku hali, dikkat toplayamama ve yapılan aktivitelerden çabuk sıkılma gibi durumlarla karşılaşılabilir.
  • Susuzluk kendini gösterir.
Gilbert sendromu tedavisi

Bu sendromda tedaviye pek ihtiyaç duyulmaz. Kendinden geçen bir hastalık olmasıyla birlikte sağlık için de bir tehdit oluşturmamaktadır. Ancak yinede bir doktora görünmek gerekmektedir. Doktora gidilmediği durumlarda gilbert sendromu sürecinde sarılık nöbetlerini önlemek için duygusal stresren uzak durmak, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklardan korunmak, uzun süre aç kalmamak, yorgunluğa yol açabilecek durumlardan uzak kalmak ve uyku düzenini sağlamak yeterli olacaktır. 
]]>
Down Sendromu Kromozom Sayısı https://www.sendromlar.com/down-sendromu-kromozom-sayisi.html Fri, 07 Sep 2018 14:09:20 +0000 Down sendromu kromozom sayısı konusunu anlamak için down sendromunun ne olduğu bilinmelidir. Down sendromu, vücut hücrelerinde 46 kromozom bulunması gerekirken, 1 kromozom fark ile hücrelerde 47 kromozom olması sonucu ortaya çıkan g Down sendromu kromozom sayısı konusunu anlamak için down sendromunun ne olduğu bilinmelidir. Down sendromu, vücut hücrelerinde 46 kromozom bulunması gerekirken, 1 kromozom fark ile hücrelerde 47 kromozom olması sonucu ortaya çıkan genetik bir durumdur. Ancak, down sendromu ilk olarak 1866 yılında Dr. John Langdon Down tarafından, özel bir zeka geriliği olarak tanımlanmıştır. Down sendromlu insanların, Moğollar gibi çekik gözlere sahip olmaları bu genetik anormalliğin, Dr. John Langdon Down tarafından "mongolizm" olarak adlandırılmasına da neden olmuştur. Dr. John Langdon Down, down sendromuna sahip olan insanlara da mongol veya mongoloid kelimelerini kullanmıştır. 


Down Sendromunun Oluşumu

İnsanların vücut hücrelerinde 46 kromozom bulunmaktadır. Kromozom, canlının özelliklerine ait verileri taşıyan moleküllere verilen addır. Kromozomlar, genleri taşımakta yani genler birbirlerine kromozomlar ile bağlı bulunmaktadır. İnsanın vücut hücrelerinde bulunan 46 kromozomun da 23 tanesi annenin yumurtasından, diğer 23 tanesi ise babanın sperminden gelmektedir. Ancak down sendromuna sahip olan hastaların 21. kromozomlarında bir farklılık oluşmuş olup 21. kromozom çiftinde fazladan 1 tane daha kromozom bulunduğu görülmektedir. Bundan dolayı down sendromu farklılığına, "Trizomi 21" yani üç tane 21 numaralı kromozom adı da verilmektedir. 21. kromozom hücrelere bu şekilde girebilmesinin yanı sıra 14. kromozom çiftine de eklenmiş bir şekilde hücrelere girebilmektedir. Down sendromunun en sık görülme şekli, üç adet 21. kromozomun bulunmasıdır. Bu durumda kişinin kromozom sayısı 47 olmaktadır. Ayrıca down sendromu, düşük oranda, 21. kromozomun 14. kromozoma eklenmiş şekilde olduğu durumlarda da görülmektedir. Bu durumda toplam kromozom sayısında bir anormallik görülmemekte ancak bu şekilde de kişide down sendromu görülmektedir.

İnsanların vücut hücrelerinde bulunan 46 kromozomdan, 2 tanesi cinsiyet ile ilgili kromozomları, kalan 44 tanesi ise bedensel işlevler ile ilgili kromozomları oluşturmaktadır. Cinsiyet kromozomları incelenecek olunursa, kadınların cinsiyet kromozomları XX, erkeklerin cinsiyet kromozomları ise XY şeklinde olmaktadır. Sperm hücreleri ve yumurta hücreleri mayoz bölünme ile ikiye bölünmekte ve döllenme ile cinsiyet oluşumunda rol oynamaktadır. Kadınlarda, ikiye bölünen 23 adet X yapısında yumurta hücresi, erkeklerde ise 23 X, 23 Y yapısında spermler bulunmaktadır. Döllenme sırasında ise, döllenmeyi sağlayan sperm X yapısında ise bebeğin cinsiyeti kız, döllenmeyi sağlayan sperm Y yapısında ise, bebeğin cinsiyeti erkek olmaktadır. 

Down Sendromu Kromozom Sayısı ve Kromozom Durumu

Down sendromunun oluşması durumunda, yumurta hücresinin mayoz bölünme ile ikiye bölünme aşamasında sorun çıkmakta ve 21. kromozom bölünme sırasında tam olarak ikiye bölünememektedir. Normal şartlarda 23'e 23 olarak ikiye ayrılan kromozomlar, 24'e 22 şeklinde ikiye ayrılmaktadır. 24 olarak ayrılan grupta, 21. kromozom 2 adet bulunmakta ancak 22 olarak ayrılan grupta, 21. kromozom hiç bulunmamaktadır. Eğer sperm, 22 kromozomlu vücut hücresinin döllenmesine neden olursa bebek düşmektedir. Ancak sperm 24 kromozomlu vücut hücresinin döllenmesine neden olursa, bebek 47 kromozoma sahip olmaktadır. Bu durumda ise, bebekte down sendromu oluşmakta ve "Trizomi 21" denilen 21. kromozomun üç adet bulunması durumu yaşanmaktadır. Mayoz bölünme esnasında, 21. kromozomun ayrılmaması olayı annenin yaşıyla doğru orantılı olmaktadır. Down sendromu, 35 yaşını geçtikten sonra doğum yapan annelerin bebeklerinde daha fazla görülmektedir.
]]>
2 5 Yaş Sendromu https://www.sendromlar.com/2-5-yas-sendromu.html Fri, 07 Sep 2018 22:18:39 +0000 2 5 yaş sendromu, çocuğun artık bebeklik dönemini bitirdiği ve çocukluk dönemine başladığı bir süreçtir. 2 yaşın dolmasıyla birlikte anne ve baba için zor bir süreç başlar. İnatlaşma, hırçınlaşma, direnme, ağlama n 2 5 yaş sendromu, çocuğun artık bebeklik dönemini bitirdiği ve çocukluk dönemine başladığı bir süreçtir. 2 yaşın dolmasıyla birlikte anne ve baba için zor bir süreç başlar. İnatlaşma, hırçınlaşma, direnme, ağlama nöbetleri ve isteklerin artması bu dönemde oldukça yoğun görünmektedir. Anne ve baba bu dönemde daha az yorulacağını düşünürken daha ciddi problemlerle karşılaşırlar. Çünkü 2 5 yaş sendromuna giren çocuklar kişiliklerini ortaya koymaya çalışırlar. Özgür olma duygusuna bürünerek istediklerini yapmak isterler. Bağımsızlığı severler ve istediklerini yaptırana kadar direnirler. Yemek yerken isteksizlik görülebilir. Yapmadığı şeylerde ısrarcı davranmak inatlaşmayı ve direnmeyi arttırır. Anne ve baba 2 5 yaş sendromu dönemindeki çocuklara sabırlı ve ılımlı yaklaşmalıdırlar. Nasıl bir yol izleyeceklerini iyi bilerek kendilerini bu döneme hazırlamalıdırlar. 2 5 yaş sendromuna giren çocuk söylenen herşeyin tersini yapmaya başlayabilmektedir. Aynı zamanda duygu ve düşünceleri gelişmeye başlar. Bu nedenle akrabalarınız veya arkadaşlarınız arasında sevdiği ve sevmediği kişileri kolaylıkla belli edecektir.

2 5 yaş sendromu döneminde anne ve baba çocuğa nasıl davranmalıdır
  • Kesinlikle çocuğunuzla inatlaşmayın, yanlış yaptığı konuda onunla direnmek yerine dikkatini dağıtarak başka şeye yönelmesini sağlayın.
  • Soru sormasını asla engellemeyin. Bu çocuğun pasif bir karakter olarak gelişmesini sağlayabilir.
  • Onunla ilgilenirken başka şeylere kesinlikle yönelmeyin. Çocukların herşeyi hissettiğini unutmayın.
  • Çocuğunuza dışlama duygusu yaşatmayarak, anne ve babasıyla zaman geçirmesine izin vererek sevginizi hissettirin.
  • Bu dönemde kişiliklerini ortaya koymaya çalışan çocuklarınıza, bir birey olduğunu hissettirin ve karşınıza alarak sık sık sohbet edin.
  • Önünde tartışmayın ve şiddete başvurmayın. Çocuğunuz bazı sahneleri zihnine kaydederek, yetiştiğinde hatırlayabileceğini unutmayın.
  • Gezmesine ve arkadaşlarıyla zaman geçirmesine izin verin. Bu durum sosyalleşmesi için oldukça önemli.
  • Çocuğunuza verdiğiniz cevapların nedenlerini de ona anlatın ve mantıklı açıklamalar yapın.
  • Bunlarla birlikte çocuğunuzu iyi analiz edin, aşırı şiddet, hırçın ve kendine zarar verecek kadar ileri durumlarda mutlaka doktor desteği alın.
]]>
Down Sendromu Çeşitleri https://www.sendromlar.com/down-sendromu-cesitleri.html Sat, 08 Sep 2018 22:14:01 +0000 Down Sendromu Çeşitleri, genel olarak üç kısma ayrılmaktadır. Down sendromu, kişide bulunan vücut hücrelerindeki kromozom sayısının normalden farklı olarak görülmesi durumunda ortaya çıkan bir rahatsızlık olarak bilinmekted Down Sendromu Çeşitleri, genel olarak üç kısma ayrılmaktadır. Down sendromu, kişide bulunan vücut hücrelerindeki kromozom sayısının normalden farklı olarak görülmesi durumunda ortaya çıkan bir rahatsızlık olarak bilinmektedir. Kromozom vücut hücrelerinin çekirdek kısmında bulunmaktadır ve bu yapılar ile birlikte ulaşılması gelereken genlerde bu kromozomlar yer almaktadır. Normal bir insan vücudunun çekirdeğinde 23 kromozom olduğundan dolayı toplamda 46 kromozom bulunmaktadır. Down sendromunda ise, 21. kromozom içinde fazladan farklı bir genetik materyal bulunmaktadır. Bu durumda normalde iki kromozom olması gerekirken down sendromu hastalığı olan kişilerde üç kromozom yer alır ve bu da kişide toplam 47 kromozom olduğu anlamına gelir. Down sendromu çeşitleri içerisinde de kromozom sayıları normal olan kişilere göre farklılık göstermektedir. Kişilerde kromozom içerisinde oluşan farklılıklardan dolayı down sendromlu çocuklar meydana gelir. Bebek doğar doğmaz bu durum muayene sırasında hemen fark edilir. Şimdi gelin birlikte down sendromu çeşitlerine ve farklılıklarına bir göz atalım. 

Trisomy 21 Down Sendromu Çeşidi

Bu sendrom çeşidi içerisinde 21 numaralı olan kromozom çift olarak değilde üç tane olarak görülmektedir. Bu yüzden kromozomların sayısı normalde 46 olması gerekirken 47 tane olarak görülür. Bu durumda anne ve babadan gelen fazla kromozom sayıları tamamen dengeyi bozacaktır. Anne karnında gelişen embriyo geliştikçe diğer farklı hücrelere doğru aktarılarak bütün hücrelerin fazladan bir kromozoma daha sahip olmasına sebep olur.

Mozaik Down Sendromu Çeşidi

Down sendromu çeşidi içerisinde eğer bulunan tür çeşitli ise hücrelerinin genellikle bir bölümünde 3 adet kromozom bulunmaktadır. Oluşan döllenme sonrasındaki hücre bölünme durumu birinde eğer yanlış ise bölünme tekrar oluşur. Yani kişide gelişmekte olan embriyonun gerçek hücreleri 46 kromozoma sahipken bir diğer kısmı 47 kromozom bulundurmaktadır. Genellikle down sendromu çeşidi içerisinde yer alan mozaik sendromda doğan bebekler diğer sendromlu bebeklere göre özeliklerin sadece bir kısmını taşırlar.

Trisomy Down Sendromu Çeşidi

Genellikle bu çeşit içerisinde bulunan 21 kromozom sayısındaki fazlalık başka diğer bir kromozom ile birlikte doğrudan eşleşmektedir. Yani bu durumda döllenmiş olan yumurta 46 kromozom sayılarının dizilişlerine göre bozukluk meydana geldiği görülmektedir. Down sendromu yaşayan çocukların genellikle ortalama %2'si bu grup içersinde yer aldığı bilinmektedir. 
]]>
Brugada Sendromu https://www.sendromlar.com/brugada-sendromu.html Sun, 09 Sep 2018 15:33:32 +0000 Brugada Sendromu: Sodyum kalp iyonlarının kalp hücrelerine akışını kısıtlatan, nadir görülen kalıcı bir kalp ritmi bozukluğudur. Sonuç olarak, kalbin elektriksel uyarılarının akışı bozulur. Hayatı tehdit eden kal
Brugada Sendromu: Sodyum kalp iyonlarının kalp hücrelerine akışını kısıtlatan, nadir görülen kalıcı bir kalp ritmi bozukluğudur. Sonuç olarak, kalbin elektriksel uyarılarının akışı bozulur. Hayatı tehdit eden kalp ritmlerine neden olabilir. Brugada sendromu, kalbin yapısını etkilemez. Brugada sendromu, Güneydoğu Asya kökenli genç erkekleri daha sık etkilediği görülmüştür. Batı dünyasında yaygın bir durum değildir. Ancak, etkilenenler çoğunlukla genç, orta yaşlı erkekler ve bazı kadınlardır.

Brugada Sendromu Belirtileri

Kalp ritminde veya çarpıntılarda oluşan bir karartma görülebilir. Bununla birlikte hiçbir belirtiye rastlanmayabilir.

Brugada Sendromu Tedavisi

Belirtiler varsa ya da daha önce bir kardiyak arrest geçirilmişse risk daha büyüktür. İlgili doktor, hastaya ICD cihazı takılmasını önerir. Anormal bir Ekg durumu var ise ve hiçbir semptom yoksa, elektrofizyolojik (EP) bir çalışma, doktorun ICD cihazının gerekli olup olmadığına karar verecektir. Araştırmalar normal bir Ekg'ye sahip olan ve semptom taşımayan kişilerin düşük kardiyak ölüm riski altında olduğunu ve ICD cihazına ihtiyaç duymayabileceğini gösteriyor. Çocukların yüksek risk altında olması alışılmadık bir durumdur. Ancak, bu durum doktorla görüşülmelidir. Yüksek ateşe sahip olmak, bazen Ekg'deki değişiklikleri daha da kötüleştirebilir. Eğer ateş var ise, alerji yoksa, veya daha önce doktor tarafından alınmaması söylenmiş ise, parasetamol ve ibuprofen ilaçları kullanılmaz.
]]>
Ehler Danlos Sendromu https://www.sendromlar.com/ehler-danlos-sendromu.html Mon, 10 Sep 2018 07:41:50 +0000 Ehler danlos sendromu (EDS) klinik olarak eklem laksibilitesi, deri hiperekstansibilitesi ve frajilitesi ile karakterize herediter doku hastalığıdır. Yaklaşık olarak 10 değişik alt grubu bulunmaktadır. Ehler danlos sendromu ola Ehler danlos sendromu (EDS) klinik olarak eklem laksibilitesi, deri hiperekstansibilitesi ve frajilitesi ile karakterize herediter doku hastalığıdır. Yaklaşık olarak 10 değişik alt grubu bulunmaktadır. Ehler danlos sendromu olan kişinin bağ dokusunda genel bir kusur oluşur ve buna bağlı olarakta deride aşırı elastiside, zedelenebilirlik, eklemlerde aşırı bükülmeler görülür. Oldukça nadir bir vaka olan ehles danlos sendromu kişiden kişiye farklı semptomlarda gösterebilir. Hastalığın tanısı klinik belirtilere ve aile anamnezine dayanılarak konulur. Genellikle tanı konarken zorlanma yaşanmaz fakat tiplendirmeye ayrılırken sorun yaşanabilir. Elastik liglerde göreceli bir artış vardır ancak normal yapıdadır. Hastalığın özel bir tedavisi yoktur. Vasküler tip ehler danlos sendromu haricinde diğer tiplerdeki hastalar normal yaşam sürdürebilirler ve ortalama yaşam sürelerinde bir değişiklik görülmez. Ehler danlos sendromunun teşhisi genellikle dikkatli bir klinik ve radyolojik muayene sonucunda konulabilir. Anormal deri yapısı, yara iyileşmesinde gecikme ve aşırı kanamalar sendromu destekleyen bulgulardır.

Ehler danlos sendromunun genel belirtileri nelerdir
  • Frajil deri
  • Yaraların geç iyileşmesi 
  • Kağıt şeklinde skar doku oluşması 
  • Göz bozuklukları 
  • Yarasa tipi kulak ve kemerli burun
  • Ağız kolayca yaralanabilir
Ehler danlos sendromu tipleri nelerdir

  • Tip I: Elastikiyet artışı, eklemlerde hassasiyet, variköz venler. Yüz değişik bir görünümdedir.
  • Tip II: Elastikiyetteki artış tip İse göre daha azdır. Eklem, el ve ayaklarda hassasiyet vardır. Deri frajilitesi daha hafiftir.
  • Tip III: Eklemlerde uyuşukluk, parmaklarda uyuşukluk. Kalp kapağında anomaliler vardır.
  • Tip IV: Çıkıklar ve kireçlenme vardır. Damar yırtılmaları veya kanamalara bağlı ölümler sıktır.
  • Tip V: Semptomlar daha hafiftir.
  • Tip VI: Gözde mavi sklera 
  • Tip VII: Çok sayıda çıkıklar görülür. Çene kemiklerinde gerileme, diş ve diş eti iltihapları oluşur. 
]]>
George Sendromu https://www.sendromlar.com/george-sendromu.html Tue, 11 Sep 2018 03:31:36 +0000 George sendromu, 22. kromozomun herhangi bir bölgenin silinmesi yada başka bir kromozoma taşınması ile kromozonun tekrardan oluşması hastalığıdır. Çok nadir rastlanan bir hastalık türüdür. 22. kromozondaki gen sonucu anne karn George sendromu, 22. kromozomun herhangi bir bölgenin silinmesi yada başka bir kromozoma taşınması ile kromozonun tekrardan oluşması hastalığıdır. Çok nadir rastlanan bir hastalık türüdür. 22. kromozondaki gen sonucu anne karnındaki bebek 3. 4. faranjial keseciklerin normal gelişimi için gereklidir. Bu embriyonik yapılarda üreyen organlar timus bezi, aort, dudak ve kulakların alt kısımlarına ait işaretler ortaya çıkmaktadır. Kalp ve büyük damar yetersizlikleri bu hastalıkta sıkça görülmektedir. 4.000 bin canlıda 1 kişide görülen bir hastalık türüdür. Hastalığın semptomları kişiden kişiden kişiye değişmektedir. Fakat tipik bir yüz ifadesi bulunmaktadır. Timus bezi vücudun savunmasında önemli bir rolü bulunmakta ve T hücrelerini üretmektedir. George sendromlu kişilerde ise timus bezi az gelişmekte veya hiç gelişmemektedir. Bundan dolayı ise t hücrelerini üretmeyip bağışıklık sisteminde yetmezlik gibi sorunlara yol açabilmektedir. Timus anormal boyutta yada küçük boyutta olabilmektedir. Timusun anormal olması durumunda ise kişi sıkça enfeksiyonel durumlar ile karşılaşabilmekte ve akciğerde gelişmekte olan pnömosistis carini enfeksiyonu kötü olan durumlardandır. 

George sendromu görülme şekli şu şekildedir:
  • Paratiroid bezi eksikliğine bağlı olaraktan kalsiyum eksikliği görülmektedir.
  • Kalsiyum düşüklüğünden dolayı havale geçirilmesi.
  • Hastalarda zeka geriliği görülmektedir. Bunun sebebi ise geçirilen havalelerden dolayı oksijensiz kalınmasıdır.
Ciddi sorunlara yol açabildiği için bu gibi durumlarda erken teşhis konulması ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Fish tekniği ile mikroskop altında güvenilir bir şekilde görülebilmektedir. Ağır bir şekilde george sendromu olmayan kişilerde herhangi bir tedavi yapılmamaktadır. Ancak ağır bir şekilde george sendromu geçiren bir kişide özellikle pnömosistis carini enfeksiyonlarından korunması için trimetoprim uygulanması gerekebilmektedir. Bu gibi hastalarda korunma virüs aşısı yapılmalı ve ışınlanmamış kan verilmesi gerekmektedir. Kalsiyum eksikliği için ise D vitamini ve kalsiyum kullanılması gerekmektedir. Kalp ve damarda oluşan sorunlar için ise cerrahi işlem yapılmaktadır.
]]>
Crest Sendromu https://www.sendromlar.com/crest-sendromu.html Tue, 11 Sep 2018 23:51:38 +0000 Crest sendromu, sistematik sklerozun bir türüdür. Vücutta bulunan bağ dokularında meydana gelmekte olan ve ilerleme özelliği bulunan bir hastalıktır. Bu hastalık vücudun herhangi bir bölgesini de olumsuz etkileyebilmektedir. Crest sendromu, sistematik sklerozun bir türüdür. Vücutta bulunan bağ dokularında meydana gelmekte olan ve ilerleme özelliği bulunan bir hastalıktır. Bu hastalık vücudun herhangi bir bölgesini de olumsuz etkileyebilmektedir. Crest sendromu derilerde belirgin olarak kendini gösterebilmektedir.  Kasları, sindirim sistemini ve diğer organları etkileyebilmektedir. Bu hastalığa neden olan etken tam olarak belirlenememiştir. Ancak oluşum sebebi vücuda giren zararlı virüslere ve bakterilere karşı bağışıklık sisteminin sağlıklı dokuları saldırır. Bu rahatsılık deri, damar ve diğer bir çok organa olumsuz yönde etki edebilir ve çalışmasına engel olabilir. Ayrıca vücudun aşırı protein üretmesine ve doku sertleşmesine neden olabilir. 

Crest sendromu belirtileri 
  • Bu hastalığın belirtileri hafif, orta şiddetli veya şiddetli olabilir.
  • El ve ayak parmaklarında solgunluk ve şişkinlikler meydana gelebilir.
  • Ayrıca el ve ayakta hissizlik ve soğukluk ile deride kalınlaşmalar görülebilir.
  • Parmak uçları küçülebilir ve parlak deri uzanabilir.
  • Parmak uçları bükülür ve pençeli el şeklinde şekil bozuklukları ortaya çıkabilir.
  • Yüz derisinin gerilmesi nedeni ile kırışıklıklar kaybolur 
  • Crest sendromu hastalığında yutkunma zorluğu, böbrek hasarı, hipertansiyon ve kalbin düzensiz çalışma problemleri meydana gelebilir.
  • Dudaklarda ve ağız kısımlarında incelmeler meydana gelebilmektedir.
  • Sindirim sisteminde problemler meydana gelebilir. Şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ile karşılaşılabilir. 
  • Bu hastalıktan dolayı siroz hastalığı meydana gelebilir.
  • Nefes darlığı ve öksürük oluşabilir.
Crest sendromu teşhisi

Crest sendromu teşhisi için bir takım testler yapılmalı ve hastalığın birey üzerinde ki geçmişi araştırılmalıdır. Bu işlemin devamında deri muayeneleri yapılır. Hastalığın tam teşhisi için yapılacak olan kan testi hastalığın tam olarak ortaya koyabilmek için oldukça etkili bir çözümdür. Bunun yanı sıra biyopsi yöntemi de uygulanabilir. Bireyde bulunan crest sendromunun ne derecede bulunduğunu ve ilerleyip ilerlemediğini başka testler yaparak da belirlemek mümkündür.

Crest sendromu tedavisi

Bu hastalığın belirli bir tedavisi yoktur. Hastalığın oluşması fiziksel ve psikolojik nedenlerden meydana gelmektedir. Bu sebepten dolayı tedavi için bu unsurları bir arada gözlemleyerek hastalığa yaklaşmak gereklidir. Bu tür hastalıkların tedavisi bulunmadığı için genellikle belirtiler hafifletilmeye çalışılır. Ancak bu hastalığa yararlı olabilecek bazı uygulamalar vardır. Yaşam tarzı değişiklikleri ve evlerde kullanılacak bazı ilaçlar bu hastalığı hafifletmeye katkı sağlayacaktır. Ayrıca crest sendromu hastalığına yakalanmış olan bireylerin havanın serin olduğu zamanlar da ellerine eldiven giymeli eğer hava çok soğuk ise sıcak ortamdan dışarıya kesinlikle çıkılmamalıdır. Vücudun sıcaklığını korumak ve hastalığın daha da ilerlemesine engel olabilmek için hastalığa yakalanan birey kat kat giymeli ve vücudunu soğuktan koruyacak her türlü giysi ile eller, kafa, kulaklar, yüz ve çevresi sarılmalıdır. Yutkunma zorluğu çeken bireyler ise nemli ve ağızda ufalanması kolay olan yiyecekleri tüketmesi gereklidir. Eğer hasta sigara içiyor ise kesinlikle sigarayı bırakmalıdır. Çünkü sigara kan damarını daraltır ve hastalığın daha da kötü bir hal almasına neden olabilir. Hastalık kendi el ve ayaklarda göstermiş ise cildin hijyenli ve temiz kalabilmesi için cilt temizleyiciler ve cilt nemlendirici kremler kullanılmalıdır. Ayrıca duş için banyo vücudu rahatlatacak banyo jelleri tercih edilmelidir. Bu hastalığın belirtilerini azaltabilmek için ayrıca yediğimiz besinlere de dikkat etmeliyiz. Sık aralıklar ile bol bol beslenilmelidir. Ayrıca baharatlı, yağlı, alkol ve kafein içeren ürünlerden uzak durulmalıdır. Her öğünden sonra yürüyüş yapılmalıdır eğer bireyin yürüyüş yapmaya imkanı y]]> Akut Koroner Sendrom https://www.sendromlar.com/akut-koroner-sendrom.html Wed, 12 Sep 2018 09:36:53 +0000 Akut koroner sendrom, kalpte oluşan bir durumdur genellikle koroner damarlardan kalbe yeteri kadar kan iletilmediği durumlarda gerçekleşir. Koroner atardamarların görevi kalbe oksijen açısından zengin kan iletmektir. Ancak bu atardam Akut koroner sendrom, kalpte oluşan bir durumdur genellikle koroner damarlardan kalbe yeteri kadar kan iletilmediği durumlarda gerçekleşir. Koroner atardamarların görevi kalbe oksijen açısından zengin kan iletmektir. Ancak bu atardamar tıkandığında kalbe yeterince oksijen gitmez ve bu durum kalp krizine ya da anjinaya yol açar. 

Akut koroner sendrom belirtileri

Akut koroner sendromun belirtileri kalp krizi belirtileriyle çok benzeşmektedir. Eğer bu sendrom tedavi edilmez ise sonucunda kalp krizi geçirme riski oldukça yüksektir. Bu yüzden şu belirtiler ciddiye alınmalıdır; anjina, mide bulantısı, çenede ya da sol kolun üst kısmı dahil olmak üzere vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ağrı, kusma, nefes darlığı ve aşırı terlemedir. Eğer geçirilen kalp durması ise belirtilerinde değişmesi muhtemeldir. Ayrıca belirtiler yaşa, cinsiyete, başka bir hastalığın bulunup bulunmadığına göre de değişiklik gösterebilmektedir. Bunun yanında karın ağrısı, nemli bir cilt, baş dönmesi, bayılmak, mide ekşimesine benzer ağrılar, tuhaf bir şekilde oluşan bitkinlik, endişe ve huzursuzluk da kalp durmasının bazı belirtileri olabilir.

Bu kadar belirti varken akla hemen 'Ne zaman doktora başvurmalıyız' Sorusu geliyor doğal olarak. Şöyle belirtmek gerekir ki şiddetli göğüs ağrıları başladığında bu durum geçiştirilmemeli ve hafife alınmamalıdır. Bu gibi durumlarda en doğru şey acil durum sağlık hizmetlerinden yardım almaktır. Çünkü şiddetli bir kalp krizi olma riski de vardır. Eğer sık sık ve devamlı bir şekilde göğüs ağrısı hissediliyorsa anjina olasılığına karşı doktora görünmek gerekir.

Akut koroner sendromunun nedenleri 

Genellikle koroner atardamarı çeperinde meydana gelen rahatsızlıktan kaynaklanmaktadır. Katmanlar atardamarı tıkamaya başlar ve atardamarı daha da dar bir hale getirir. Bunun sonucunda kalbe giden kan oranı düşerek ya kalp krizine ya da şiddetli anjinaya neden olur. Kalp bölgesine alınan bir bıçak darbesi, iltihap, vücudun herhangi bir yerinde herhangi bir atardamara ulaşan kan pıhtısı, uyuşturucu kullanmak, kalp ameliyatı sırasında meydana gelen sıkıntılar koroner atardamarın tıkanmasına neden olabilir.

Yüksek risk taşıyan durumlar

Yüksek tansiyonu olanlar, fazla kilosu olanlar, yüksek kolesterolü olanlar, az hareket eden insanlar, diyabetliler ve ailesinde akut koroner sendromu bulunan insanların bu sendroma yakalanma riski diğerlerinden daha fazladır. Bu nedenle çok dikkat edilmelidir.

Akut koroner sendromun tedavisi

Aspirin, pıhtı eriticiler, nitrogliserin, kalp atış hızını yavaşlatan ilaçlar, kolesterol düşürücü ilaçlar, ameliyat, damar onarımı ve stent takılması, koroner bypass ameliyatı tedavi yöntemlerindendir.
]]>
Brugada Sendromu Ekg https://www.sendromlar.com/brugada-sendromu-ekg.html Wed, 12 Sep 2018 22:31:57 +0000 Brugada Sendromu Ekg, Brugada sendromunu teşhis etmenin tek yolu, iki farklı tipe veya st yükselmesi tipine sahip olan elektrokardiyogram (Ekg) aracılığıya yapılır. Karakteristikler Ekg'de görülebilir, gelip gidebilir v Brugada Sendromu Ekg, Brugada sendromunu teşhis etmenin tek yolu, iki farklı tipe veya st yükselmesi tipine sahip olan elektrokardiyogram (Ekg) aracılığıya yapılır. Karakteristikler Ekg'de görülebilir, gelip gidebilir veya hiç görülmeyebilir. Bazen bir ateşin veya bazı ilaçların belirtisi Ekg'de görülebilir. Karartma ve kalp krizi yüksek olduğunda Ekg'de veriler ortaya çıkar. Eğer Ekg'de görülmüyorlarsa Ekg değişikliklerini yapan testler bulunmaktadır. Bu testler sonucunda, belirtiler gözle görülebilir. Bu işleme provokasyon testleri denir. Ekg yapılırken, kısa bir antiaritmik ilaç enjeksiyonu yapılması gerekir. Bunun için en yaygın ilaçlar; ajmalin ve fleakainiddir. Bununla birlikte, olumsuz sonuçların ne kadar güvenilir olduğu konusunda bazı tartışmalar vardır. Araştırmalar, genetik testlerle tespit edilmiş bazı taşıyıcılarda, provokasyon testiyle bile Ekg değişikliklerini görememişlerdir. 

Brugada Sendromunda Ekg ve Tedavinin Önemi: Brugada sendromlu hastada, durumu kötüleştirecek birtakım ilaçlar kullanımına son verilir. Parasetamol veya ibuprofen gibi vücut ısısını azalatan ilaçlarla, ateş semptomu tedavi edilir. Eğer ateş yüksek ise, Ekg bulguları ve doktor kontrolü gerekir. Yüksek riskli taşıyıcıların, çok başarılı bir koruma yöntemi olması nedeniyle, hastaya kardiyoverter defibrilatör takılması standart bir uygulamadır. Ne yazık ki, doktorlar semptomları olmayan, ancak anormal bir Ekg'ye sahip olan hastalara nasıl bir uygulama yapacakları konusunda zorluk çekebilirler. Elektrofizyolojik bir çalışma, ıcd'ye ihtiyaç duyan ya da duymayan bir hastayı tanımlamaya yardımcı olabilir. Ancak araştırmalar, normal Ekg sonuçları olan ve belirtileri olmayan kişilerin herhangi bir tedavi almadan sağlığına kavuşabileceğini göstermiştir. Çocukların yüksek risk altında olması alışılmadık bir durumdur.

Brugada Sendromu ile Yaşama Konusunda Tavsiyeler: Bu durumda, kalp ritmi riskinin arttığını gösteren bazı durumlar vardır. Ancak bu semptomlar kolayca önlenebilir. Görülebilecek durumlar; yüksek ateş ve dolu bir karınla uyumaktır. Ateşin, Ekg'de brugada sendromu riskini artırdığı görülmüştür. Bu sonuç ise, potansiyel olarak, ölümcül kalp ritmine neden olabilir. Bu nedenle, herhangi bir sebepten dolayı ateş görülürse, acil müdahale gerekir. İlk olarak ateşin düşmesi için parasetamol kullanılabilir. Eğer ateş düşmüyorsa, acil tıbbi yardım almak gerekmektedir.
]]>
2 Yaş Sendromu https://www.sendromlar.com/2-yas-sendromu.html Thu, 13 Sep 2018 20:41:00 +0000 2 yaş sendromu, çocuk psikolojisinde çok önemlidir ve bu geçiş dönemi çocuk için ve anneler babalar için zor bir süreçtir. Bu süreçte artık çocuk bağımsız olduğunun ve kendi başına bazı şeyleri yapabildiğinin farkına 2 yaş sendromu, çocuk psikolojisinde çok önemlidir ve bu geçiş dönemi çocuk için ve anneler babalar için zor bir süreçtir. Bu süreçte artık çocuk bağımsız olduğunun ve kendi başına bazı şeyleri yapabildiğinin farkına varır. Çevreye ilgisi artar ve çevrede yeni şeyler keşfetmeye çalışır. Bu dönemde çocuk ve anne bir çekişmeye girer. Kendi başına bir şeyler yapabildiğini kavrayan çocuk, ailesinden uzaklaşmak ister. Bu yüzden bu geçiş döneminde çocuk annesine ve babasına isyan, başkaldırma gibi tepkilerde bulunur. Ayrıca inatlaşma, huysuzluk, ısrar ve istediğini zorla yaptırmak gibi durumlarda 2 yaş sendromunda görülebilir.

2 Yaş Sendromu Döneminde Anne ve Baba Ne Yapmalı

Ebeveynlerin de davranışları bu geçiş sürecinde çocuklar için çok önemlidir. Örneğin anne ve baba çocuğa karşı hayır kelimesini kullanmamaya özen göstermelidir, hayır demek yerine çocuğa daha güzel seçenekler sunmalıdır. Bu dönemde çocuklar bazı şeylerden korkarlar. Ebeveynlerin çocukların korkularına saygı göstermelidir ve onu koruduğunun güvenini hissettirmelidir. Bu dönemde çocuklar keşfetmeye çok meraklı olduğu için ebeveynlerine sıkça sorular sorabilirler ve ebeveynlerde bıkmadan ve terslemeden sorulan sorulara cevap vererek çocuklarının keşfetmesini yardımcı olmalıdırlar. Çocuğun olumsuz davranışlarına karşın ebeveynler kesinlikle çocuğa ceza vermemelidir. Kısacası ebeveynler bu dönemin bir geçiş dönemi olduğunu bilmeli, çocuğun olumsuz davranışlarına karşı sabırlı ve sakin olmalı bu davranışların 2 yaş sendromu olarak adlandırılan bir geçiş dönemine bağlı olduğunu kabullenmelidir. Bu dönemde anne ve babalar çocuk psikolojisini iyi benimsemelidirler ve bu dönemi doğru bir şekilde geçirmelidir. Aksi durumda çocuk psikolojisi alt üst olacaktır ve bu durum ebeveynlerin de sinirleri alt üst edebilmektedir. 2 yaş sendromunda tuvalet eğitimi de oldukça önemlidir. Bu yaşlarda olan bir çocuk kakasını ve çişini tutabildiğini keşfeder ve kakasını ve çişini tutmaktan büyük haz duyar. Çocuklar için dışkı değerlidir. Dışkılarını kendinden bir parça gibi hissederler. Bu yüzden kirli bez onlara rahatsızlık vermez. Kakasının sıcaklığı, çişin sıcaklığı ve hatta kokusu bile hoşuna gidebilir. Bu yüzden tuvalet eğitimi esnasında çocuk ile inatlaşmak doğru değildir. Tuvalet eğitimine hazır olmayan bir çocuğa ebeveynler tarafından baskı yapılması çocuk psikolojisi için oldukça önemlidir. Aksi durumda çocuk ebeveynler ile daha fazla inatlaşacak ve olmadık zamanda altını kirletecektir. Ya da aksine ebeveynlere boyun eğerek onları mutlu etmeye çalışacaktır. Bu iki durumda çocuk psikolojisi için iyi değildir. Çünkü çocuk bağımsızlığının engellendiğini düşünecektir. 2 yaş sendromunda en çok karşılaşılan unsurlardan biri de beslenme sorunudur. Yeme konusunda zorlamak, dökecek ve etrafı kirletecek düşüncesiyle tek başına yemesini engellemek ve zorla ağzına yemek vermek gibi davranışlar çocuğun bağımsızlaşmasına büyük bir darbedir. Böyle durumlarda çocuk ebeveyn ile daha fazla inatlaşarak, yemeği ağzında tutarak veya tükürerek verilen yemeği yemeyi reddedebilir. Bu durumda en doğrusu tabağı çocuğun önüne koyarak, istediği şekilde yemesine izin vererek kendi karnını doyurma başarısını tatmasına müsaade edilmelidir. Fiziksel gelişimi için önemli olan besinlerin tadını beğenmeyip yemediği takdirde, o besini sevdiği bir besinle karıştırarak yedirilmelidir.

2 Yaş Sendromu Belirtileri: 

2 yaş sendromu döneminde çocuk enerjisini harcayacak aktiviteler yapmıyor ise, kardeş kıskançlığı var ise, ebeveynlerin tuvalet eğitimi, beslenme, temizlik gibi hususlarda baskısı söz konusu ise, anne ve baba sürekli çocuğu bazı durumlarda engelliyor ise, aile içinde şiddet var ise ve ebeveynler çocuğa karşı ilgisiz ise 2 yaş sendromu dönemi hem çocuk için hem de ebeveynler için sıkıntılı geçer. Bu dönemde çocukta aşırı inatçılık, huysuzluk, iştahsızlık, uyku düzensizliği, istediğini zorla yaptırmaya çalışma, eşyaları fırlatma, hayır]]> Dravet Sendromu https://www.sendromlar.com/dravet-sendromu.html Fri, 14 Sep 2018 09:49:39 +0000 Dravet Sendromu, 1978 yılında Dravet tarafından yapılan çalışmalar sonucunda tanımlanan dravet sendromu, süt çocukluğu döneminin epilepsi sendromlarından birisidir. Dravet sendromu zamanla kendine özgü elektroklinik özellikle Dravet Sendromu, 1978 yılında Dravet tarafından yapılan çalışmalar sonucunda tanımlanan dravet sendromu, süt çocukluğu döneminin epilepsi sendromlarından birisidir. Dravet sendromu zamanla kendine özgü elektroklinik özellikleri olan epilepsi sendromu olduğu yapılan araştırmalar ile doğrulanmıştır. Yapılan çalışmalarda prevalansı 2000 bebekte 0.5-1 olarak saptanmıştır. Dravet sendromu genellikle 2-10 ay arasında generalize febril veya değişkenlik gösterebilen unilateral klonik uzun nöbetler ile başlar. İlk nöbetlerinde ateşlenmede görülür fakat 2-3 yaşlarında gerçekleşen nöbetlerde ateşlenme görülmez. Özellikle sıcak su ile yapılan banyolar nöbetleri tetikleyebilir. 2 yaştan sonra ise bu nöbetlere miyoklonik eklenir ve yüz ve bazı kaslarda jerkler şeklinde gelen hafif miyoklonilerden düşme ataklarına sebep olan daha şiddetli generalize miyoklonilere dönüşebilir. Miyoklonileri genellikle ışık ve sıcak banyo gibi durumlar tetikler. Dravet sendromu sonucunda oluşan nöbetlerden biride atipik absans, versiv, kompleks parsiyel nöbetler tarzı diğer tip nöbetler 1-4 yaş arasında ortaya çıkarlar. Bu nöbetler bazı olgularda başından beri ateşsiz olabilir veya bazı olgularda ise miyoklonik nöbetler olmayabilirler. Eğer bu olguların diğer özellikleri uyuşuyorsa bu durum dravet sendromu olarak adlandırılır.

Dravet sendromu tanısı ve tedavisi

Dravet sendromu diğer epilepsi sendromlarından klinik testler ve EEG sonuçları ile ayırt edilir.
Dravet sendromu ilk 1-2 yıl normal seyredebilir fakat nöbetler sıkılaşmaya başladıkça psikomotor gelişim yavaşlar buna bağlı olarak hem dil hem de zeka gelişimde gecikme gitgide artar, pramidal ve ataksi bulgular ortaya çıkmaya başlar. EEG bulguları ilk yılda genellikle normaldir fakat 2-3 yaşlarında EEG bulguları kendini göstererek; börstler halinde generalize çoklu dikenler, çoklu diken yavaş dalgalar görülmeye başlar. Dravet sendromunda genetik faktörler önemli bir yer tutar.

Dravet sendromu rahatsızlığının tedavisi için bazı ilaçlar kullanılır. Valproat ve benzodiazepinler özellikle sendromun sebep olduğu nöbetlerde en çok etkisini gösteren ilaçlardır. Bunun yanı sıra topiramat, bromür, miyoklonik ve zonisamid gibi nöbeti olmayan olgularda vigabatrin adı verilen ilaç kullanılır. Dravet sendromu tedavisinde mutlaka uzman bir hekimin kontrolünden bu ilaçların alınması gerekir.
]]>
Fanconi Sendromu https://www.sendromlar.com/fanconi-sendromu.html Fri, 14 Sep 2018 18:07:01 +0000 Fanconi sendromu, direk olarak bir böbrek hastalığı olarak ele alınabilir. İnsanlarda böbrekler, kanın süzülmesini ve kan içerisinde bulunan atıkların alınmasını sağlamaktadır. Direk olarak hayati bileşenlerin kan içerinde Fanconi sendromu, direk olarak bir böbrek hastalığı olarak ele alınabilir. İnsanlarda böbrekler, kanın süzülmesini ve kan içerisinde bulunan atıkların alınmasını sağlamaktadır. Direk olarak hayati bileşenlerin kan içerinde kalmasını sağlayarak atıkların alınmasını sağlayan böbrekler fanconi sendromu ile birlikte insanlarda başta glukoz, bikarbonat ve fosfat olmak üzere birçok faydalı mineralin vücutta kalması yerine idrar ile birlikte dışarı atılmasına neden olmaktadır. Bu mineral ve vitaminlerin hastalıkla birlikte dışarı atılması durumunda ise insan vücudunda ciddi olarak sorunlar oluşmaktadır. Meydana gelen bu rahatsızlık, insanlarda ciddi belirtilere neden olmaktadır. Özellikle çocuklarda ciddi sorunlara neden olan bu rahatsızlık yine en çok çocuklarda görülmektedir. Fanconi rahatsızlığında en önemli şey tabi ki erkenden teşhis ve tedavi işlemlerinin yapılmasıdır. 

Fanconi sendromu belirtileri:
  • Bu rahatsızlığın görüldüğü insanlarda meydana gelen en büyük belirti direk olarak idrar yaparken aşırı bir idrar yapımıdır. Özellikle aşırı idrar durumunda kişinin vücudunda kaybolan vitaminler ve minerallerin yanı sıra aşırı su kaybı da meydana gelmektedir. 
  • İnsanlarda meydana gelen vitamin ve mineral kayıplarında direk olarak kemikler olumsuz bir şekilde etkileneceği için hem çocuklarda hem de yetişkinlerde şiddetli kemik ağrıları ortaya çıkmaktadır. Kemik ağrılarında ise özellikle eklem bölgeleri problemlere neden olur. 
  • Meydana gelen halsizlik durumları da fanconi rahatsızlığı belirtileri arasında yer almaktadır. Özellikle insanlarda iş hayatında ve diğer durumlarda birçok zaman olumsuzluklara neden olacaktır. Fanconi rahatsızlığı için bol bol enerji besinleri tüketmeniz daha iyi olacaktır. 
Fanconi sendromu nedenleri
  • Fanconi sendromu, insanlarda kalıtsal olarak görülen durumlardan biridir. Özellikle sorun çocuklarda meydana gelmişse genellikle aile içerisinde herhangi bir kişide daha önceden bu sorunun görülmüş olmasından ve sorunun kalıtsal olmasından kaynaklanmaktadır. 
  • İnsanlarda meydana gelen fanconi sendromu birçok zaman farklı rahatsızlıkların ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle kurşun, civa ve buna benzer ağır metallerin neden olduğu hastalıklar direk olarak fanconi rahatsızlığını ortaya çıkarmaktadır. 
  • Böbreklerde meydana gelen hasarlar ve birçok hastalık insanlarda direk olarak fanconi sendromuna neden olmaktadır. Bu durum özellikle böbrek nakli, böbrek taşları, böbrek ülserleri gibi durumlardan kaynaklanmaktadır. 
  • İnsanlarda meydana gelen D vitamini eksikliği durumlarında da bu rahatsızlığın görülmesi durumu çok yaygındır. Bu nedenle birçok kişi bu hastalıktan vitaminler dolayısıyla etkilenmektedir. 

Fanconi sendromu  tedavisi: 

Takviyeler: Genellikle bu gibi durumlarda meydana gelen hastalıklarda doktorlar takviye ilaçlarla kişide ki vitamin ve mineral eksikliği durumlarına müdahale etmektedir. Özellikle idrar içerisinde kaybedilen hangi mineral fazlaysa bu durumda bu mineraller takviye olarak kişiye verilir.

Böbrek nakli: Bu rahatsızlığın en net tedavilerinden biri de kişiye yapılan böbrek nakli ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlar sonrasında böbrekler tamamen değişeceği için ortaya çıkan sorun tamamen giderilecektir. Ancak tedavisi zor olduğu için en sona bu işlem bırakılmaktadır. 

Var olan hastalık tedavileri: Son olarak yapılan fanconi sendromu rahatsızlığı tedavisi ise bu rahatsızlığa neden olan hastalıkların tedavi edilmesidir. 
]]>
Premenstrüel Sendrom https://www.sendromlar.com/premenstruel-sendrom.html Fri, 14 Sep 2018 18:48:37 +0000 Premenstrüel sendrom, direk olarak kadınlarda meydana gelerek kendisini ortaya çıkarmış olan bir durumdur. Bu durum bir hastalık olarak görülmemelidir. Çünkü meydana gelen bu sendrom direk olarak bir duygusal durum olarak ortaya ç Premenstrüel sendrom, direk olarak kadınlarda meydana gelerek kendisini ortaya çıkarmış olan bir durumdur. Bu durum bir hastalık olarak görülmemelidir. Çünkü meydana gelen bu sendrom direk olarak bir duygusal durum olarak ortaya çıkmaktadır. Kadınların hemen hemen yarısında meydana gelen premenstrüel sendrom durumu, genellikle birçok kişide hafif bir şekilde seyretmektedir. Fakat bazı insanlarda bu durum çok şiddetli olarak ortaya çıkarak etkilerini sürdürmektedir. Kadınlarda meydana gelen premenstrüel sendrom durumu, birçok zaman günlük yaşamı etkileyecek derecede kendisini göstermemektedir. Kimi zaman fizyolojik olarak etkiler ortaya çıkaran premenstrüel sendrom durumu birçok zaman psikolojik problemlere neden olmaktadır. Genel olarak bakıldığında ise fizyolojik ve psikolojik durumların bir bileşkesi olarak ortaya çıkmaktadır. Genellikle adet günleri öncesinde kişilerde geçici olarak ortaya çıkan bu durum, Uzakdoğulu kadınlarda en sık karşılaşılan rahatsızlık olarak ele alınmaktadır. Genellikle ağrı ve depresyon şeklinde belirtilere neden olmaktadır. Daha önceden de belirttiğimiz gibi birçok zaman kişinin dış dünyasını etkilemeyen bu durum ağır bir şekilde seyrederse direk olarak kişilerde sosyal yaşamı etkileyecek derecede şiddetli geçebilmektedir. Bu durumlar ise kadınlarda öz güven eksikliğine neden olmaktadır. 

Premenstrüel sendrom fiziksel ve duygusal belirtileri
  • Kadınlarda meydana gelen premenstrüel sendrom durumlarında direk olarak göğüslerde hassasiyet artmaktadır. Bu durum ise geçici olarak kilo artışı şeklinde belirtilere neden olmaktadır. Bu belirtiler ise direk olarak fiziksel belirti olarak karşımıza çıkar. 
  • Meydana gelen bir diğer fiziksel belirti ise tabi ki kişide baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları olarak kendisini göstermektedir. Bu belirtiler kişinin sosyal hayatında eğitim hayatında ve iş hayatında olumsuz durumlara neden olabilmektedir. 
  • Kişi üzerinde sürekli sıcak basmaları, denge bozuklukları ve ayrıca çarpıntı sorunları da meydana gelebilmektedir. Bu sorunlar zaman geçtikçe daha da artarak insanlarda sorun haline gelmektedir. 
  • Fiziksel belirtilerin yanı sıra meydana gelen psikolojik belirtiler ise direk olarak kişinin depresyon belirtileri yaşamasıdır. Bu durum meydana geldiği zaman kişide sıkıntılı anlar ve stresli anlar yaşanmaya başlamaktadır. Aynı zamanda kişide konsantrasyon bozuklukları da görülebilmektedir. Bu durumlar özellikle addet dönemi öncesinde ve adet dönemi sırasında çok görülmektedir. 
Premenstrüel sendrom nedeni nedir 

Premenstrüel sendrom durumunun nedeninin ortaya çıkarılması için birçok farklı araştırma yapılsa bile aslında tam olarak bu sorunun nedeni ortaya çıkarılamamıştır. Ancak ortaya atılan bazı teorilere göre kadınlarda hormonların salgılanması ve bu hormonların sinir sistemine olan etkilerinden kaynaklanmaktadır. Bu durum en yakın teori olarak ele alınmaktadır. 

Premenstrüel sendrom tanısı ve tedavisi:

Premenstrüel sendrom durumunda tam olarak tanının konulması için alında en iyi yol hastanın kendi kendini takip altına almasıdır. Eğer bu sorun 2-3 ay boyunca meydana geliyorsa direk olarak şikayetleri ile birlikte doktoruna başvurması gerekmektedir. Bu şikayetlerle doktora gidilmesi durumunda sorunların ortadan kaldırılması amacıyla küçükte olsa tedavi işlemleri uygulanabilmektedir. Bunun için doktorlar diyet, egzersiz, kalsiyum ve magnezyum takviyesi ve vitamin takviyesi gibi işlemler yapmaktadır. 
]]>
Polikistik Over Sendromu Ameliyatı https://www.sendromlar.com/polikistik-over-sendromu-ameliyati.html Fri, 14 Sep 2018 21:56:25 +0000 Polikistik over sendromu ameliyatı; polikistik over sendromu (PCOS),  kadınlarda yumurtalıklar ile ilgili bir durum olup, birden fazla küçük kisti ifade eden bir rahatsızlıktır. Hormonal bir bozukluk olarak da ifade edi Polikistik over sendromu ameliyatı; polikistik over sendromu (PCOS),  kadınlarda yumurtalıklar ile ilgili bir durum olup, birden fazla küçük kisti ifade eden bir rahatsızlıktır. Hormonal bir bozukluk olarak da ifade edilmesi mümkündür. Polikistik over sendromunun nedeni tam olarak bilinen bir durum değildir. Fakat sonradan oluşmadığı bilinen bir gerçektir. Bebek henüz anne karnında iken gelişen bir durumdur. Ve genellikle 30 yaş altındaki kadınlarda ve genç kızlarda çok daha fazla görülür. Polikistik over sendorumun da kist kelimesinin geçiyor olması bu rahatsızlığın bir kanser türü olduğu anlamına kesinlikle gelmez.

Polikistik over sendromu ameliyatı nasıl yapılır ve dikkat edilmesi gerekenler nelerdir

Polikistik over sendromun da yanlış beslenme alışkanlıkları ve bunun neticesinde alınan fazla kilolar hastalığı olumsuz anlamda tetiklemektedir. Kolay alınan kiloların yanı sıra zor kilo verme ve aşırı derece de tüylenme gibi durumlar söz konusu olur. Polikistik over sendromu olan hastaların yaklaşık %75'inde adet dönemleri düzensiz, ve infertilite yani bebek sahibi olmada sıkıntı problemi yaşanır. Ama bu durum kesinlikle polikistik over sendromu rahatsızlığı olan bir kişi asla bebek sahibi olamaz anlamına gelmez. Polikistik over sendromunda diğer tedavi şekillerinden bir fayda sağlanamadığında ameliyat kararı verilse dahi mutlaka kilo verilmelidir.

Pcos ameliyatının tıp dilindeki adı ovarian driling tir. Polikistik over sendormunda laparoskopik cerrahi tercih edilir. Polikistik over sendromu ameliyatı karın bölgesini ilgilendiren bir ameliyat olduğundan dolayı laparoskopik yöntemle çok geniş ameliyat kesilerine gerek kalmadan bir kaç ayrı noktadan karın bölgesine yerleştirilen tüpler ile ve kamera yardımı ile yapılan bir ameliyattır.

Polikistik over sendromu ameliyatındaki temel amaç, yumurtlamanın düzenlenmesidir. Bu ameliyat sayesinde tüplerin tıkalı olup olmadığı da kolaylıkla kontrol edilir. Polikistik over sendromu ameliyatı genel anestezi ile yapılan son derece kolay acısız ve ağrısız bir ameliyattır. Ameliyat sırasında hastanın her bir yumurtalığına ayrı ayrı, 5-10 mm genişliğinde delikler açılır, böylece yumurtalıklarda yapışmalar var ise bu durumda engellenmiş olur.

Poliksitk over sendromu ameliyatı sonrasında yumurtlama ve hamilelik oranlarında büyük bir artış sağlanır.  

    

  


]]>
Serotonin Sendromu https://www.sendromlar.com/serotonin-sendromu.html Sat, 15 Sep 2018 21:47:23 +0000 Serotonin Sendromu, Serotonin beyinde bulunan hücrelerin kendi aralarındaki ve başka sinir hücreleriyle olan iletişimini sağlayan bir kimyasaldır. Vücuda  taşıyabileceğinden daha fazla serotonin alınması ile meydana gelen ve hay Serotonin Sendromu, Serotonin beyinde bulunan hücrelerin kendi aralarındaki ve başka sinir hücreleriyle olan iletişimini sağlayan bir kimyasaldır. Vücuda  taşıyabileceğinden daha fazla serotonin alınması ile meydana gelen ve hayati tehlikeye dahi sebep olabilen bir ataktır. 

Sinir sistemi açısından büyük önem taşıyan bir etkendir. Kişinin vücudunda  yeteri kadar serotonin maddesinin bulunmaması depresyona sebep olurken, mutsuzluk, aşırı halsizlik, içe kapanıklık gibi emareler görülmeye başlanır. Kişinin vücuduna aşırı miktarda serotonin yüklenmesi durumunda ise  kişide aşırı sinir aktivitesine rastlanır. Bu sebeple serotonin, denge açısından en hassas olan ve bu hassaslığı korumak  gereken bir vücut salgısıdır.

Serotonin Sendromunun Belirtileri 

Serotonin seviyesini etkileyen ilaçların alınmasından itibaren beyindeki sinirsel nöronlara doğrudan  etki eden bir bileşen olması sebebi ile serotonin fazlalığının belirtileri kısa sürede ortaya çıkar.  Serotonin sendromu, genellikle aşırı dozda artışlarda kendi kendine geçmesi çok zor olan bir hastalıktır. Bu hastalığın başlıca belirtileri şunlardır:
  • Tedirginlik ve gerginlik 
  • Bilinç bulanıklığı 
  • Genişlemiş göz bebekleri 
  • Tansiyonda ve vücut ısısında değişiklik
  • Mide bulantısı 
  • Kalp atış ritminde olağanüstü artış
  • İshal 
  • Kas koordinasyonu kaybı ve kaslarda seğirme
  • Aşırı derecede terleme 
  • Titreme ve tüylerin diken diken olması
  • Baş ağrısı 
Serotonin sendromunun ilk aşama belirtileri bu şekildedir. Şiddetli olarak seyreden hastalarda Serotonin  sendromu kişilerde hayati tehlikeye sebebiyet verebilir. Hastalığın, beklenenden daha tehlikeli olduğunu belirten işaretler şöyledir: 
  • Kilo kaybı 
  • Kalp atış ritminde düzensizlik
  • Vücudun ateş seviyesinde aşırı artış 
  • Nöbet geçirme 
Serotonin Sendromu Tedavisi

Serotonin teşhisine yönelik olarak her hangi bir test yoktur. başvuru yaptığınız sağlık kuruluşlarına tıbbi öykünüz ve kullandığınız ilaç ve takviyeler hakkında bilgi vererek muayene olabilirsiniz.



]]>
Steven Johnson Sendromu https://www.sendromlar.com/steven-johnson-sendromu.html Sun, 16 Sep 2018 03:03:20 +0000 Steven Johnson Sendromu, Akut bir başlangıcı olan, deri lezyonları ve  en az iki mukoza alanının tutulduğu bir hastalıktır. Bu hastalık; dudaklar, dil, yanaklar, bronşlar gibi bölgelerini etkilemenin yanı sıra solunum sist Steven Johnson Sendromu, Akut bir başlangıcı olan, deri lezyonları ve  en az iki mukoza alanının tutulduğu bir hastalıktır. Bu hastalık; dudaklar, dil, yanaklar, bronşlar gibi bölgelerini etkilemenin yanı sıra solunum sistemi de etkileyebilir. Bu hastalıkta gözle görülen belirtilerden bazıları; el ayası ve ayak tabanlarında kızarıklıklar, ağız içi ve dilde oluşan yaralar, gözlerde kızarıklıklardır. Kızarıklıklardan başka, su kabarcıkları gibi şişkinlikler de oluşabilmektedir. Bazen bu şişlikler ağrı da yapabilir. Hastalık öncesinde gribal enfeksiyon tarzında belirtiler de görülebilir. Hastalığı tetikleyen unsurlar arasında enfeksiyonlar, ilaçlar, radyasyon, gebelik gibi etmenler bulunmaktadır.

Bu hastalık nadiren görülen bir hastalık türüdür. Ağır bir deri hastalığıdır diyebiliriz. Yanlış ilaç kullanımı önemli bir sebeptir. Ne yazık ki ilaçlar ve kullanımları ile ilgili olumsuz sonuçlar burada da karşımıza çıkmaktadır. Böyle durumlarda, hastaneye başvurmadan önce, hangi ilaçları kullanıyorsak hepsini yanımıza almalıyız ki hastalığın teşhis ve tedavisinde vakit kaybetmemiş olalım. Erken müdahale, sebebiyet veren ilacın hemen kesilmesi, Hastanede yatış ve iyi bir bakımla hastalar düzelmektedir. 

Steven Johnson Sendromunun Olası Nedenleri
  • Çeşitli ilaç kullanımlarına bağlı olarak gelişen durumlar; bazı gut hastalığı ilaçları, bazı iltihap söktürücü ilaçlar, çeşitli penisilin ilaçları, atak tedavilerinde kullanılan bazı ilaçlar 
  • Radyasyon ve ultraviyole ışınlar
  • Difteri, Hiv, hepatit, grip, hermes gibi hastalıklar
  • Bağışıklık sistemi zayıflığı
  • Genetik faktörler
  • Kronik hastalıklar
]]>
Sendrom Çeşitleri https://www.sendromlar.com/sendrom-cesitleri.html Sun, 16 Sep 2018 14:34:30 +0000 Sendrom Çeşitleri, Bir diğer adıyla belirgi olarak bilinir. Birbiriyle ilişkisiz gibi görünen belirtiler bir arada incelendiğinde bir bütün olup yaşanan durumun bir bulgusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun yanı se Sendrom Çeşitleri, Bir diğer adıyla belirgi olarak bilinir. Birbiriyle ilişkisiz gibi görünen belirtiler bir arada incelendiğinde bir bütün olup yaşanan durumun bir bulgusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun yanı sendrom çeşitleri ile ilgili olarak iki durum söz konusudur. Bunlar ise;
  • Kalıtsal hastalıklar sebebiyle ortaya çıkan sendrom çeşitleri
  • Çevrenin etkisiyle kendini gösteren sendrom çeşitleri
Bazı durumlarda ise sendrom çeşitleri kalıtsal nedenlere bağlı olarak ortaya çıkması da zaman içerisinde çevrenin etkisiyle yavaş yavaş kendisini gösterir. Tip literatüründe belirgi yalnızca belirtileri bir arada görülen ancak nedenleri tam olarak açıklanamayan durumlarla açıklanmaktadır. Bu sebepten dolayı herhangi bir hastalıkla birlikte anılırsa ve düzenli bir şekilde meydana gelirse sendrom olmaktan çıkar. 

Hastalıkların adı açıklamamasından kaynaklanan bu sorun genellikle hastalığa adını veren doktor yada olayla ilişkili olarak isim konur. Örneğin sendrom çeşitleri arasında ünlü yazara ismini veren Shendal sendrom bu duruma en güzel örnektir.

Bilinen Sendrom Çeşitleri

Birçok sendrom çeşitleri bulunmaktadır. Bunlar arasında tipik olarak bilinen alzheimer, asperger yada otizm gibi sendrom çeşitleri herkes tarafından bilinen ve tıp literatüründe kesin olarak sınırları belirlenmiş sendromlar olarak değerlendirilmektedir. 

Pazartesi Sendromu Çeşidi

Genellikle hafta sonu kişilerin yapmış olduğu tatilden hemen sonraki gün ortaya çıkan bu sorun kişinin işine tam manasıyla odaklanma konusunda sıkıntı yaşamasına neden olmaktadır. Bu durum kişinin psikolojik açıdan kendisini huzursuz hissetmesine neden olmaktadır. Bununla birlikte kişi kendisine çok daha büyük görev ve sorumluluk düşeceğini kanısına varır. Pazartesi günü çok yoğun bir şekilde geçmese de yine de bu sendrom çeşitleri için kişi huzursuzluk hissedebilir. Her hafta yenilenen bu durum artık kişi için bir takıntı haline gelerek içinden çıkılmaz bir hale dönüşür.

Aşırı Empati Sendrom Çeşidi

Başkalarının fikirlerine takılıp yaptığı her davranışta bu durumu takıntı haline getiren bireyde görülen sendrom çeşitleri arasında halk arasında çok sık rastlanan durumlardan birisidir. Bu durum halk arasında el alem ne der düşüncesiyle hastada tedirginliğe yol açar. Bu durum hastanın seçimlerinde büyük bir baskının oluşmasına neden olmaktadır.bu durum için kişi belirli bir noktadan sonra kendisine hakim olamaz ve tüm yaşamı bu duruma göre şekillenmeye başlar.

Anti Ego Muhalifliği Sendrom Çeşidi

Kişinin yapmış olduğu çalışmalar sonucunda başkaları tarafından beğenilmemesi korkusuyla ortaya çıkan kaygı verici psikolojik rahatsızlık türüdür. İlerleyen süreçlerde bu durum hastalık boyutuna ulaşarak kişide sendrom çeşitleri arasında yer alan anti ego muhalifliği sendrom yaşanmasına yol açar. Aynı zamanda da bu durum sanat eserleri ortaya koyan sanatçılar arasında çok sık rastlanan bir sorundur. Yapılan eserin toplum tarafından beğenilmesi durumunda da sanatçı öfkeye kapılabilir ve durum sanatçının eserlere eleştirel bir şekilde yaklaşmasına neden olmaktadır.
]]>
Evans Sendromu https://www.sendromlar.com/evans-sendromu.html Sun, 16 Sep 2018 18:09:25 +0000 Evans Sendromu, İnsanın kendi antikorlarının vücut dokularına, trombositlere (kan pıhtılaşmasına yardımcı olan) oksijen veren kırmızı kan hücrelerine (RBC) saldırdığı ve nötrofilleri (enfeksiyonlara mücadeleye yard Evans Sendromu, İnsanın kendi antikorlarının vücut dokularına, trombositlere (kan pıhtılaşmasına yardımcı olan) oksijen veren kırmızı kan hücrelerine (RBC) saldırdığı ve nötrofilleri (enfeksiyonlara mücadeleye yardımcı olan beyaz kan hücresi türü) bir otoiümün bozukluktur. Bozukluk, otoiümün hemolitik anemi (AIHA, RBC'nin erken tahrip edilmesi), trombositopeni (yetersiz trombosit) ve nötrofil kombinasyonunu andırır. Bunlar eş zamanlı olarak ortaya çıkabilir veya biri diğerini izleyebilir. Evans sendromunun bilinen genetik bir nedeni yoktur. Ailelerde görülme sıklığı nadirdir. Remisyon ve alevlenme dönemleri olan kronik bir hastalıktır. Trombositopeni, hastaların yaklaşık yüzde 60'ında tekrar ortaya çıkarken, otoiümün hemolitik anemi (AIHA) yaklaşık yüzde 30 oranında tekrar eder.

Evans Sendromu Belirtileri 

Lösemi ve lenfomaya benzeyebilir. Bu nedenler, tanı koymadan önce bu hastalıkların ortadan kaldırılması gerekir. Evans sendromlu hastanın Rbc sayısındaki düşüş; sarılık, koyu kahverengi idrar, soluk cilt, zayıflık, yorgunluk ve nefes darlığı semptomlarının görülmesine neden olur. Trombosit düşüklüğünde ise; artan morarmalar ve ciltteki küçük kanamalardan kaynaklanan, küçük kırmızı noktalar görülür. Ayrıca Evans sendromlu hastada sendroma bağlı oluştuğu, kanlı burun ve ağrılı adet kanamalarında; ateş, ağız yaraları ve bakteriyel enfeksiyonların arttığı görülür.

Evans Sendromu Tedavisi: Prednizon gibi kortikosteroid ve akut atakların kontrol altına alınmasına yardımcı olan intravenöz immünoglübin uygulanır. Çoğu çocuk bu tedaviye cevap verir. Ancak nüks sıklıkla görülür.

Diğer Tedaviler
  • Merkaptopurin ve mikofenolat mofetil gibi immünsüpresif ilaçlar
  • Kan sayımını iyileştirmek için dalakların çıkarılması, 
  • Ritüximab (monoklonal antikor) tedavisi
  • Kök hücre nakli (ağır ve tedavisi zor olan vakalar için)
]]>
Dress Sendromu https://www.sendromlar.com/dress-sendromu.html Mon, 17 Sep 2018 02:30:09 +0000 Dress sendromu; eozinofili ve sistemik semptomun vücutta meydana getirdiği çok ciddi bir ilaç tepkimesidir. Dress sendromu, ateş, cilt döküntüsü, eozinofili ve iç organ tutulumu gibi sistemik sendromlarla yaşamı tehdit Dress sendromu; eozinofili ve sistemik semptomun vücutta meydana getirdiği çok ciddi bir ilaç tepkimesidir. Dress sendromu, ateş, cilt döküntüsü, eozinofili ve iç organ tutulumu gibi sistemik sendromlarla yaşamı tehdit eden çok sık görülmeyen, akut başlangıçlı, şiddetli görülen bir ilaç reaksiyonudur. Rahatsızlığa yakalandıktan sonra iyileşme süreci oldukça zordur ve ağır bir ilaç tedavisi gerektirmektedir.

Dress sendromu belirtileri;

Dress sendromu, kişinin ilk kez antikonvülzan ilaç kullanımı sonrası oluşmaktadır. Benzer belirtiler aynı zamanda minosiklin, dapson, sülfasalazin, allopürinol ilaçlar kullanılarak da görülmektedir. Belirtiler, genellikle ilaç kullanımından 2-6 hafta sonra görülmektedir ve kullanılan ilacın bırakılması ile lekesiz olarak iyileşmeye başlamaktadır. Bu sendromda döküntü, hepatit, ateş ve hematolojik anormallikler görülebilmektedir.

Dress sendromun; iç organlara da etkisi bulunmaktadır. Sistemik tutulama bağlı olarak böbrek, karaciğer ve lenf gangliyonları çok sık tutulurken, kalp ve akciğer tutulumu çok az görülmektedir.

Dress sendromu tedavisi;

Sendromun tedavisinde teşhisin erken konması oldukça önemlidir. Ülkemizde çok az sayıda olgu bildirimi olup, tanımlayıcı bir çalışma bulunmamaktadır. Yüksek ateş, karaciğer fonksiyonlarında bozulma, böbrek tutulumu ve lenfadenopati belirtileri olan hastanın, ilk önce sorumlu ilacı kesmesi istenir, daha sonra sistemik kortikosteroid tedavisi ile hastaların tüm bulgularında gerileme meydana geldiği görülmüştür.

Dress sendromlu hastalar çeşitli şikayetlerde bulunabilirler. Sendromun çok iyi tanınmasında belirti ve bulguların temel teşkil olması sebebi ile hastaların klinik özelliklerinin ayrıntılı bilinmesi dress sendromunun erken tanısının konulmasına, dolayısı ile morbidite ve mortalitenin azaltılmasına katkıda bulunmaktadır.
]]>
Klinefelter Sendromu https://www.sendromlar.com/klinefelter-sendromu.html Mon, 17 Sep 2018 17:23:15 +0000 Klinefelter sendromu; erkeklerde en sık görülen kromozom bozukluğudur. Yetişkin görülme sıklığı 1/2500, yeni doğan görülme sıklığı 1/500-1000 dır. Yeni doğana kıyasla yetişkin sıklığının bu denli az oluşu hast Klinefelter sendromu; erkeklerde en sık görülen kromozom bozukluğudur. Yetişkin görülme sıklığı 1/2500, yeni doğan görülme sıklığı 1/500-1000 dır. Yeni doğana kıyasla yetişkin sıklığının bu denli az oluşu hastaların %50 den fazlasının tanısının konulamadığını gösterir. Bunun sebebi Klinefelter Sendromunun klinik özelliklerinin değişiklik göstermesi ve bu sendromun hekimler tarafından farkındalığının yetersizliğidir. 

Patogenez; Hastaların %80 kadarını klasik tip olarak adlandırılan 47XXY karyotipi, geri kalan %20 kadarını ise 46XXY / 47XXY mozaik formu, yüksek dereceli anöploidiler veya X kromozomu yapısal anomalileri oluşturur. Hastalarda görülen fazladan X kromozomu, genellikle gametogenez sırasında ovum ya da spermin normal seks kromozomu yanında fazladan X kromozomu taşıması ile oluşur.  

Klinik; Semptomlar hastaların yaş dönemine göre değişiklik göstermektedir.   

Klasik tip klinefelter sendromlu bebeklerde, doğum sırasında hiçbir özellik görülmez. Ama bu bebeklerde yarık damak ve inguinal herni gibi bazı konjenital malformasyonların görülme sıklığı artar. 

Klasik tip klinefelter sendromlu çocuklarda; penis boyutları ve testis volümleri yaşıtlarına göre daha küçüktür, öğrenme ve algılama sorunları vardır. Konuşma ve hareketlerde gecikme, öğrenme zorlukları, okumada gecikme, uyumsuzluk gibi kognitif fonksiyonlarda da anomaliler görülebilir. Kromozom anomalilerinin derecesi ile bu sorunlar da paralel olarak artar. 

Klasik tip klinefelter sendrom prepubertel dönemde; bu özellikleri klinik olarak fark edilecek düzeyde değildir. Ergenlik döneminde belirgin olmaya başlar. Ergenlikte en dikkat çeken özellik testis hacminin artmamasıdır. Ayrıca testosteron seviyesinin beklenenden az artması nedeniyle bu hastaların boyları yaşıtlarına göre daha uzun olur. Diğer en önemli özelliklerinden biri de jinekomastidir. 

Klasik tip klinefelter sendromlu erişkinlerde; en belirgin ve en kalıcı özellik testis hacminin küçük olmasıdır. Farklı derecelerde androjen yetmezliği ile birlikte önikoid yapı ve jinekomasti varlığı erişkin dönem klinefelter sendromunun en tipik belirtileridir. Bu dönemde hastalarda çok yüksek oranda azospermi olduğundan sıklıkla infertilite şikayeti ile hastaneye başvururlar. 

Laboratuar; Klinefelter sendromlu hastalarda serum testosteron seviyeleri puberte ile yükselmeye başlar ve sıklıkla normalin alt sınırına kadar yükselebilir, yıllar içinde ise giderek azalır. Hastalarda görülen bir diğer laboratuvar bulgusu puberte ile birlikte görülen serum gonadotropin seviyelerinin yüksekliğidir. Özellikle serum FSH seviyesinin çeşitli derecelerde normalden daha yüksek olur. Serum LH  ve östradiol seviyelerinde yükselme daha hafif düzeylerdedir. Başka bir önemli laboratuvar bulgusu da bu hastalarda sperm seviyesindeki ciddi azalmadır. 

Tanı; İki şekilde konur. Birincisi periferik kandan alınan lenfositlerden yapılan kromozom analizidir. Ve bu testte sonuçlar nadir de olsa yanıltıcı çıkabilir. İkinci test ise yanak mukozasından alınan Barr cisimciği analizidir. Kolay, hızlı ve güvenilirdir. 

Tedavi; Önemli olan hipoganadizm tedavisidir. Özellikle testosteron seviyesi düşük olanlarda testosteron replasmanı yapmak gerekir. Pubertal hastalarda bu tedaviye rağmen jinekomasti gelişebilir. Gerekli hastalarda estetik cerrahi ile meme dokusu alınabilir. İnfertilite üzerine etkili olamayan testosteron için ise son yıllarda uygulanan bazı yardımcı üreme teknikleri ile fertilizasyon sağlanmaktadır.

]]>
Frajil X Sendromu https://www.sendromlar.com/frajil-x-sendromu.html Tue, 18 Sep 2018 15:33:01 +0000 Frajil X Sendromu, Öğrenme bozuklukları ve bilişsel bozukluklar da dahil olmak üzere, bir dizi gelişimsel soruna neden olan bir genetik hastalıktır. Genellikle, erkekler bu bozukluktan kadınlara oranla daha ciddi şekilde etkile Frajil X Sendromu, Öğrenme bozuklukları ve bilişsel bozukluklar da dahil olmak üzere, bir dizi gelişimsel soruna neden olan bir genetik hastalıktır. Genellikle, erkekler bu bozukluktan kadınlara oranla daha ciddi şekilde etkilenirler. Etkilenen bireyler, çoğunlukla konuşma ve dil gelişimini 2 yaşına kadar geciktirir. Frajil X Sendromu olan erkeklerin çoğu hafif-orta derecede beyinsel sakatlık gösterirken; etkilenen kadınların üçte biri beyinsel olarak özürlüdür. Frajil X sendromlu çocuklar, kaygı verici veya dürtüsel davranışlar gibi hiperaktif davranışlara da sahip olabilirler. Dikkat eksikliği de görülebilir. Frajil X Sendromu olan bireylerin yaklaşık üçte biri, iletişim ve sosyal etkileşimi etkileyen otizm spektrum bozuklularının özelliklerine sahiptir. Nöbetler, erkeklerin yaklaşık yüzde 15'inde, Fragile X sendromlu kadınların, yaklaşık yüzde 5'inde görülür.

Fragil X Sendromu Semptomlar

Fiziksel: Çoğu erkek, Fragile X sendromlu kadınların yaklaşık yarısı, yaşla birlikte daha belirgin hale gelen karakteristik fiziksel özeliklere sahiptir. Uzun ve dar yüz, büyük kulaklar, belirgin bir çene ve alın, olağandışı esnek parmaklar, düz ayaklar ve ergenlik sonrası erkeklerde genişlemiş testisler görülür.

Zeka ve Öğrenme: Fragile X' e sahip birçok insan, beyinsel işlevsellikle ilgili sorunlar yaşar. Bu problemler; öğrenme bozuklukları veya matematik problemlerini algılayamama ayrıca gelişimsel sorunlar ağır derecede değişebilir. Sendrom, düşünme, akıl yürütme ve öğrenme becerisini etkileyebilir. Dikkat eksikliği, hiperaktivite, endişe ve dil problemlerine sahip olması nedeniyle Fragil X'li bir kişi IQ puanından daha fazla kabiliyete sahip olabilir. Bebeklerin ve gençlerin çoğunun, bu sendromun spesifik özelliklerine sahip olmadığı görülür. Ancak, bu çocuklar ergenlik dönemine girdiklerinde, bu hastalığa özgü bazı özellikleri geliştirmeye başlayacaktır.

Sosyal Yaşam: Yeni durumlardan endişe duyuyor ve korkuyor olabilirler. Başkaları ile göz teması kurmakta zorluk çekebilirler. Özellikle çocuklar, dikkatsiz ve asabi olabilirler. Kızlar, yeni insanlar etrafında utangaç olabilirler. Ayrıca hiperaktivite sorunu yaşayabilirler.

Konuşma ve Dil: Fragil X'li çocukların çoğunda, konuşma ve dil ile ilgili bazı sorunlar yaşar. Kekeleyebilirler veya kelimelerin bir bölümü anlamsız olabilir. Ayrıca ses tonu ve vücut dilinin belirli türleri gibi başkalarının sosyal ipuçlarını anlamada sorunlar yaşayabilirler. Kızlar genellikle konuşma ve dil konusunda ciddi sorunlarla karşılaşmazlar. 

Duyusal: Yüksek ses, parlak ışık rahatsızlık verebilir.

Fragil X Sendromu Tedavisi: Tek bir tedavi seçeneği yoktur. Durum belirtilerini en aza indirmeye yardımcı olan tedaviler vardır. Uygun eğitim, terapi hizmetleri ve ilaçları alan Fragile X'li bireyler, tüm bireysel yetenek ve becerilerini en iyi kullanma şansına sahiptirler. Beyinsel veya gelişimsel yetersizliğe sahip olanlar bile, kendilerine yardım etme becerilerini pekiştirmeyi öğrenebilirler. Erken müdahale önemlidir. Küçük bir çocuğun beyni halen şekillenmekte olduğundan erken müdahale, çocuklara mümkün olan en iyi başlangıç ve tam bir beceri geliştirmede büyük bir olanak sağlar. Sendromlu çocuk tedaviye hemen cevap vermeye başlar. Öğrenmeye açıktır.
]]>
2 3 Yaş Sendromu https://www.sendromlar.com/2-3-yas-sendromu.html Tue, 18 Sep 2018 18:18:04 +0000 2 3 Yaş sendromu yaşayan çocukların aileleri eğer bu konuda bilinçli ve bilgili ise bu durum en fazla 5 veya 6 ay yaşanır ve bu sendromdan kurtulabilir. Fakat bilinçsiz annelerin çocukları 2 3 yaş sendromun varlığı d 2 3 Yaş sendromu yaşayan çocukların aileleri eğer bu konuda bilinçli ve bilgili ise bu durum en fazla 5 veya 6 ay yaşanır ve bu sendromdan kurtulabilir. Fakat bilinçsiz annelerin çocukları 2 3 yaş sendromun varlığı daha anlaşılmadan çocuğun gelişimi tamamlanmaktadır. Böyle bir durumda çocuk ileriki yaşlarda çok hırçın ve oldukça sinirli olur ve ebeveynleri zor durumda bırakır. 2 3 yaş sendromu görülen ve tedavi edilmeden bu sendromu atlatan çocuklar ileriki yaşlarda tüm isteklerini şiddete bağlı olarak yaptırmaya çalışırlar. Mutlaka 2 3 yaş sendromu yaşayan çocukların uzman bir gözetim altında bu sendromu atlatması sağlanmalıdır.

Sendroma 2 3 yaş sendromu adı verilse de bu durum bebeklerde 10 aylıktan sonra başlamaktadır. Her bebekte farklı zamanlarda başlayan bu sendromun tam olarak başlangıç bir zamanı yoktur. Bir bebek 10 aylıktan sonra yavaş yavaş dış dünyayı fark etmeye başlar ve karakterini kazanmaya başlamaktadır. Fakat bazı belirtiler 2 veya 3 yaşta etkili olmaya başlamaktadır. Çocuğun daha büyük yaşlarda çok büyük problemlere sebep olan 2 3 yaş sendromu uzman bir doktorun tedavisi yanında ailelerin tutumu da oldukça önemlidir.

2 3 Yaş sendromu yaşayan çocuklarda çok farklı hareketler ve davranış değişiklikleri görülebilmektedir. Bir çok kişi bu sendromu yaşayan çocuklarda aynı hareket ve davranışları göstereceğini düşünmektedir. Bu düşünce tamamen yanlıştır. Çünkü her çocukta 2 3 yaş sendromu her çocukta farklı belirtiler göstermektedir.

Bebeğin kişilik yapısına bağlı olarak 2 3 yaş sendromu şiddeti çok fazla veya çok az şekilde yaşamasına neden olmaktadır. Kişilik yapısına bağlı olarak bu sendromu az veya çok yaşayan çocuklarda yapılabilecek en önemli tedavi; ebeveynlerin çocuk üzerinde tutumudur. Olumlu tutumlardan dolayı çocuk kısa zamanda 2 3 yaş sendromunu atlatacaktır. 2 3 Yaş sendromu yaşayan çocuğu olan ebeveynlerin bu sendrom hakkında ayrıntılı bilgileri alıp, öğrenip ve problemi yaşayan çocuklarına öğrendikleri bilgiler ile yaklaşmaları gerekir. Bu şekilde davranarak bu sendromu en hızlı ve en kolay bir şekilde atlatarak, bebeğin sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlayabilirsiniz.  

2 3 Yaş sendromu belirtileri;
  • Bu sendromu yaşayan çocuklar etrafındaki bulunan nesneleri sürekli karıştırırlar,
  • Oldukça inatçıdırlar, bu durum ebeveynlerin canını çok sıkmaktadır,
  • Bebeklerde şiddete eğilim durumları gözlemlenmektedir ve ilerleyen yaşlarda daha fazla artış gözlemlenmektedir,
  • Bu sendromu yaşayan bebekler etrafına karşı sürekli huysuz ve kışkırtıcı hareketlerde bulunmaktadır.
]]>
El Ayak Sendromu https://www.sendromlar.com/el-ayak-sendromu.html Wed, 19 Sep 2018 17:21:05 +0000 El ve Ayak Sendromu, çocuklarda görülme olasılığı oldukça yüksek olan bu hastalık ciltte kızarıklık, ateş, deri dökülmesi ve ağız içinde aft sorunlarına yol açabilen bir tür el ve ağız hastalığıdır. Bu hastalı El ve Ayak Sendromu, çocuklarda görülme olasılığı oldukça yüksek olan bu hastalık ciltte kızarıklık, ateş, deri dökülmesi ve ağız içinde aft sorunlarına yol açabilen bir tür el ve ağız hastalığıdır. Bu hastalığa yakalanan kişinin el ve ayakları kırmızıya boyanmış gibi olur. İlerleyen zamanlarda bu hastalık kendini deri dökülmesi ve iltihap şeklinde deri altında minik minik su toplanmaları meydana getirebilmektedir.  Hastalığa sebep olan faktör ise virüslerdir. Genellikle bebek ve çocuklarda görülen bu hastalığın bulaşıcı olma ihtimali de vardır. Kişinin salyası veya dışkısı ile bir başka kişiye geçebilme ihtimali oldukça yüksektir. Yaz ve sonbahar aylarında sıklıkla görülebilmektedir. Yetişkin bireylerde daha nadir görülen el ayak sendromu bir hafta içerisinde tüm vücuda yayılabilmektedir.

El ve Ayak Sendromu Belirtileri
  • Bireyde görülen ateş
  • Baş ağrısı ve göz kararması
  • Mide bulantısı veya kusma
  • Halsizlik ve iştahsızlık
  • Kulak içinde ağrı hissedilmesi ve aralıklarla bu ağrının hissedilmesi
  • Boğaz ağrıması ve bademcik şişmeleri
  • Vücudun çeşitli yerlerinde deride dökülme meydana gelmesi.
  • Avuç içinde ,dudaklarda ,ayak tabanlarında ve yanaklarda kızarıklıkların meydana gelmesi . 
  • El ve ayak bölgelerinde kaşıntıların oluşması .
  • İshal ve sık sık lavabo ihtiyacı
  • Deri altlarında ufak kabarcıklar şeklinde su toplanması
Belirtileri bu şekilde oluşabilmekte olan el ayak sendromu hastalığının tedavisi yoktur. Genel olarak alerjiye karşı etkili olabilen ilaçlar kullanılmaktadır. Tedavi için bazı spreyler veya losyonlarında kullanılması uygun görülebilmektedir. Bu hastalık belirli bir seviyeye kadar ilerleyebilir. Yetişkinlerde daha hafif belirtileri olan bu hastalığın geçmesi fazla uzun sürmez. Hastalıklarda bazen hastane dinlenmesi de gerekli olabilir. El ve ayaklarda görülen kızarıklık ve su toplanmaları bir süre sonra kuruyarak geçer. Hastalığa yakalanmamak için el ve ayak yıkama alışkanlığının kazanılması gerekir. Özellikle çocuklarda bu alışkanlığın kazanılmasına önem vermeliyiz. 

El ve ayak sendromu için önlemler

El ve ayak sendromu hastalığında beslenme de oldukça önemli bir yer almaktadır. Bu hastalığa yakalanmamanın en temel unsuru kesinlikle hijyenli olunmasıdır. Kirli ellerin yüze veya ağza sürülmemesi gerekmektedir. Hastalığa yakalanın kişilerden uzak durulmalı ve kişisel eşyalar ortak kullanılmamalıdır. Hastanın bulunduğu ortam sık sık havalandırılmalı ve bireylerin sürekli temas içerisinde olduğu eşyalar her zaman silinmelidir. Genellikle hijyen ve temizlik konusunda titiz olan kişilerde bu hastalığın görülme ihtimali oldukça düşüktür. İştahsızlık ve halsizliğe yol aça bu tür hastalıklarda özellikle çorba, yoğurt ve ağız içindeki yaralar iyi gelecek besinler tüketilmelidir. Ayrıca sıvı tüketimi arttırmalıyız. Aksi taktirde su kaybeden vücut güçsüz ve dirençsiz düşecektir. Hastalığın iyileşme süreci bu unsurdan dolayı uzayabilir. Aile bireylerinin bu hastalık konusunda ihmalkar davranmamaları gereklidir. Hastalığa sebep olan nedenlerden herhangi birinin teşhisi durumunda kesinlikle doktora başvurulmalıdır. Bu hastalığın bitkisel tedavisi de mümkündür. Doğada yetişebilen ve insan sağlığına olumlu yönde bir çok katkı sağlayan bitkisel ilaçlar bulunmaktadır. Doğru bitki vücut üzerinde kullanıldığı taktirde hastalığın iyileşmesinde hızlı ve etkili olacaktır. 

]]>
Bıkkınlık Sendromu https://www.sendromlar.com/bikkinlik-sendromu.html Thu, 20 Sep 2018 03:11:32 +0000 Bıkkınlık Sendromu; bir hastalık değildir. Kişinin herşeyin en iyisi olmasını isteyerek hem kendisine hem etrafındakilere karşı karamsar olması sonucunda bıkkınlık sendromu görülebilmektedir. Bıkkınlık sendromu aniden ort Bıkkınlık Sendromu; bir hastalık değildir. Kişinin herşeyin en iyisi olmasını isteyerek hem kendisine hem etrafındakilere karşı karamsar olması sonucunda bıkkınlık sendromu görülebilmektedir. Bıkkınlık sendromu aniden ortaya çıkabilmektedir. Kişinin dikkatli davranması ve kendisini çok yormaması gerekmektedir. Bıkkınlık sendromu olan kişilerde belirtiler birden ortaya çıkmamaktadır. Bıkkınlık sendromu kişiyi bitkin, yorgun bırakacağı için bağışıklık sisteminin zayıf düşmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bıkkınlık sendromu olan kişiler karın ağrısı ve kramplardan şikayet etmektedir. Bıkkınlık sendromu genellikle çalışan kişilerde görülmektedir. Yaş ile alakası olmayan bıkkınlık sendromu kişinin aşırı sorumluluk alarak yardım eden birinin olmaması halindede kişide görülebilmektedir. Kişinin yaşam tarzı ve kişisel özellikleride bıkkınlık sendromunda önemli derecede rol oynamakta ve bıkkınlık sendromu rahatsızlığı için zemin hazırlamaktadır.

Bıkkınlık sendromu nedenler;

Bıkkınlık sendromu genellikle herşeyin dört dörtlük olmasını isteyen kişilerde görülmektedir. Kişiler hiç bir şeyi yeteri kadar iyi yapamamak hissi ile kendini ve çevresinde bulunan kişileri karamsarlık içine girdirmekterler. Bu yüzden hem kendisine hemde etrafındakilere zor günler yaşatmaktadır. Genellikle bıkkınlık sendromu görülen kişiler, mükemmelliyetçi olan kişilerde rastlanmaktadır. Çalışan kişiler normal çalışma saatinden fazla çalışmaları halinde daha fazla efor harcayacakları için bıkkınlık sendromuna durumu görülmektedir. Kişi aynı rutin olarak hergün aynı şeyleri yapmak gibi durumlar bıkkınlık sendromuna zemin hazırlamaktadır. Depresyon ile karıştırılmaması gereken bıkkınlık sendromu, depresyon ile benzerlik göstermektedir. Kişi bıkkınlık sendromunda bitkin ve sürekli kendisini yorgun hissetmesi sonucu depresyona girebilmektedir. Kişinin kendisini bir boşluk içerisinde hissetmesi sonucunda sürekli mutsuz olacağı bıkkınlık sendromu rahatsızlığı görülebilmektedir. 

Bıkkınlık sendromu belirtileri; 

Kişilerde farklı belirtiler görülebilmektedir. Karın ve mide aşrı ve kramplar şeklinde olabilmektedir. Bacaklarda kasılmalar şikayetleri olabilir. Baş ağrısı, kiloda aşırı düşüş veya kilo alımı, tansiyonun sürekli hareketliliği, yükselen kolesterol gibi belirtiler olabilmektedir. Bıkkınlık sendromuna giren kişi genellikle mutsuz ve huzursuzluk içerisindedir.

Bıkkınlık sendromu tedavisi; 

Kişi mutlu olacağı ilgi alanları bulmalıdır. Monoton tek düze bir hayat sürdürmemesi gerekmekte ve sosyal aktivitelere katılması, arkadaşları ile zaman geçirmesi gerekmektedir. Boşluk ve umutsuzluk ile mücadele etmesi kendini bırakmaması gerekmektedir. Bıkkınlık sendomu yüzünden kişinin güçsüz ve yeterli yapamama hissi ile perpormansını düşüreceği için işinden bile olabileceğini unutmamalıdır.
]]>
Dumping Sendromu https://www.sendromlar.com/dumping-sendromu.html Thu, 20 Sep 2018 18:25:01 +0000 Dumping sendromu, midenin beklenenden daha hızlı şekilde boşalmasıyla yaşanan şikayetlerin oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Hızlı gastrik boşalma şeklinde de tanımlanan bu sorun mideden gelen sindirilmemiş besinlerin ince bağ Dumping sendromu, midenin beklenenden daha hızlı şekilde boşalmasıyla yaşanan şikayetlerin oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Hızlı gastrik boşalma şeklinde de tanımlanan bu sorun mideden gelen sindirilmemiş besinlerin ince bağırsağın alt kısımlarını hızlı bir şekilde doldurduğunda meydana gelir. Bu durumda kişilerde arzu edilmeyen sindirim sorunları baş gösterir. Bu sorun önceden gastrik cerrahi geçiren kişilerde, nişastalı besinleri, basit karbonhidratları tüketenlerde, yüksek glisemik endeksli besinleri tüketenlerde de tetiklenebilir. Kişide oldukça hızlı şekilde fazla miktarda kalori alındığı zaman yakınmalar ortaya çıkar. Alınan bu kalorileri ince bağırsak absorbe edemez. Hafif terleme, sıkça esneme, halsizlik, bulantı, ishal, karın şişkinliği, titreme, iştahsızlık, kusma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Belirtiler etkisini yarım saatle bir saat arasında devam ettirir. Kişinin az miktarlarda yemek yemesi bu yakınmaları nispeten azaltır. Bu sorunu olan kişilerin katı besinlerle birlikte sıvı almaması da, dumping sendromu etkisini azaltıcı tavsiye edilen bir öneridir. Gastrik bypass ameliyatı olmuş kişilerin üçte biri bu sorundan yakınırlar.

Dumping sendromu türleri

Dumping sendromu yani midenin hızlı boşalması iki tipte görülür. Bunlardan biri geç dumping, diğeri de erken dumping olarak yaşanır. Erken dumping yemek esnasında ya da yemeğin hemen arkasından oluşur. Bunun belirtileri karın ağrısı, çarpıntı, kramp, geğirme, ishal, kusma, nefes alma zorluğu olarak sayılabilir. Geç dumping durumunda ise, baş dönmesi, halsizlik, bitkinlik gibi etkiler ortaya çıkar. Bu diğerinin aksine yemekten 1-3 saat kadar sonra yaşanır. Geç dumping tipinde kişilerde hipoglisemik etkiler baş gösterir.

Dumping sendromu neden olur

Gastrik bypass ameliyatında yani bariatrik cerrahide kişinin mide ve ince bağırsağının anatomisiyle beraber, sindirim fonksiyonlarında değişim yapıldığından, dumping sendromu meydana gelir. Bu cerrahi sırasında mide ve pankreas tarafından salınan sindirim sıvılarında da azalma olur. Bu etkide sendromun yaşanmasına yol açabilir. Bunların dışında nadiren Zollinger Ellison sendromu da, dumping etkisi gösterebilir. Kişinin sıkça dumping sendromunun etkisine girmesi, bunun şiddetli derecede olması cerrahi bir sorunun olduğuna ve stomanın fazlaca geniş olduğunun işaretçisi olabilir. Şeker ve karbonhidratların dumping sendromunun tetikleyici olduğu bilinmektedir. Bunlardaki maddeler ince bağırsakta kramp tarzında ağrıya yol açar. Bununla kişideki hormonal ve sinirsel reaksiyonlar tetiklenerek, kişide kalp atım hızını arttırır ve çarpıntıya yol açar. Soğuk terleme gibi etkilerle birlikte ince bağırsağın yaşanana bu sorunu gidermeye çalışması kişide kusma ve ishal gibi tepkilere neden olabilir.

Dumping sendromu tedavisi

Kişilerin dumping sendromundan yakınması, yeme alışkanlıklarında değişim yapmasını, öğünlerindeki miktarı azaltmasını gerektirir. Beslenmede rafine şeker tüketimi, kalorisi yüksek olan yiyeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Besinleri iyi çiğnemeleri, besinlerle beraber sıvı almamaları da önerilir. Bariatrik cerrahinin ardından dumping sendromu yaşanıyorsa, bu kişilerin kötü beslenme alışkanlığının olmasına işaret eder. Bu sendrom sağlık açısından çok riskli olmasa da, oldukça rahatsız edicidir. Eğer hastalar yediklerine dikkat ederlerse, bu sorunu daha rahat aşabilirler.
]]>
Moebius Sendromu https://www.sendromlar.com/moebius-sendromu.html Thu, 20 Sep 2018 20:21:13 +0000 Moebius sendromu, çok nadir olarak görülen ve kişinin yüz mimiklerini yapmasını konuşmasını gülmesini etkileyecek kadar hatta yüz felcine neden olabilecek bir sendromdur. Moebius sendromu 1988 yılında Paul Julius Moebius Moebius sendromu, çok nadir olarak görülen ve kişinin yüz mimiklerini yapmasını konuşmasını gülmesini etkileyecek kadar hatta yüz felcine neden olabilecek bir sendromdur. Moebius sendromu 1988 yılında Paul Julius Moebius  adında bir nörolog tarafından ilk kez ortaya çıkarılmıştır. Bu sendrom çok az kişide görülebilecek genetik olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu sendromu yaşayan hastaların gözlerini kapatmakta zorluk çektiği, konuşmakta zorlandığı, yan tarafına bakamadığı ve mimiklerini harekete geçiremediği gözlemlenmiştir. Bazen bu hastalığa sahip olan kişilerde eksik parmaklarında olduğu görülmüştür. 

Moebius sendromu neden oluşur 

Çok nadir olarak görülen bu sendrom hastalığı var olan sinir hasarı sebebi ile yüzdeki hiç bir kasın oynatılamaması ile ortaya çıkar. Bu sendrom yapılan araştırmalara göre bir milyon insanda iki kişi de kendini gösterir. Ve işin kötü yanı belirlenmiş ve bulunan hiç bir tedavi yönteminin olmamasıdır. Genetik olarak ele alınan bu hastalığın yapılan araştırmalar doğrultusunda bu sendromu yaşayan kişilerin ailelerinde bu sendromun görülmemesidir. Bu sendromu yaşayan hastalar bu olumsuzluklarının dışında vücudunun başka yerlerinde buna bağlı olarak her hangi bir problem yaşamazlar. Yaşamlarını sağlıklı bir şekilde ve normal insan düzeyinde devam ettirebilirler. Konuşma konusunda sıkıntı yaşamaları nedeniyle, çevresindeki insanlar bu sendromu yaşayan kişiler için bir vücut dili geliştirerek iletişimlerini sürdürmektedirler. Bu sendrom İngiltere de yalnızca 124 çocukta görülmektedir. Bu çocuklar arasından bir tanesinin ağlamakta zorlandığı yönünde bir haber yapılmıştır. Bu sendromda cinsiyetler arasında bir farklılık görülmemektedir. Kız ve erkek çocuklarında eşit olarak yaşanmaktadır. 

Moebius Sendromu Fiziksel Görünüm
  • Bu sendromu yaşayan kişilerde gözler uyku esnasında yetersiz olarak kapatılır ya da hiç kapatılmaz. 
  • Burun kökleri diğer çocuklara göre küçük yaşlarda sık ve de geniş olarak tanımlanır. 
  • Ağız açıklığı küçüktür ve yeterince açılmaz. Ağızdan salyası akabilir. Bu durum ise eksik besin almaya ve gelişiminin az olmasına neden olur. Buna bağlı yutma ve emme kabiliyetinde düşüklük gözlemlenir. 
  • Yüz kaslarında asimetrik olarak ortaya çıkan bir güçsüzlük vardır. 
  • İşitme kaybı problemleri gözlemlenmiştir. 
  • Göz kırpmakta yetersiz oldukları belirlenmiştir. 
Moebius Sendromu Tedavisi 

Moebius sendromunun etkilerini azaltmak amacı ile cerrahi, fizik tedavi, özel eğitim gibi destekler alınabilir. Fizik tedavi ve özel eğitim destekleri uygulanarak hastalığın belirtileri giderilmeye çalışılır. Cerrahi olarak damak ve göz problemleri düzeltilebilir. Aynı zamanda sosyal çevresinde problem yaşamaması için psikolojik destek alınması sağlanabilir. 
]]>
Aicardi Sendromu https://www.sendromlar.com/aicardi-sendromu.html Fri, 21 Sep 2018 09:23:03 +0000 Aicardi Sendromu: beynin iki yanını birbirine bağlayan bir yapı olan, korpus kallozumun oluşumuna müdahale eden, nadir görülen bir genetik bozukluktur. Aicardi sendromlu kişilerde korpus kallozum kısmen veya tamamen eksiktir. Aicardi Sendromu: beynin iki yanını birbirine bağlayan bir yapı olan, korpus kallozumun oluşumuna müdahale eden, nadir görülen bir genetik bozukluktur. Aicardi sendromlu kişilerde korpus kallozum kısmen veya tamamen eksiktir. Bozukluk, genellikle yeni doğan kızlarda görülür. Tıbbi araştırmacılar, bozukluğun anne ve babadan çocuğa geçtiğini savunmaktadır.

Aicardi Sendromunun Nedenleri

Aicardi sendromunun kesin nedeni bilinmemektedir. Bununla birlikte, çocuğun genlerinde ilk kez meydana gelen mutasyona bağlı olduğu düşünülmektedir. Bozukluk, öncelikle dişileri etkilediğinden araştırmacılar, mutasyonun spesifik olarak iki seks hormonundan biri olan x kromozomunda olduğunu düşünüyorlar. Dişilerin iki x kromozomu vardır. Erkekler tipik olarak bir x kromozomu ve bir y kromozomuna sahiptir.

Aicardi Sendromunun Semptomları

Korpus kallozumun, kısmen veya tamamen yokluğu görülebilir. Bebeklerde spazm veya nöbetler görülür. Korioretinal lakün veya gözün ışığa duyarlı tabakasında lezyonlar görülebilir. Aicardi sendromlu her kişinin bu özellikleri olmayabilir. Bununla birlikte, bazı insanlar beyinde, gözlerde ve yüzlerde ek anormallikler gösterebilir. Belirtilerin şiddeti, bir kişiden diğerine göre önemli derecede değişir. Bazıları çok şiddetli nöbetler geçirirler ve diğer çocukluk dönemlerinde hayatta kalamazlar. Diğerleri ise, hafif semptomlara sahiptir. Yaşantıları yetişkinlikte de normaldir.

Aicardi Sendromunda  Görülebilecek Diğer Semptomlar
  • Göz yapılarından birinde delik veya boşluk (kolobom)
  • Anormal derecede küçük gözler
  • Olağandışı küçük bir kafa
  • El deformiteleri
  • Zihinsel engeller
  • Gelişimsel gecikmeler
  • Yeme zorluğu
  • İshal
  • Kabızlık
  • Reflü
  • Spastisite
  • Kaburga ve omurga anormallikleri
  • Görme bozukluğu ve körlük
  • Beyinde sıvı dolu kistler
Aicardi Sendromunun Tedavisi

Aicardi sendromunun bir tedavisi yoktur. Bununla birlikte, bazı belirtiler tedavi edilebilir. En yaygın tedavi yöntemi, bozukluk nedeniyle meydana gelen spazmları kontrol edebilmektir. Ayrıca, çocukların ve ebeveynlerin genellikle Aicardi sendromuna eşlik eden zihinsel engelliliğe ve gelişimsel gecikmelere başa çıkmasına yardımcı olacak programlar mevcuttur. Çocuğunuzun doktoru, muhtemelen daha ileri değerlendirme için sizi pediatrik nöroloğa yönlendirecektir. Pediatrik bir nörolog, çocuklarda sinir sitemi hastalıklarının tedavisinde uzmanlaşmış bir doktordur. Aicardi sendromumun uzun vadeli yönetimi ile çocuğunuza yardımcı olabilirler.
]]>
Guillain Barre Sendromu https://www.sendromlar.com/guillain-barre-sendromu.html Fri, 21 Sep 2018 17:19:43 +0000 Guillain barre sendromu, Bu sendrom bağışıklık sisteminin sinir hücrelerine zarar vermesi sonucunda oluşan bir hastalıktır. Guillain barre sendromu merkezi sinir sisteminden kaynaklanmaz. Guillain barre sendromu çevresel sinir siste Guillain barre sendromu, Bu sendrom bağışıklık sisteminin sinir hücrelerine zarar vermesi sonucunda oluşan bir hastalıktır. Guillain barre sendromu merkezi sinir sisteminden kaynaklanmaz. Guillain barre sendromu çevresel sinir sisteminin bu sendromda  kişide ciddi belirtiler ve etkiler gösterecek şekilde ortaya çıkar. Guillain barre sendromununun neden ortaya çıktığı asıl sebebin ne olduğu tam bilinmemekle birlikte bağışıklık sisteminim çalışmasında kaynaklanan otoimmün bir hastalıktır. Kişinin bağışıklık sistemi vücutta bulunan sinir hücrelerine zarar verir. Eğer guillain barre sendromuna yakalanmış iseniz solunum ve sindirim yollarında oluşan rahatsızlıklar, halsizlik, el ve ayaklarda hissizlik gibi ilk evrelerde kendini belli eden daha sonraki evrelerde ise bu durum yarı felç duruma kadar gidebilir. Elbette ki bu belirtiler kişilerde farklı şekillerde ortaya çıkar. Her guillain barre sendromuna yakalanmış kişide bu belirtilerin hepsinin olması gözlemlenmeyebilir. 

Guillain barre sendromu olan kişide sinirlerde oluşan iletimin kaybolması kişiden kişiye değişir. Bu değişim guillain barre sendromuna yakalanmış kişilerde hastalığın ciddiyetini belirler. Kimi insanlarda hafif olarak halsizlik, yorgunluk, kaslarda zayıflık gibi ortaya çıkarken hastalığın derecesi arttıkça kişinin hayati tehlikelere bile neden olabilir. Guillain barre sendromunun çevresel sinir sisteminden kaynaklandığı için merkezi sinir sistemi bun durumdan etkilenmez. Guillain barre sendromu genel olarak küçük yaşlarda meydana gelir ve ileri ki yaşlarda tekrarlaması az ya da hiç tekrar etmeyebilen bir hastalıktır.

Guillain barre sendromunun nedenleri: Bağışıklık sisteminden kaynaklanan bu hastalık viral enfeksiyonların vücuda savaş açması ve bu mekanizmanın çalışmasına neden olur. Bu sendroma çevresel sinirlerin myelin kılıf denen kılıfa doğru hareket etmesine sebep olur.

Guillain barre sendromunun belirtileri: Bu sendrom bağışıklık sisteminizin zayıflamasına, kaslarda hareket bozukluklarına, deri de hissizlik, uyuşma, el, ayak ve çevresinde hareket bozukluklarına ve uyuşmaya, ağrı, aritmi, hipotansiyon, diyare, konstipasyon, gözlerde bozukluk ve iyi görememe, kas güçsüzlükleri gibi belirtiler ile kendini belli eder.

Guillain barre sendromunun tedavisi: Bu hastalığın tedavisinde en önemli faktör bağışıklığın düzenlemesidir. Başarılı bir tedavi için tüm yaşamsal bulguların düzenlenmesi gerekir. Bu tedavi sırasında plazma değişimi ve damar içi immünglobulin uygulaması bu sendromun tedavisinden etkili birer yöntemdir. Ayrıca fizyoterapi ve rehabilitasyon gibi bakımda alabilirsiniz.
]]>
Down Sendromu Yaş Riski https://www.sendromlar.com/down-sendromu-yas-riski.html Sat, 22 Sep 2018 15:35:52 +0000 Down sendromu yaş riski, ilerleye yaşlarda daha fazla artış göstermektedir. Özellikle 35 yaşından sonra kalınan gebeliklerde down sendromu görülme riski daha fazla artmaktadır. Yani anne yaşı ile down sendromu görülme riski ara Down sendromu yaş riski, ilerleye yaşlarda daha fazla artış göstermektedir. Özellikle 35 yaşından sonra kalınan gebeliklerde down sendromu görülme riski daha fazla artmaktadır. Yani anne yaşı ile down sendromu görülme riski arasında bir doğru orantı bulunmaktadır. Anne yaşı arttıkça çocukların down sendromu olma ihtimali de artar. Örneğin otuz beş yaşında olan bir annenin gebelik esnasında çocuğunun down sendromlu olma riski 1/250 olarak karşımıza çıkmaktadır. Otuz beş yaş altındaki bir gebe deki risk ise 500-1400 de 1 arasında değişir. Aslında yaş ilerledikçe riskin arttığından bahsediyoruz fakat down sendromunun görülme oranlarını incelediğimiz zaman %20 otuz beş yaş üstünde %80 i ise genç yaşlarda görülen doğumlarda ortaya çıkan down sendromları olduğunu görüyoruz.Bu sebepler ile  Down sendromu riski olmaması için çeşitli tarama testleri uygulanmaktadır. Fakat bu testler her zaman için kesin sonuç vermezler.

Down sendromu yaş riski, çoğunlukla 35 yaş üstü kadınlarda görülmektedir. Yaşla birlikte bir kaç test yapılarak hamilelikte down sendromu riski incelenir. Down sendromlu olan hamilelikteki  AFP ve uE3 seviyeleri düşme eğilimine girdikleri zaman serbest hcg eğilimleri ise yükselme gösterirler. Bu AFp seviyeleri risklerin belirlenmesinde kullanılır. Bu testleri yaptırarak sonuç alan her yüz kadından birisinin bebeği down sendromluyken diğer yüzde doksan dokuzun ise down sendromu gözlenmeyeceği sonucunu almıştır.
]]>
Adet Öncesi Sendromu https://www.sendromlar.com/adet-oncesi-sendromu.html Sun, 23 Sep 2018 09:42:56 +0000 Adet öncesi sendromu: Kadınlarda adet dönemi zorlayıcı ve rahatsızlık hissi veren bir dönemdir. Ay hali olarak da adlandırılan adet dönemleri bir çok kadında çeşitli sendromlara yol açmaktadır. Adet döneminin yaklaşmasıyla Adet öncesi sendromu: Kadınlarda adet dönemi zorlayıcı ve rahatsızlık hissi veren bir dönemdir. Ay hali olarak da adlandırılan adet dönemleri bir çok kadında çeşitli sendromlara yol açmaktadır. Adet döneminin yaklaşmasıyla kadınlarda oluşan hormon dalgalanması vücutta bir çok problemin bir arada yaşanmasına neden olur. Hormon dalgalanması kadınların % 25 inde hissedilmezken büyük bir kısmında çeşitli belirtilerle kendini gösterir. Kadınların çok büyük oranında gerçekleşen bu sendrom adet başlangıcında veya sonlarına doğru geçmektedir. Yapılan araştırmalar kadınların % 75 inde adet öncesi sendromunun yaşandığını belirlemiştir. Adet öncesi sendromunda yaşanan rahatsızlık halleri bir çok kadının genel yaşamını etkilemeyecek boyuttadır. Genellikle hafif seyreder. fakat bir kısım kadında yaşanan ağrılar dayanılmaz boyutlardadır. Bazı durumlarda tıbbi müdahale bile gerekli olabilir. Bu durumu yaşayan kadınların bir çoğu günlük aktivitelerini yerine getiremez ve yaşantılarından geri kalırlar. Her ay mesleki yaşantıdan veya okul yaşantısından bir kaç gün geri kalmak kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle kişi zor anlar yaşamaktadır ve büyük sağlık sorunu varmışcasına devamlı olarak evde kalma, dinlenme hissine kapıla bilmektedir.

Adet öncesi sendromu belirtileri:
  • Kadınlarda adetten 4 gün öncesinden başlayan gerginlik ve huzursuzluk hali
  • Karın, kasık, bacaklar ve mideye giren kramp tarzında ağrılar
  • Göğüs bölgesinde sertleşme, ağrı ve başka hassasiyetlerin yaşanması
  • Özellikle baş ve boyun çevresinde hissedilen ağrı
  • Sırt ve bel bölgesinde ağrı hissedilmesi ve hareketlerin ağrılar nedeni ile kısıtlanması
  • Karın bölgesinde kilo alırcasına şişkinlik oluşması
  • Hafif olarak yaşanan depresyon halleri ve can sıkıntıları
  • Adet öncesi sendromunun bir diğer belirtisi de ruh hallerinde ani değişiklikler görülmesidir
Adet öncesi sendromu tedavisi: 

Bu problemin tam olarak neden kaynaklandığı bilinmediği için tedavide kesin çözüm getirmez. Kişinin herhangi belirgin bir kadın hastalığı yoksa ve yukarıda verilen belirtiler sadece adet döngüsünden kaynaklanıyorsa o zaman sorunun tam olarak nedeni bilinmediği için farklı tedavi yöntemleri uygulanır ve hasta geçici olarak rahatlatılır. Hastaya verilecek uygun ağrı kesiciler bazı durumlarda serumlar bazen ise izlenen farklı tedavi yöntemleri ağrıları hafifletir. Yaşanan belirtilerin hissedilirliğini azaltır. Böylece hastada rahatlama ve iyileşme gözlemlenir. Eğer hastada bir problem teşhis edilirse doktor çeşitli ilaçlar reçete ederek bu hastalığın tedavisini sağlar. Bu durumda adet öncesi sendromu iyileşme gösterir ve hissedilen belirtiler artık son bulur.  Bu iyileşmenin sağlanabilmesi için doktorun vermiş olduğu ilaçları ihmal etmeden kullanmak gerekir. Beslenmeye dikkat etmek, stresten uzak durmak, kalsiyum ve magnezyum ağırlıklı beslenmek, egzersiz yapmak gereklidir.
]]>
Bebeklerde 4 Yaş Sendromu https://www.sendromlar.com/bebeklerde-4-yas-sendromu.html Sun, 23 Sep 2018 23:50:34 +0000 Bebeklerde 4 yaş sendromu; kendine ait bir kısım özellikler göstermektedir. Çocuklar ebeveynler için dünyanın en değerli varlığıdır ve bu varlığı tıpkı bir sanat eseri gibi en güzel şekilde şekillendirmek isterler. B Bebeklerde 4 yaş sendromu; kendine ait bir kısım özellikler göstermektedir. Çocuklar ebeveynler için dünyanın en değerli varlığıdır ve bu varlığı tıpkı bir sanat eseri gibi en güzel şekilde şekillendirmek isterler. Bu süreç çok zevklidir fakat öyle düşünüldüğü kadar kolay bir şey değildir. Çocuklar 3 yaşı geçtikten sonra artık daha farklı bir dönemin içerisine girer. 4 yaşındaki bir bebek aslında bebek değil artık bir çocuktur. Ona her istediğinizi öyle kolay bir şekilde yaptırmanız pek mümkün değildir. Her yaşın kendisine ait bir kısım ruhsal durumları bulunmaktadır. Bu yetişkinlerde ne kadar yaygın ve normal ise çocuklara açısından da öyledir. 

Bebeklerde 4 yaş sendromunun belirtileri nelerdir
  • Oldukça hassas bir dönemden geçen ufaklıklar için bu süreçte yapılan davranışlar büyük önem taşımaktadır. Çocuğun kişiliğinin şekillenmesine bu dönem özel bir yere sahiptir. Bu süreçte karşılaşılabilecek en ciddi sıkıntı çocuğun çok hassas olmasıdır. Bu hassasiyet bağlı olarak çocuklar çok fazla ağlayıp küsebilirler. Fakat bu ruhsal anın gelip geçici olduğunu unutmamak gerekir. Anne babaların sakin tavırlarını ve sabırlarını kaybetmemeleri tavsiye edilir. 
  • Eşyaları onlar için çok değerlidir ve sahiplenmeye başlarlar. Hatta anne babayı bile birbirlerinden kıskanacak kadar sahiplenmiş durumdadır.
  • İnatçı olmaları çok normaldir. Çok fazla üzerine gitmeden dikkatini dağıtarak ikna etmeniz daha kolay olabilir. Eğer sizde zıtlaşır iseniz bu onu daha inatçı ve hırçın yapar. Doğru ve yanlışın anlatılması halinde algılama kapasitesinin olduğunu unutmayın. Yılmadan tatlı dil ile anlatın.
  • Bebeklerde 4 yaş sendromu yaşanmasının en önemli nedeni bu yaşta cinsel kimliğin ortaya çıkmasıdır. Çocuk artık en iyi arkadaşlarını karşı cinsten seçmek ister ve bunu yaparken ise utangaçlık yaşar. 
  • Merak ve her şeyi yapma istekleri oldukça zirve yapar.
]]>
Bilateral Karpal Tünel Sendromu https://www.sendromlar.com/bilateral-karpal-tunel-sendromu.html Mon, 24 Sep 2018 20:35:30 +0000 Bilateral Karpal Tünel Sendromu: Eller, birkaç kemik, derz, ligament, tendon, kas, sinir ve kan damarlarından oluşur. Ön kol ve eli birbirine bağlayan bilek bağlantıları, karpal adı verilen küçük kemikleri içerir. Karpal kem Bilateral Karpal Tünel Sendromu: Eller, birkaç kemik, derz, ligament, tendon, kas, sinir ve kan damarlarından oluşur. Ön kol ve eli birbirine bağlayan bilek bağlantıları, karpal adı verilen küçük kemikleri içerir. Karpal kemikler, iki ön kol kemiği, yani yarıçap ve ulna ile birleştirilir. Bilek içerisinde karpal tünel adı verilen bir tünel bulunmaktadır. Bu tünel aracılığıyla, baş parmak, indeks, orta ve halka parmağının bir kısmı ile bağlanmak üzere dalılan medyan sinir denilen bir sinir geçer. Ulnar sinir denilen bir başka sinir, farklı bir tünel boyunca ilerler. Her iki sinirde sürekli bükülme ve düzeltme hareketlerinden dolayı, çeşitli problemlere maruz kalır. Her iki elin medyan sinirine aşırı basınç uygulanırsa, bilateral karpal sendromu semptomlarını gösterir.

Bilateral Karpal Tünel Sendromu Semptomları

Belirtiler, medyan sinirle bağlantılı olan bölgelerde (orta, indeks, başparmak ve halka parmağının bir kısmı) genellikle görülür. Başlangıçta, kişi hissizlik hissi ya da kademeli olarak kesik keskin atış ağrılarına yol açan iğne ve iğne hissi ile birlikte yanma hissi ya da elin belirgin bir zaafı eşlik eder. Belirtiler genelde her iki elde de algılanır. Ancak her iki durumda da daha şiddetli olabilir. Ayrıca semptomlar muhtemelen gece uyku halindeyken, ellerin yerleştirilme şekli veya genellikle gece meydana gelen hormonlardaki artış nedeniyle belirginleşir. Yapılan çalışmalar, hormonal dengesizlik ve karpal tünel sendromu arasında bağlantı oluşturur.

Bilateral Karpal Tünel Sendromu Nedenleri

Karpal tünel sendromu, aşırı basıncın elin medyan sinirine konması durumunda ortaya çıkar. Bu nedenle, medyan sinir üzerinde baskı oluşturan herhangi bir bedensel rahatsızlık, nedensel bir faktör olarak düşünülebilir. Örneğin; obezite ve diyabet, hiptiroidizm gibi ilgili sorunlar, artritik koşullar, gut, bilateral olarak karpal tünel sendromunu tetikleyebilir. Ayrıca gangliyon kistleri, lipomların oluşumundan çevre dokularda oluşan basınç ve el vaskülatüründe meydana gelen herhangi bir anormallik, bazı hastalarda kts gelişimine katkıda bulunabilir. Sürekli olarak uzunca bir süre yazmak gibi tekrarlanan el hareketlerinden kaynaklanan fleksör tendonlarının iltihaplanması, ağır nesneleri kaldırıp taşımayı içeren manuel işlerle uğraşmak, karpal tünel sendromuna neden olabilir. Uykuda veya işyerinde zayıf el duruşu, bu sendroma davetiye çıkarabilir. El yaralanmaları ve travma da bu sendroma neden olabilir.

Bilateral Karpal Tünel Sendromu Tedavi Seçenekleri

Tedavi şekli, durumun ne kadar şiddetli olduğuna bağlıdır. Hafif semptomlar, egzersiz, masaj terapisi, iş yerinde ya da günlük yaşam aktiviteleri ile elin pozisyonu veya duruşu değişirse semptomlarda azalma görülebilir. Daha ağır vakalarda durumun kontrolü için karpal tünel açılması gibi cerrahi müdahaleler gerekecektir.
]]>
Joubert Sendromu https://www.sendromlar.com/joubert-sendromu.html Tue, 25 Sep 2018 01:32:09 +0000 Joubert sendromu, 1969 yılında Marie Joubert tarafından incelemeye alınmış olan nadir hastalık türlerinden olarak bilinmektedir. Bu hastalık ile ilgili belirtiler hastalığın ilk yıllarında kendini gösterse bile hastalığa ait k Joubert sendromu, 1969 yılında Marie Joubert tarafından incelemeye alınmış olan nadir hastalık türlerinden olarak bilinmektedir. Bu hastalık ile ilgili belirtiler hastalığın ilk yıllarında kendini gösterse bile hastalığa ait kesin tanı yıllar sonra konulabilmektedir. Bu sendromu yaşayan kişilerde gözle görülecek neticede bir değişiklik söz konusu değildir. Ataksi, motor gerileme, tanus bölgesinde düşme,gelişimsel gerilik, mental gerilik, şaşılık ve protozis, nistagmus, normalden farklı seyir eden göz hareketleri, solunumun değişik gerçekleşmesi bu sendromun tanısı için ortaya çıkabilecek belirtilerdendir. Bu belirti ve bulguların oluşmuş olması ile joubert sendromunun tanısı konulabilir. Bu bulgu ve tanılar ile birlikte Manyetik görüntüleme teknolojisi kullanılarak ortaya çıkan molar diş görüntüsü ise bu sendrom için biraz daha fazla yaklaşıldığının belirleyicisi olmaktadır. 

Joubert Sendromunun Özellikleri Nelerdir

Joubert sendromu dış görünüşe bağlı olarak kendini çok fazla belli etmeyen bir hastalıktır. Hatta dış görünüş bakımından değişkenlik gösterdiği için bu sendroma sahip hastaların fiziksel görüntüleri ile kesin olarak bir kanı konulması mümkün değildir. Joubert sendromu yaşayan kişilerde hastalığın ilk yıllarında her hangi bir bulgu oluşmaz genellikle sonuçları ilerleyen yıllarda daha net sonuçlar vermektedir. Bu sendrom beyin ile alakalı olarak gelişen bir hastalıktır. Normal bir insan beynin arka kısmında beyincik olarak nitelendirilen bir yapı vardır. Bu yapı insanın koordinasyon ve dengesini sağlamak ile görevli bir sistemdir. Bu yapı üzerinde normal şartlarda gelişmiş bağlar yer almaktadır. Fakat bu sendromu yaşayan kişiler açısından bu bağlar henüz gelişmemiştir. Bu gelişmemişlik sebebi ile hasta denge ve kordinasyonunu sağlama konusunda sıkıntı yaşar. Bağ eksikliği nedeniyle beyne ulaşamayan veriler hastanın hareket etmesini kısıtlar ve bilinçsiz bir şekilde hareket etmesine neden olur. Joubert sendromu en çok akraba evliliklerinden doğan çocuklar üzerinde risk taşımaktadır. Anne ya da babada bulunan taşıyıcılık ise doğacak çocuk üzerindeki riski çok daha yüksek olasılık ile artırmaktadır. 

Joubert sendromunun tedavisi

Bu sendroma yönelik olarak geliştirilen kesin bir tedavi yöntemi henüz bulunamamıştır. Yapılan tedavi daha çok fizik tedavi, özel eğitim ya da konuşma bozukluklarına yönelik olarak yapılmaktadır. Bu yapılacak olan tedavi yöntemlerinin erken dönemde başlamış olması önemlidir. Yapılacak olan bu tedavi yöntemleri joubert sendromlu çocuğun gelişimi için oldukça fazla önem arz etmektedir. İkinci gebelik döneminde de bu risk bulunuyor ise doktorlar bu gebeliği sonlandırmayı önermektedir. 
]]>
Uygunsuz Adh Sendromu https://www.sendromlar.com/uygunsuz-adh-sendromu.html Tue, 25 Sep 2018 13:06:51 +0000 Uygunsuz Adh sendromu, vücudun aşırı antidiüretik hormon ürettiği bir durumdur. Bu hormon, böbreklerin vücudun idrarla kaybedilen su miktarını kontrol etmesine yardımcı olur. Bu sendromda vücut fazla su tutar. Beyinde hipota Uygunsuz Adh sendromu, vücudun aşırı antidiüretik hormon ürettiği bir durumdur. Bu hormon, böbreklerin vücudun idrarla kaybedilen su miktarını kontrol etmesine yardımcı olur. Bu sendromda vücut fazla su tutar. Beyinde hipotalamus adı verilen bölgede doğal olarak üretilen bir maddedir. Daha sonra, beyin tabanındaki pituiter bez tarafından salınır.

Uygunsuz Adh Sendromu Nedenleri
  • Tip 2 diyabet ilaçları, antidepresanlar, kalp ve kalp basıncı ilaçları, kanser ilaçları, anestezi ilaçları
  • Hormon ilaçları
  • Beyin ve kemik operasyonu geçirmek
  • Yaralanma, enfeksiyon menenjiti ve inme gibi beyin bozuklukları
  • Akciğer hastalıkları
Uygunsuz Adh Sendromu Belirtileri: Kanda fazla su görülür. Kandaki sodyum, bir çok maddeyi sulandırır. Düşük kan ve düşük sodyum seviyesi semptomun en yaygın nedenlerindendir. Çoğu zaman, düşük sodyum seviyesinden hiçbir belirti yoktur.

Diğer Belirtiler
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Baş ağrısı
  • Düşmeye neden olabilecek denge problemleri
  • Karışıklık, bellek sorunları, garip davranış gibi zihinsel değişiklikler
  • Ciddi durumlarda nöbetler ve koma
Uygunsuz Adh Sendromu Tedavisi: Tedavi, sorunun nedenine bağlıdır. Örneğin; Adh'yi üreten bir tümörü çıkarmak için cerrahiye başvurulur. Nedeni ilaç ise; dozajı değiştirilebilir veya başka bir ilaç verilebilir. Her durumda ilk adım, sıvı alımını sınırlamaktır. Bu işlem, vücutta fazla sıvının oluşmasını önler. Adh'nin böbrek üzerindeki etkilerini engellemek için ilaçlar kullanılabilir. Böylece fazla su böbreklerce atılır. Bu ilaçlar; haplar veya damarlara verilen damar içi enjeksiyonlardır.
]]>
Huzursuz El Ayak Sendromu https://www.sendromlar.com/huzursuz-el-ayak-sendromu.html Tue, 25 Sep 2018 14:11:34 +0000 Huzursuz el ayak sendromu, Nörolojik bir rahatsızlıktır. Daha çok dinlenme zamanlarında kendini gösteren bu rahatsızlık el, ayak ve bacaklarda görülmektedir. El, ayak, bacaklarda meydana gelen uyuşma, karıncalanma, batma Huzursuz el ayak sendromu, Nörolojik bir rahatsızlıktır. Daha çok dinlenme zamanlarında kendini gösteren bu rahatsızlık el, ayak ve bacaklarda görülmektedir. El, ayak, bacaklarda meydana gelen uyuşma, karıncalanma, batma, iğnelenme, yanma ve ağrı oluşumu ile anlaşılmaktadır. Huzursuz el ayak sendromu bayan ve erkek ayrımı olmayan bir hastalıktır. Fakat bayanlarda erkeklere göre biraz daha fazla görülebilmektedir. Bu sendrom kendini daha çok dinlenme aşamasında gösterir. Kişi dinlenmek için oturduğunda ya da uyumak için uzandığında uyuşmalar ve ağrılar başlamaktadır. Ağrılar genellikle akşam ya da gece oluşmaya başlar. Huzursuz el ayak sendromu her yaşta görüldüğü gibi ağırlıklı olarak 40 yaşını geçmiş kişilerde daha fazla görülmektedir.  

Huzursuz el ayak sendromu, uyuma esnasında ortaya çıkabilen bir durumdur. Hasta kişi sürekli olarak ayaklarını ya da ellerini hareket ettirme ihtiyacı duyar. Oluşan ağrılar, uyuşmalar veya karıncalanmalar geçmesi için kimi zaman ise yürüme ihtiyacı bile duyabilmektedir. Uyuduktan sonra çok fazla hissedilmemektedir.

Huzursuz el ayak sendromu nedenleri

  • Vitamin, mineral ve demir eksikliğinde
  • Böbrek hastalığı bulunan kişilerde 
  • Hamilelik zamanlarında 
  • Psikolojik durumlarda özellikle de sinir bozukluklarında
  • Şeker hastalığı (diyabet) olan kişilerde 
  • Parkinson hastalığı bulunan kişilerde 
  • Bazı ilaçların yan etkisi olarak 
  • Çok yoğun çalışan kişilerde 
  • Alkol, kafein, sigara ve bağımlılık yapan maddelerin kullanımı

Huzursuz el ayak sendromu tedavisi

Bu hastalığın tedavisi ilaçlarla yapılabilmektedir. Bazı durumlarda doktorun tavsiyesi ile el ve ayaklar için egzersizler yapılabilmektedir. Bunların dışında akşam olduktan sonra hasta kişinin alkol, kahve, demli çay içmemesi huzursuz el ayak sendromunun ağrılarının azalmasına neden olabilmektedir. Dengeli beslenme vitamin ve demir takviyesi iyileşme sürecine katkıda bulunacaktır. Şekerli gıdalardan ve içeceklerden uzak durulmalıdır.

]]>
Polikistik Over Sendromu Hamilelik https://www.sendromlar.com/polikistik-over-sendromu-hamilelik.html Tue, 25 Sep 2018 22:22:02 +0000 Polikistik over sendromu hamilelik, Kadınların en çok korktuğu hastalıklardandır. Çünkü bilinir ki polikistik over sendromu olan kadınların gebe kalma ihtimali olmayanlara göre daha düşük ve zordur. Kadınlara özgü bir hastal Polikistik over sendromu hamilelik, Kadınların en çok korktuğu hastalıklardandır. Çünkü bilinir ki polikistik over sendromu olan kadınların gebe kalma ihtimali olmayanlara göre daha düşük ve zordur. Kadınlara özgü bir hastalık olan polikistik over sendromu, kadınların aşırı tüylenmesine, adet düzensizliklerine, kilo alımına, cilt bozulmaları (sivilcelenme ve yağlanma gibi) gibi bir takım sorunlara yol açmaktadır. Bunun sebebi ise kadında üreme döneminde salgılanması gereken östrojen yerine erkeklik hormonu olan testesteron hormonunun salgılanmasıdır. 

Polikistik over sendromu, santral sinir sistemi, hipofiz bezi, yumurtalıklar, böbrek üstü ve diğer dokular arasındaki etkileşimlerin bozulmasına bağlı olarak, en sık üreme çağındaki kadınlarda ortaya çıkan endokrin bozukluktur. Polikistik over sendromunun en büyük nedeni genetik faktörlerdir. Polikistik over sendromlu kadınların hamile kalmasını zorlaştıran nedenler ise, yumurtlama olmaması yada düzensiz yumurtlama olmasıdır. Düzenli adet gören bir kadında her adet döneminde yumurtalıklardan döllenmeye hazır tek bir yumurta olgunlaşıp gelişirken, polikistik over sendromu olan kadında ise bir çok yumurta aynı anda olgunlaşmaya çalışır ve başarısız olur.

Polikistik over sendromu hamilelik

Bazı durumlarda hastaya hiç bir tedavi uygulamadan hastanın hamile kalması söz konusu olabiliyorken, bazende mutlak tedavi gerekebiliyor. Polikistik over sendromlu kadınların uygulanan pek çok tedavi yöntemi ile gebe kalma ihtimali yüksek oranda artmıştır. Polikistik over sendromu olan kadınlar gebe kalmak istiyorsa öncelikle varsa fazla kilolarından kurtulmalıdırlar, fazla kiloların verilmesi hem yumurtlamayı düzenlemeye yardımcı olacak hemde gebelik şansını yükseltecektir. Polikistik over sendromu olan ve gebe kalmak isteyen hastalara uygulanan diğer yöntem ise aşılama ve tüp bebek uygulamasıdır. Uygun koşullar sağlanıp gerekli tedavi yapıldığında polikistik over sendromu olan kadınların hamile kalmaması için hiç bir sebep yoktur.
]]>
Yetişkinlerde Asperger Sendromu https://www.sendromlar.com/yetiskinlerde-asperger-sendromu.html Wed, 26 Sep 2018 04:28:40 +0000 Yetişkinlerde asperger sendromu, Bu sendrom insanlarda ciddi sorunlara neden olmaktadır. Başta gelişim sorunlarının meydana gelmesi ve bunun yanında insanlarda görülen iletişim sorunları, sosyalleşme durumlarında yetersizliklere n Yetişkinlerde asperger sendromu, Bu sendrom insanlarda ciddi sorunlara neden olmaktadır. Başta gelişim sorunlarının meydana gelmesi ve bunun yanında insanlarda görülen iletişim sorunları, sosyalleşme durumlarında yetersizliklere neden olmaktadır.  Genellikle çocuklarda karşılaşılan bu durum bazen yetişkinlerde de ortaya çıkabilmektedir. 

Asperger sendromu yetişkinlerde de aynı etkilere neden olmaktadır. Bu etkilerden en önemlisi, kişinin zekasında sorunlara neden olmasıdır. Bazı insanlarda bu durum aşırı bir hale gelerek kesinlikle tedavi gerektirecek bir hale gelmektedir. Normal durumlarda aslında meydana gelen yetişkinlerde asperger sendromu, belli bir süre sonra tanısı konularak ortadan kaldırılmaktadır. Fakat bazı insanlarda bu tanı konulmadan kişi yaşamını sürdürmektedir. 

Belirtileri
  • Yetişkinlerde asperger sendromu insanlarda epilepsi nöbetleri gibi etkiler ortaya çıkarmaktadır. bu durum erişkinlerde çok yaygın olarak ortaya çıkar. Kişide ara ara bayılmalar meydana gelebilmektedir. Bu gibi durumlarda yapılan müdahaleler çok önemlidir. 
  • Meydana gelen bir diğer belirti ise kişide sık sık depresyon rahatsızlığının ortaya çıkmasıdır. Ortaya çıkan depresyon durumları, belli bir süre sonra ruh hali bozukluklarına neden olabilmektedir. Aynı zamanda kişide meydana gelen depresyon sorunları sinirlilik gibi durumlara neden olabilmektedir. 
  • Yetişkinlerde asperger sendromu, insanlarda yemek düzeninin bozulması şeklinde de etkiler meydana getirmektedir. Özellikle insanların gelişimlerinin olumsuz olarak etkilenmesine neden olacaktır. 
  • Belli bir süre sonra bu rahatsızlık insanlarda cinsel isteksizlik olarak belirti verecektir.
Tanı ve Tedavi

Asperger sendromu tanısının konulabilmesi için maalesef herhangi bir test bulunmamaktadır. Fakat bu durum için bazı tarama araçları kullanılarak hastalığın varlığı ortaya çıkarılabilmektedir. Bunun yanı sıra tedaviden bahsedecek olursak yine tedavisi olmayan hastalıklardan biridir. Çocuklarda bazen mümkün olabilen bu rahatsızlık yetişkinlerde tedavi edilememektedir. ancak bu durum genellikle psikolojik olarak ortaya çıktığı için bazı rahatlatıcı tıbbi ilaçlar doktorlar tarafından kontrollü bir şekilde hasta üzerinde uygulandığında son derece önemli bir şekilde fayda göstermektedir. 
]]>
Bartter Sendromu https://www.sendromlar.com/bartter-sendromu.html Wed, 26 Sep 2018 16:00:33 +0000 Bartter Sendromu, böbrekleri etkileyen, nadir görülen bir durumdur. Bu hastalık, genellikle çocukluk çağında görülür. Bartter sendromuyla ilişkili olduğunu bilinen 5 gen defekti vardır. Bu durum, doğumda (konjenital Bartter Sendromu, böbrekleri etkileyen, nadir görülen bir durumdur. Bu hastalık, genellikle çocukluk çağında görülür. Bartter sendromuyla ilişkili olduğunu bilinen 5 gen defekti vardır. Bu durum, doğumda (konjenital) görülür. Sendrom, böbreklerin sodyumu tekrar emme yeteneğindeki bir bozukluktan kaynaklanır. Bartter sendromundan etkilenen insanlar, idrar yoluyla çok fazla sodyum kaybederler. Bu durum, aldosteron hormonu düzeyinde bir artışa neden olur. Böbrekler, vücuttan fazla miktarda potasyum çıkarır. Bu durum, potasyum israfı olarak bilinir. Sendrom aynı zamanda hipokalemik alkaloz olarak adlandırılan, idrarda aşırı kalsiyuma neden olan anormal bir asit dengesine neden olur.

Bartter Sendromu Belirtiler 
  • Kilo alma oranı, benzer yaş ve cinsiyetteki diğer çocuklardan çok daha düşüktür.
  • Her zamankinden daha sık idrar çıkma ihtiyacı (üriner frekans) 
  • Düşük kan basıncı
  • Böbrek taşı
  • Kas krampları 
  • Zayıf kaslar
Bartter Sendromu Teşhisi: Doktorlar, bir hastanın kanında düşük potasyum seviyesine sahip olması durumunda, Bartter sendromunun varlığından şüphelenir. Genellikle, 2.5 meq / l'den daha düşüktür. Bununla birlikte, yüksek kan basıncına neden olan diğer böbrek rahatsızlıklarının aksine, düşük kan basıncına neden olma eğilimindedir.  

Diğer Tanı Kriterleri
  • İdrar içinde yüksek potasyum seviyeleri
  • Düşük kan klorür seviyeleri
  • İdrarda yüksek miktarda klorür
  • Kanda yüksek miktarda aldosteron ve renin hormonu
Kan testleri ve idrar testleri çoğunlukla tanıyı koymak için kullanılır. İdrar testleri benzer semptomlara yol açabilecek çok fazla müshil ve diüretik kullanmak gibi diğer nedenlerin ortadan kalkması için çok yararlıdır. Böbrek biyopsisi, hastanın böbrek hücrelerinin aşırı büyümesi ile karakterize bir hastalık olan juxtagloerular aparatının olup olmadığını belirlemeye yardımcı olan yararlı bir tanı testidir. 
 
Bartter Sendromu Risk FaktörleriBartter Sendromu, geliştirmede en önemli risk faktörü, ailenin bu durumdaki öyküsüdür. Akraba ilişkileri olan bireyler yüksek risk altındadır. Bu risk faktörlerine sahip olmak, bu sendroma maruz kalınacağı anlamına da gelmemektedir. Risk faktörlerini bir sağlık danışmanıyla görüşmek en iyi yoldur.

Bartter Sendromu Tedavisi: Bartter sendromu, potasyum bakımından zengin veya potasyum takviyeleri içeren gıdalar tüketilerek tedavi edilir. Birçok insan, tuz ve magnezyum takviyelerine de ihtiyaç duyar. Böbreklerin potasyumdan kurtulma yeteneğini engelleyen ilaçlar gerekebilir. Yüksek dozda nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar da kullanılabilir. Hastalığı kontrol altına almak için kandaki potasyum düzeyini 3.5 meq/l'nin üzerinde tutmak önemlidir. Bu yüzden bol miktarda potasyumu bol gıdalar önerilir. Bu sendromdan dolayı büyüme geriliği olan çocuklar, büyüme hormonu ile tedavi edilebilir. Bazen anormal prostaglandin düzeylerini düşürmek için önleyici ilaçlar tavsiye edilir.

]]>
Down Sendromu Testi https://www.sendromlar.com/down-sendromu-testi.html Wed, 26 Sep 2018 21:39:21 +0000 Down Sendromu Testi için iki çeşit test vardır; bunlar tanı testleri ve tarama testleridir. Tanı testleri çocuk henüz doğmadan down sendromlu olup olmadığını kesin olarak söyler. Tarama testleri ise kesin sonuç vermeyen testlerd Down Sendromu Testi için iki çeşit test vardır; bunlar tanı testleri ve tarama testleridir. Tanı testleri çocuk henüz doğmadan down sendromlu olup olmadığını kesin olarak söyler. Tarama testleri ise kesin sonuç vermeyen testlerdir ve çocuğun down sendromlu olma riskinde bir artış olup olmadığını kontrol eder. Down sendromu tanı testleri %1 ila 4 arasında düşük riski taşır. Bu nedenle kesin sonuç verse bile her hamile olan kişiye önerilmez. Bu tanı testlerinin yerine riski olmayan tarama testleri yapılır. Tanı testleri, tarama testlerinin sonucunda çocuğun down sendromu riskinde artış gözlemlendiğinde önerilir. 

Down sendromu testi  (tarama): İkili test, üçlü test, dörtlü test, beşli test (entegre test) ve DNA testi olmak üzere beş farklı testi kapsar. Bu testlerin her biri gebeliğin farklı haftalarında yapılır ve ikili testten başlayarak DNA testine kadar yapılan testler bir öncekine göre daha kesin bir sonuç verir. İkili, üçlü, dörtlü ve beşli testlerde sonuç pozitif çıkarsa, anne-baba adayları DNA testi yaptırabilirler. DNA testi anne kanında bulunan bebek DNA'sını kontrol etmesi ve alınan kan örneğinin yurt dışına gönderilmesi sebebiyle diğer testlere göre daha pahalı bir testtir. Fakat DNA testinin down sendromlu bebeklerin %99'dan fazlasını saptayabilmesi ve normal olan bir bebeğin down sendromlu gibi sonuç verme ihtimalinin binde birden daha düşük bir ihtimal olması sebebiyle oldukça kesin bir testtir. 

Down sendromu  testi (tanı): Amniyosentez, koryon vilüs örneklemesi (CVS) ve kordosentez (göbek kordonundan kan alınması) olmak üzere üç farklı testi kapsar. Amniyosentez ve CVS, tanı testlerinin ana iki testidir. Kordosentez ise nadiren önerilen bir testtir. Amniyosentez ve CVS, ince bir iğnenin karın duvarı aracılığıyla anne rahminin içine yerleştirilip, bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınarak gerçekleştirilen testlerdir. Kesin sonuçlar testten üç veya dört hafta sonra alınır. Bu iki testin birbirinden tek farkı hamileliğin farklı haftalarında yapılabiliyor olmasıdır. Kordosentez ise göbek bağından alınan kan örneği ile gerçekleşen bir testtir. Düşük ihtimali %1-4 oranında olduğundan genelde anne adaylarına önerilmez, çoğunlukla amniyosentez testini kaçıran hastalara önerilir. Tanı testlerinin sonucunun pozitif çıkması halinde bazı aileler down sendromlu bir çocuğa sahip olmanın vereceği tüm iyi ve zor yanlarını kabul ederek hamileliğe devam ederken, bazı aileler ise gebeliğe son verirler. 

Eskiden down sendromu tanı testleri, yaşı 35'den büyük olan tüm hamilelere önerilirken günümüzde down sendromu tanı testleri, tarama testi veya ultrason sonucunda down sendromu riski yüksek çıkarsa önerilmektedir.
]]>
Korsakoff Sendromu https://www.sendromlar.com/korsakoff-sendromu.html Thu, 27 Sep 2018 04:47:24 +0000 Korsakoff Sendromu, B vitamini tiyamin eksikliğinden kaynaklı ciddi bir hafıza bozukluğudur. Dejeneratif polinörit ile birlikte görülen özel bir zihinsel hastalık formu olarak tanımlanmaktadır. Temel nedeni alkol olarak bilinme Korsakoff Sendromu, B vitamini tiyamin eksikliğinden kaynaklı ciddi bir hafıza bozukluğudur. Dejeneratif polinörit ile birlikte görülen özel bir zihinsel hastalık formu olarak tanımlanmaktadır. Temel nedeni alkol olarak bilinmektedir. Korsakoff sendromu olan bir kişi normal görünmekle beraber bozukluğun başlangıcından itibaren anılarda kayıplar ve bilgilerde eksiklikler yaşanabilir. Ancak bu sendrom ortaya çıkmadan önce yaşadıkları anılarda kayıplar olmayabilir. Ancak yeni yaşadığı olaylar ve öğrendiği bilgileri depolayamaz ve hatıra oluşturma konusunda başarısızdır.  Hastalığın ileri safhalarında beriberi hastalığına yakalanabilir. Bu hastaların ölüm oranı %20 iken %75'i kalıcı beyin hasarları ile yaşamaya devam eder. 

Korsakoff Sendromu Nedenleri Nelerdir
  • Korsakoff sendromunun temel nedeni tiyamin eksikliğindir. Tiyamin B1 vitamini olarak bilinir. B1 vitamini beyindeki nöronların işlevini düzgün yapabilmesi için ihtiyaç olan enerjinin üretilmesine yardımcı olur. Metabolik aktiviteler esnasında tiyamin, tiyamin pirofosfat formunda bulunur. Bu da glukoz metabolizmasında kofaktör veya koenzim görevi görür. Yeterince alınmayan tiyamin nöronların hasar görmesine ya da ölmesine yol açabilir. 
  • Diğer temel nedenlerden biri de kronik alkolizmden kaynaklı yeterli beslenememektir.  Alkol besinlerin sindirim sistemi tarafından emilmesini engeller. 
  • Bazı bölgelerdeki sıklıkla tüketilen besinlerdeki tiyamin eksikliğinin olması (örneğin beyaz pirinç)
  • Bunun yanında, başka sebeplerden dolayı yetersiz beslenmiş olan insanlarda da bu sendrom olabilir. 
Korsakoff Sendromu Belirtileri Nelerdir
  • Zihinsel karışıklık, 
  • Hasta karşısındaki kişi ile sohbet sırasında sıkıntı yaşar
  • Kavramları bir araya getirmez ve parçaları birleştiremez
  • Göz hareketi bozuklukları 
  • Gözlerde titremeler
  • İlerleyen evrelerde ciddi hafıza bozukluğu
  • Her zaman görülmemesine rağmen, konfabulasyon da görülebilir. Konfabulasyon anı uydurmak anlamına gelir. 
  • İlgisizlik ve spontan davranış eksikliği 
  • Duygusal ifadede eksiklik

Korsakoff Sendromunun Neden Olduğu Sorunlar Nelerdir
  • Hafıza sorunları
  • Görüntüde meydana gelen değişimler
  • Ataksi
  • Sosyal sorunlar
  • Kavramsal sorunlardır.
Korsakoff Sendromu Tedavisi
  • Beslenme; Korsakoff Sendromu belirtileri yaşayan kişiler ilk etapta buna neden olan tiyaminle tedavi edilmelidir. Birçok hastada, zaman kaybetmeden uygulanan tiyamin belirtileri tersine çevirir ve hastalık durur. 
  • İlaçla tedavi; Alzheimer hastalığında da kullanılan donepezil ve rivastigmin adlı ilaçların, nörotransmitter olan asetilkolinin yıkımını önlemesi nedeniyle tedaviye yardımcı olacağı tespit edilmiştir. Bunların haricinde hastaya 2-3 gün boyunca 30'ar dakika aralıklarla en az 500 mg tiyamin hidroklorür takviyesi yapılır. Tiyamin damar yoluyla ya da doğrudan sindirim sistemi yoluyla uygulanabilir. 
  • Koşullama; Tam olarak tedavi sayılmasa da hastaların kişi ve olayları tanıyabilmesi için hipokampüs ve kortekse bağlı olarak değil, beynin başka bir bölgesindeki nöronlar kullanılarak daha önceden gördükleri bir yüzü doğru olarak seçmeleri veya olayları hatırlayabilmeleri için hatırlatıcı objeler veya ödüllendirmeler şeklinde uygulanır. Hastalar bu şekilde olay ve kişilerden tamamen uzaklaşmamış olur. 
  • Hastaların  tedaviye rağmen %80'inde hastalık kalıcı hale gelmektedir.
]]>
Daum Sendromu https://www.sendromlar.com/daum-sendromu.html Thu, 27 Sep 2018 23:45:11 +0000 Daum Sendromu, Sağlıklı kişiler 46 kromozoma sahiptir. Fakat daum sendromlu kişilerde 47 kromozom bulunur.  Bu kromozom fazlalığı bebeklerde genetik farklılıklar meydana getirmektedir. Daum sendromu araştırılmalı devam etmekted Daum Sendromu, Sağlıklı kişiler 46 kromozoma sahiptir. Fakat daum sendromlu kişilerde 47 kromozom bulunur.  Bu kromozom fazlalığı bebeklerde genetik farklılıklar meydana getirmektedir. Daum sendromu araştırılmalı devam etmektede olsa sebebi tam olarak bilinmektedir fakat 35 yaşının üzerinde doğum yapan bayanların doğumlarında daha fazla görülebiliyor. Daum sendromu sebebi bilinmemekte hamilelik nasıl geçerse geçsin daum sendromu görülebilmektedir.
  • Daum sendromu zihinsel algılamada bozukluklar,
  •  Dış görünüşte özellikle yüz bölgesinde değişiklikler olmasıdır.
  •  Algılama zorluğu görülmektedir.
  •  Bebeklik döneminde solunum rahatsızlıkları,
  •  Reflü hastalığı, kalp yetmezliği riski, kulak enfeksiyonlarına yatkınlık gibi sağlık sorunları görülebilmektedir.
Yaşama süreleri normal insanlardan daha azdır son zamanlarda yapılan tıp şartları ile bu süre daha da uzayarak 50 li yaşlara kadar uzatılmıştır. Daum sendromlu kişilerde zeka geriliği de görülmektedir. Dış görünümleri şu şekildedir:
  • Farklı bir yüz şekilleri bulunmaktadır.
  • Kafaları ufak ve yassı, enseleri geniş ve kısadır.
  • Gözleri ayrık ve çekiktir.
  • Kulakları normalden biraz daha aşağıda bulunmaktadır. 
  • Dil rahat konuşmaya engel olacak kadar geniştir.
  • Eller geniş, parmaklar kısa ve topludur ayrıca serçe parmakları içe doğru kıvrımlıdır 
  • Ellerdeki çizgi çift yerine tek çizgi bulunmaktadır.
Zeka gelişimi normal bir insandan daha geride kalmaktadır. Ayrıca algılamada sorun yaşadıkları için kendi başlarına karar verememektedirler. Daum sendromlu çocuklar için özel kurslar bulunmaktadırlar. Yürümeye normal bir bebekten daha geç yürümekte ve fizik tedavisi alarak dan kemikler güçlendirilerek yürümeye başlaması sağlanmaktadır. Daha erken yaşlarda eğitimlere başlanılarak zeka seviyeleri yükseltilmeye çalışılmaktadır. Boy ve kilo olarak daha yavaş ilerlemektedir. Dil gelişimi için ise dil terapisi alarak dan 3 yaşlarında konuşturulmaya çalışılmaktadır. Bazen bu terapiler hiç fayda etmeyip hiç konuşamama da olmaktadır. 

Daum sendromu anne karnında tespit edilebilmektedir. İkili tarama testi, üçlü tarama testi, ultrason gibi çeşitli testler ile anne karnında teşhis koyulmaktadır. Kesin tanı ise CVS ile konulmaktadır. Eğer daum sendromu teşhisi konulmuş ise anne ve babaya daum sendromu hakkında bilgi verilmektedir. Anne ve babaya daha sonra hamileliğe devam etmek isteyip istemedikleri sorulmaktadır ve devam etmek istemeyen kişilerde kürtaj ile hamilelik sonlandırılır. Bu karar anne ve babaya bırakılmaktadır. %80 oranında kas gevşekliği  sorunu yaşanmaktadır.  Bu durumdaki çocuklar oturma, kafalarını tutabilme, yürüme gibi zorluklar yaşamaktadır. Bu durumu fizik tedavi sayesinde kaslar güçlendirilerek aşabilirsiniz.
]]>
Hemofagositik Sendrom https://www.sendromlar.com/hemofagositik-sendrom.html Fri, 28 Sep 2018 07:29:54 +0000 Hemofagositik Sendrom, denilen hastalık, vücutta bulunan savunma sistemlerinin bozulmasından dolayı gerçekleşen bir rahatsızlıktır. Bu hastalığın getirisinde savunma hücrelerinin bozulmasından kaynaklanan ateş, dalak büy Hemofagositik Sendrom, denilen hastalık, vücutta bulunan savunma sistemlerinin bozulmasından dolayı gerçekleşen bir rahatsızlıktır. Bu hastalığın getirisinde savunma hücrelerinin bozulmasından kaynaklanan ateş, dalak büyümesi ile karaciğer büyümesi yaygın olarak görülen rahatsızlıklardır. Kişinin hemofagositik rahatsızlığı doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir. Aynı zamanda bu hastalığın teknik ve tıbbi açıklaması da hemofagositik lenfohistiositoz HLH diye geçerlidir. 

Ailevi hemofagositik sendrom (Genetik HLH):
Bu durum 1952 yılında Claireaux ve Farquhar tarafından bulunmuştur. Resesif olmayan genler kullanılarak anne veya babadan çocuklara geçebilen bir rahatsızlıktır. Bu hastalığın toplum içerisinde görülme sıklığı bebek hastalarda 50,000 de 1, çocuk sınıfında ise 1,000,000,000(milyon)'da 1'dir. Ülkemiz ele alındığı zaman özellikle akraba evliliğinin yoğun olduğu bölgelerde sık görülen bir durumdur. Bu sebepten dolayı bu bölgelerdeki çocuklarda görülme sıklığı 200 de bire kadar düşmüştür.

Sonradan kazanılan sekonder hemofagositik sendrom:
Bu durum her yaşta kazanılabilen bir rahatsızlıktır. Çeşitli etkenler bu sendromun çıkış yaşını etkileyebilir. Bu etkenler arasında paraziter olan hastalıklar, viral ve bakteriyel problemler, mantarlardan oluşan hastalıklar, kanser, metabolik rahatsızlıklar da yer alır. Viral etkenler içerisinde en önemli olanları EBV ile CMV virüsleridir. 

Hemofagositik sendrom nasıl belli olur

Hasta olan bu kişilerde uzun süreli olarak devam eden dalak büyüklüğü. karaciğer büyüklüğü ve ateş çıkması bu hastalığın en büyük ve önemli belirtileridir. Nadiren oluşan lenflerde şişme, sarılık, ödem ve beyin gibi önemli yerlerde oluşan deformite sonucunda görülen bozukluklar ortaya çıkabilir. Hastanın testlerinin laboratuvar bulguları sonucunda anemi ve trobositopeni erken aşamalarında iken tespit edilebilir. Bu durumdan herhangi birisi tespit edildiği anda tedaviye başlanır. 
]]>
Down Sendromu Nedir https://www.sendromlar.com/down-sendromu-nedir.html Fri, 28 Sep 2018 08:14:28 +0000 Down Sendromu Nedir, Günümüzde birçok hastalık bulunmaktadır. Bu hastalıkların birçoğu sonradan ortaya çıkmış olmakla birlikte bazı hastalıklar doğuştan gelmektedir. Bu hastalıklardan biride down sendromudur. Peki down send Down Sendromu Nedir, Günümüzde birçok hastalık bulunmaktadır. Bu hastalıkların birçoğu sonradan ortaya çıkmış olmakla birlikte bazı hastalıklar doğuştan gelmektedir. Bu hastalıklardan biride down sendromudur. Peki down sendromu nedir diye soracak olursak down sendromu özetle insan vücudunda ki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozomlu olmasıdır. Aynı zamanda down sendromu bir hastalık değildir. Sadece genetik farklılıktır.

Down Sendromu Nedir, Nasıl Oluşur

Sahip olduğumuz genler birbirlerine kromozom ile bağlıdır. İnsanların her  hücresinde 46 tane kromozom bulunmaktadır. Sahip olduğumuz kromozomlar çiftler halindedir. Yani 23 çift kromozoma sahibiz. Sahip olduğumuz kromozom çiftlerinin biri anneden diğeri babadan gelmektedir. Yumurta ve spermin birleşmesi ile 46 kromozom oluşur. 21. kromozomun fazla olması down sendromuna neden olur. 

Down Sendromu Sıklığı Nedir

Genel olarak Down sendromu her 800 bebekten birinde görülmektedir. Bu rakamlar bazı durumlarda değişebilmektedir. Türkiye de her yıl yaklaşık olarak 1500 down sendromlu bebek doğmak dünyaya gelmektedir. Down sendromu bütün ırklarda ve cinsiyette görülebilecek bir hastalıktır. 

Down Sendromu Nasıl Teşhis Edilir

Down sendromunun tanısı bebekken konulmaktadır. Doğumdan çok kısa süre sonra hastalığın tanısı konulabilir. Genetik özellikler ve fiziksel özelliklerde fark edilen bazı durumlar down sendromunun habercisi olabilir. Down sendromunun bazı özellikleri şunlardır;
  • Yüzün basıl olması ve küçük burun 
  • Göz kayması 
  • Ağzın küçük olmasından dolayı dilin büyük görünmesi 
  • Birinci ve ikinci ayak parmakları arasında olağan dışı boşluk 
  • Serçe parmağının içe kıvrılması ve ellerin geniş olması 
  • Doğum kilosunun ortalamanın altında olması 
Down Sendromu Tedavisi 

Kalıtımsal bir hastalık olan down sendromunun operasyonel bir tedavisi bulunmamaktadır. Doğuştan gelen ve kromozon sayısı ile ilgili olduğu için bu hastalığın kesin bir tedavisi yoktur.




]]>
Prader Willi Sendromu https://www.sendromlar.com/prader-willi-sendromu.html Fri, 28 Sep 2018 10:23:55 +0000 Prader Willi Sendromu, ilk olarak 1956 yılında ortaya çıkan bu sendrom;  araştırmalar sonucu sendromu bulan hekimlerin baş harflerinden oluşmaktadır. Bu sendrom ilk olarak Prader, Wille ve Labhrat tarafından ortaya atılmıştır. Prader Willi Sendromu, ilk olarak 1956 yılında ortaya çıkan bu sendrom;  araştırmalar sonucu sendromu bulan hekimlerin baş harflerinden oluşmaktadır. Bu sendrom ilk olarak Prader, Wille ve Labhrat tarafından ortaya atılmıştır.  

Prader Wille Sendromu nadir olarak görülen bir genetik rahatsızlık olarak bilinmektedir. En temel özellikleri ise zeka geriliği görülen bireylerin duygu durum bozukluğu yaşaması yani duygusal gerilik ve dengesizlikler ile kaslarda görülen gevşeklikten kaynaklanmaktadır. Hipotonus adı verilen kas gevşekliği sorunu hastalıklı bireyin en basit motor becerileri dahi yapmakta zorlanması neden olmaktadır. Aynı zamanda da bu rahatsızlıkla dünyaya gelen bireyler kısa boylu olurlar. Bununla birlikte iştah sorunlarından kaynaklı olarak morbid adı verilen obezite sorunuyla da karşılaşmaları söz konusudur. Bu sebepten ötürü Prader Willi Sendromuna yakalanan bireylerin tedavisinde özel eğitim hizmetleri ve destek eğitim hizmetlerinin verilmesi gerekmektedir. 

Özellikleri

Yaşanan bu hastalığın görülme sıklığı genellikle 16000 kişide bir görülmektedir. Bu istatistik değişiklik göstermekle birlikte genel itibariyle ortalama olarak alınmıştır. Doğumla birlikte tanısının konulduğu Prader Willi Sendromu kız ya da erkek çocuklarda eşit bir şekilde dağılmaktadır. Doğumla birlikte ve genetik özelliklere bağlı olarak ortaya çıkan bu  sendrom genellikle doğumdan sonra oluşan kas gevşekliğinden kaynaklanır. Hipotalamusa verilen zarar sebebiyle kişide zihinsel işlevlerin yerine getirilmesinde birçok sorunla karşılaşılması söz konusudur. Bu bakımdan yaşanan sorunun bir sendrom olarak tanımlanması söz konusudur. Genetik nedenlere bağlı olarak paternal adı verilen 15. kromozomun babadan gelen genetik yapı sebebiyle 11 ile 13. segmentler arasında yer alması gereken kalıtsal yapının olmamasından kaynaklanmaktadır. Ancak anneden gelen ve yine 11. 13 segmentler arasında yer alan genetik yapı daha baskın çıkması halinde Prader Willi Sendromu bastırılması söz konusu olabilir. Yaşanan sorun anneden gelen segmentlerin hastalıklı olması sebebiyle ise bu durumda ise Angelman adı verilen sendrom ortaya çıkmaktadır.

Yeni doğan bir Prader Willi Sendromu olan çocuk kas gevşekliği yani hipotonik bir problemle karşılaşması söz konusudur. Hastalığın en temel belirtisi de buradan kaynaklanmaktadır. Bu sebepten ötürü de beslenme ya da solunum yolu problemlerinin yaşanması söz konusudur.  Prader Willi sendromu bulunan bir çocuğun aynı zamanda da en belirgin özellikleri arasında 1-4 yaş arasında ortaya çıkmasıdır. Bununla birlikte bu bireyin hayat boyu devam eden iştah artışı sorunu bulunmaktadır. Bu soruna karşı alınacak en temel önlem kişinin aşırı derecede kilo alıp şişmanlamaması için bedensel faaliyetlere önem vermek ya da düşük kaloriye sahip diyetlerin uygulanmasıdır. Bu bireyin kendilerine hakim olamamaları ve sürekli olarak yemek yeme alışkanlığı bulunması sebebiyle sürekli olarak denetlenmesi ve özel eğitim ile destek eğitime alınması şarttır. 

Alınacak Tedbirler

Yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi aşırı kilo alınmasına karşı bir takım önlemler almak gerekebilir. Bununla birlikte Prader Willi sendromu olan bireyler aşırı kilolarından ötürü bedensel faaliyetleri yerine getirmekte zorlanacaklarından onlara yardımcı olunması gerekmektedir. Bunun yanı sıra çevresi tarafından aşırı kilolarından ötürü sorun yaşayabilir ve sosyal dışlanmayla karşı karşıya kalabilirler. Bu bakımdan ailelere ve çocuğun yakınlarına önemli görevler düşmektedir. 

Yaşanan kilo sorunu aynı zamanda öğrenci için göğüs çevresinde aşırı yağlanmalara ve beraberinde kol ve bacak çevrelerinin zayıf kalmasına neden olmaktadır. Bu durum kişinin fiziksel görünümünde de dengesizliğe yol açacaktır. Bu bakımdan önlem almak gerekebilir. Bu sebepten ötürü erken tanı ve teşhis ile birlikte alınacak önlemler hayati önem arz et]]> Huzursuz Bacak Sendromu Nasıl Geçer https://www.sendromlar.com/huzursuz-bacak-sendromu-nasil-gecer.html Fri, 28 Sep 2018 16:33:28 +0000 Huzursuz bacak sendromu nasıl geçer, Toplum da çok fazla sıkıntı olarak yaşanması ile birlikte tedavisinin nasıl yapılacağı konusunda herhangi bir adım atılmaz. Aslında anlatırken çok normalleşmiş bir hastalık olarak ifade Huzursuz bacak sendromu nasıl geçer, Toplum da çok fazla sıkıntı olarak yaşanması ile birlikte tedavisinin nasıl yapılacağı konusunda herhangi bir adım atılmaz. Aslında anlatırken çok normalleşmiş bir hastalık olarak ifade edilse de çok sık yaşanan rahatsız edici hastalıkların başında yerini almaktadır. Huzursuz bacak sendromu çoğunlukla dinlenirken ortaya çıkan bacaklarda yanma, huzursuzluk gibi durumlar ile kendini belli etmektedir. Bu etkiler ile birlikte bacaklarda aynı zamana iğnelenme, batma, uyuşma, karıncalanma ve şiddetli olarak hareket etme isteği ortaya çıkarır. İstemsizce karşı konulamaz derecede bacaklar oynatılır. Kadınlarda ve erkeklerde eşit oranlarda görülmekle birlikte toplumun %3-10 arasında bir seyir halinde kendini göstermektedir. Çoğunlukla ileri yaşlarda görülse de bile çocuklarda da karşılaşılan bir problemdir. Nedeni çok fazla bilinmemektedir. Beyin ile alakalı olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Sinirsel olarak karşımıza çıkar. Demir eksikliğinin de bu duruma neden olduğu ileri sürülmüştür. Nöropatik bir hastalıktır. Sinir zedelenmesi ile ortaya çıkar. Huzursuz bacak sendromunun belirtileri çoğunluk ile akşam saatlerinde ortaya çıkmaktadır. Kişi gün içerisinde fazla hareket ettiği için gün içerisinde bu sendromun farkına varamaz. Fakat vücut kendini ne zaman dinlenmeye çeker ise sendrom kendini belli etmeye başlar. Kişi bu durumu tarif edemeyebilir. Çünkü tarifi gerçekten zor olan bir sendromdur. 

Huzursuz bacak sendromu nasıl geçer

Sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte nedenleri arasında demir eksikliği, kansızlık, magnezyum eksikliği, B12 eksikliği, romatroid, şeker hastalığı gibi durumlarda ortaya çıkar. Hamilelik esnasında da yaşandığı bilinir fakat belirtileri hamilelikten sonra ortadan kaybolur. Bazı ilaçlarında bu sendromu tetiklediği ortaya çıkmıştır. Antidepresan ilaçları ile birlikte, lityum, kafein ve alkol de bu sendromu desteklemektedir. Parkinson hastalığı, fibromiyalji, kas hastalıkları, eklem ağrıları, dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı gibi durumlarda bu sendrom yaşanabilir. 

Huzursuz bacak sendromu nasıl geçer konusun da ilk olarak hastalığı tetikleyen maddelerin bulunarak bu maddeler ve vücudun ilişkisi incelenmelidir. Bu sendromu ortaya çıkaran maddeler ve gıdalardan uzak durulmalıdır. Alkol, kafein, nikotin gibi maddelerin kullanımlarından kaçınılmasında her zaman için yarar vardır. Huzursuz bacak sendromu yaşayan hastaların ilaçlarının da bu duruma etki edebileceği için ilaçlarının uzman doktor tarafından kontrolü sağlanmalıdır. Eğer bu ilaçlar sendromun artmasına etki ediyor ise yapılabilecek durumlarda bu ilaçlar kesilmelidir. Kansızlık, şeker hastalığı var ise tedavi edilmelidir. Uyku bozukluğu ile ilgili problemler yaşanıyor ise bir an evvel düzenli uyku düzenine geçilmelidir. Beslenme bozuklukları ile alakalı uzman bir doktordan bilgi alınarak beslenme düzeni de değiştirilmelidir. Huzursuz bacak sendromu nasıl geçer ile alakalı halen bir yanıt alınamadı ise bu konuda uzman bir doktor gözetiminde yeniden bir ilaç tedavisine başlanabilir.
]]>
Stockholm Sendromu https://www.sendromlar.com/stockholm-sendromu.html Sat, 29 Sep 2018 08:43:31 +0000 Stockholm sendromu, rehine olarak kaçırılmış bir kişinin rehin alan kişiyle diyaloğundan kaynaklanan duyguları kapsayan psikolojik durumdur. Bunlar sempati ve empati olarak gelişim gösterir. Psikiyatr Nils Bejerot tarafından tanım Stockholm sendromu, rehine olarak kaçırılmış bir kişinin rehin alan kişiyle diyaloğundan kaynaklanan duyguları kapsayan psikolojik durumdur. Bunlar sempati ve empati olarak gelişim gösterir. Psikiyatr Nils Bejerot tarafından tanımlanan Stockholm sendromunun neden olduğu sempati ve empati sonucunda oluşan psikolojik durumla birlikte aşağıdakiler gelişmeye başlar;
  • Rehin alınan rehin alanın duygularını anlar hale gelir
  • Rehin alınan rehin alanla özdeşleşir
  • Rehin alınan rehin alanın oluşturduğu zor ve kötü koşulları benimsemeye başlar, bunları savunarak rehin alan kişinin yanında olur ve yardım eder
  • Hayatta kalmanın etkisiyle rehin alınan rehin alanla beraber hareket eder.
Rehin alınan yaşadığı bu durumlar kendiliğinden aldığı kararla oluşmaz. Bunlar rehinenin yaşadığı şiddetten, anksiyeteden kaynaklanır. Bazı hallerde sadece rehin alma değil, aile içinde şiddet, tecavüz, siyasi baskı, dini baskı, taciz gibi etkenlerle Stockholm sendromu oluşabilir.

Stockholm sendromu nasıl tanımlanmıştır

Stockholm sendromuna adını veren Psikiyatr Nils Bejerot İsveç'tin başkenti Stockolm'de 1973 yılında yaşanmış bir olaydan esinlenmiştir. Olayda banka soyguncusunun bankadaki 4 görevliyi 6 gün tam 131 saat rehin tutması ve rehinelerden bir kadının banka soyguncusuna duygusal olarak bağlanması söz konusudur. Diğer rehinelerde banka soyguncusu lehine tanıklık etmiştir. Aralarında onun savunması içinde para toplamışlardır. Duygusal olarak soyguncuya bağlanan kadın serbest kalınca nişanlısından ayrılmış, soyguncuyu savunmuştur. Onu hapisteyken beklemiş ve kendisiyle evlenmiştir. Rehin alma sırasında basının kadınla konuşmasında; kendisinin polislerden korktuğu, aslında iyi vakit geçirdiğini söylediği görülmüştür. Gazetelerde bu görüşme banka soyguncusunun para çalmadığı, başkasının kalbini çaldığı yönünde ifadeyle yayınlanmıştır. Banka soyguncusu bu açıklamalarla sadece 8 yılda hapisten çıkmış, rehine kadınla evlenerek Tayland'a yerleşmiştir. Geçmişte Stockholm sendromu başka rehine olaylarında da yaşanmıştır.

Stockholm sendromu nasıl gelişir

Rehin alınan kişiler devamlı şiddet yaşadıklarından rehin alan kişiyle özdeşim yaşarlar. Kendileri yaşamda kalma stratejisi geliştirmek için uğraşırlar. Yaşamda kalabilmek için rehin alanla hareket etmeyi tercih ederler. Bu tamamen irade dışı gelişir. Buna şiddetin direkt bir sonucu denilebilir. Sonuçta travmatik bir süreç başlar. Rehin alan ilk olarak kurbanını köleye döndürmek ister. Bunun için üzerinde denetim kurmaya çalışır. Amacı onun suçu haklı bulmasını sağlamak, kendini suçlu olmaktan çıkarmaktır. Rehin alan için bu ruhsal bir gereksinimdir. Kurbanının kendisine minnet duymasını, sevmesini, saymasını ister. Kurbanında da ona karşı bir bağlılık oluşur. Sonuçta gönüllü bir kurban meydana gelir.

Stockholm sendromu kurbandaki yaşamda kalma içgüdüsü sonucunda oluşur. Kurban dış dünyadan soyutlanır, kendisine baskı kuran rehin alana bağlanır, ona bağımlı duruma gelir. Saldırgan kendisine iyilik yapsa, bunun en küçüğünü bile büyütür ve önemli bir hale getirir. Giderek olaylara saldırganın gözüyle bakmaya çalışır. Saldırganın yaptıklarına haklı anlamlar yükler, bunları doğru kabul eder. Saldırgandaki şiddet eğilimini dikkate almaz ve tehlikeyi de düşünmez. Kurban kişi bu ilişkiyi korumak ister. Bunu yaşamındaki en iyi ilişki olarak görür. Bu nedenle saldırgan kişiden ayrılmak onun için zor bir durum haline gelir.

Stockholm sendromunun gelişimini etkileyen unsurlar
  • Kişinin kaçırılması, esir kalınan süre ve yaşananların yoğunluğu
  • Rehin alınanın saldırgana yakınlık ve bağlılık durumu
  • Kaçırılan kişinin kendi ortamından ruhsal olarak ne derece uzaklaştığı
  • Yaşanan durumun kendine hassasiyeti
  • İzolasyon durumu
  • Düşmanca bir ortamda bulunma
  • Kişinin çaresizlik hissi
Rehin alınan kişide sonuçta travmatik infan]]>